28 Şubat’ta sıra sivil ayaklarda, operasyonlar an meselesi

04:0023/04/2018, Pazartesi
G: 23/04/2018, Pazartesi
Bülent Orakoğlu

28 Şubat Darbesi’nin BÇG üzerinden yalnızca asker ayağının yargılanması medya başta olmak üzere diğer sivil ayaklarına yönelik bir operasyon yapılmaması davada 21 müebbet hapis cezasına rağmen darbeci üst düzey askerlerin yaş ve sağlık nedenleriyle Yargıtay kararı kesinleşinceye kadar tutuklanmamaları kararı kamuoyunda tepki ile karşılanmıştı.Davaya müdahil avukatlarca Ankara 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’ne verilen dilekçede sanıkların tutuklanması talep edilmişti. 28 Şubat davasında mahkeme tutuklama

28 Şubat Darbesi’nin BÇG üzerinden yalnızca asker ayağının yargılanması medya başta olmak üzere diğer sivil ayaklarına yönelik bir operasyon yapılmaması davada 21 müebbet hapis cezasına rağmen darbeci üst düzey askerlerin yaş ve sağlık nedenleriyle Yargıtay kararı kesinleşinceye kadar tutuklanmamaları kararı kamuoyunda tepki ile karşılanmıştı.


Davaya müdahil avukatlarca Ankara 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’ne verilen dilekçede sanıkların tutuklanması talep edilmişti. 28 Şubat davasında mahkeme tutuklama taleplerini ‘’CMK’nin 101. maddesine göre“ yargılama sürecinde sanığın tutuklanmasına cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya re’sen mahkemece karar verileceği” savıyla reddetmişti. Yargı’dan gelen ikinci çok önemli ve o derece kamu yararına olan haber ise ülkemizde darbe süreçlerinde sivil unsurların kullanılmalarını engelleyen Türkiye’de darbeleri tamamen bitirebilecek suç ve ceza açısından gayet hukuki ve demokratik bir karara işaret ediyordu. Şüphesiz daha önceki yazılarımızda açıkladığımız gibi Ankara 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nin BÇG üzerinden asker sanıklara verdiği 21 müebbet kararı sonrasında sivil ayaklara yönelik operasyon startı verilmişti. Zira 28 Şubat Davası’nın ilk 65 celsesini yürüten Ankara 13.Ağır Ceza Mahkemesi bazı hakimler ve iddianameyi hazırlayan savcıların FETÖ ile iltisaklı olmalarından dolayı haklarında ağırlaştırılmış müebbet istenen sanık askerlerin tümünü 2013 Eylül, Ekim ve Kasım aylarında ‘tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmaları’’ sivil ayaklara yapılacak operasyonu kamuoyu nezdinde zayıflattığı için engellemişti. Bu durum davayı sulandırmaya yönelik bir FETÖ operasyonuna ve 28 Şubat’çılarla FETÖ arasındaki örtülü bir işbirliğine de işaret etmesi açısından da önemliydi.

FETÖ’nün 28 Şubat Davas’ına yönelik müdahalesi, 15 Temmuz başarısız darbe girişimi sonrasında HSYK tarafından alınan kararlar doğrultusunda (28 Şubat Davas’ına Ankara 13 Ağır Ceza Mahkemesi yerine Ankara 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nin atanması) engellenmişti. Bir dizi pozitif gelişmeler sonrasında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 28 Şubat’ın sivil ayaklarına yönelik soruşturma dosyasını yeniden başlatma kararı almıştı. Bu kritik karar sonrasında Terör Suçları Soruşturma Bürosu’nda görevli savcılar soruşturmayı medya ve yargı başta olmak üzere üniversiteler, STK, iş adamları ve provokatörler ve sivil kişiler olmak üzere 6 ayak üzerinden yürütme kararı almışlardı. Terör savcıları tarafından emniyete gönderilen talimatta ‘5. Ağır Ceza Mahkemesi’nin suç tarihi kabul ettiği eski Başbakan Necmettin Erbakan’ın istifa ettiği 18 Haziran 1997 esas alınacak. Buna göre, 28 Şubat’a giden süreçte 18 Haziran 1997’e kadar olan dönemde rol aldığı saptanan sivil darbeciler soruşturulacak. Bu nedenle Ankara Emniyeti’ne 28 Şubat MGK’sı ve Erbakan’ın istifasıyla sonuçlanan süreçte rol aldığı belirlenen sivil şüphelilerin isimlerinin tespiti istendi. ’’Terör savcılığının Emniyet’e gönderdiği talimat yazısında CUNTA’nın, 28 Şubat sürecinde bir kısım sivil toplum kuruluşunu, basın-yayın kuruluşlarını, üniversite görevlilerini, sermaye çevrelerini, bürokrasiyi, ‘silahsız kuvvetler’ diye görevlendirip ‘Bu defa işi (darbeyi) silahsız kuvvetler halletsin’ emri vererek, belirlenemeyen emirleri, hükümete dayatıp demokrasiye balans ayarı yaptırılarak, halkın seçtiği hükümet istifa ettirilerek, ‘Postmodern darbe’ gerçekleştirilmiş ve 18 Haziran 1997’de Türkiye Cumhuriyeti hükümeti düşürülerek, asker-sivil işbirlikçiler eliyle darbe gerçekleştirilmiştir’’ tespiti yapılmıştır. “Şüphelilerin ise 28 Şubat sürecinde 18 Haziran 1997 tarihine kadarki, cuntacı unsurların emirleri doğrultusunda hükümetin düşürülmesini sağlayan eylemlerinin ve tüm davranışlarının, yazılı-görsel, resmi-özel belgelerle tespiti ile hazırlanacak evrakın ivedilikle başsavcılığımıza gönderilmesi rica olunur” denmişti.

Başbakanlık Teftiş ve Devlet Denetleme Kurullarının, sivil ayaklarla ilgili yaptığı araştırma ve soruşturmalarda’’ paralel yargı organlarının 28 Şubat Medya’sının darbeci aktörleriyle Gezi ve 17/25 Aralık’ta ittifak halinde oldukları için 28 Şubat’ta sivil ayakların(darbecilerin)yargılanamadığı tespiti önemli sanırım. Zira 28 Şubat darbecileriyle 17/25 Aralık’çı cuntacılar seçilmiş Ak Parti iktidarını yasadışı yollardan alaşağı etmek üzere anlaşmışlardı. Bu konuda yapılan anlaşmaların bir kısmı BTK DDK tarafından tespit edilmişti. 28 Şubat’ın siyaset, medya ve sermaye ayağındaki başlıca isimlerle Pensilvanya’nın işbirliğinin zemini bu şekilde hazırlanmıştı. Aslında 28 Şubat’ın sivil ayaklarına yönelik 2012-2014 ve 2016 yıllarında savcılık talimatları sonucu güvenlik güçleri MASAK ve BDDK tarafından hazırlanan raporlar çok ayrıntılı bir şekilde günümüzde soruşturmayı yürüten terör savcılarının ellerinde bulunuyor. Darbenin finans ayağına yönelik olarak hazırlanan raporda; 100 kişilik listede yer alan Refah-Yol Hükümeti’nden istifa eden milletvekillerinin, medya yöneticilerinin ve bazı ünlü gazetecilerin mal varlığında çok önemli artışlar tespit edilmişti.

28 Şubat’ta sivil ayaklar konusunda terör savcılarının elinde her türlü belge ve bilgiler zaten hazır. Ancak duruşmalarda ortaya çıkan bazı konuların ve ihbarlar ile ilgili araştırmaların kısa zamanda bitirilmesi ve sonrasında sivil ayaklara yönelik operasyonlar an meselesi diyebiliriz.

#28 Şubat