28 Şubat Davası sahte CD ile mi açıldı? (1)

04:0018/05/2015, Pazartesi
G: 13/09/2019, Cuma
Bülent Orakoğlu

Emniyet İstihbarat Dairesi, 1997 yılı ilk aylarında, 28 Şubat Süreci'nde ''Millet iradesinin tecelli etmesi neticesinde, seçimle iş başına gelmiş REFAH- YOL iktidarını antidemokratik bir şekilde iktidardan uzaklaştıran, bütün devlet kurumlarını, sivil toplum kuruluşlarını, siyasi partileri, dernekleri, sendikaları ve ülkemizde milyonlarca insanı ideolojik olarak, Anayasa ve kanunlara aykırı olarak fişleyen, Türkiye'de darbe şartları oluşturmaya çalışan'', 28 Şubat Cuntası'nın bu amaçlarla hazırladıkları

Emniyet İstihbarat Dairesi, 1997 yılı ilk aylarında, 28 Şubat Süreci'nde ''Millet iradesinin tecelli etmesi neticesinde, seçimle iş başına gelmiş REFAH- YOL iktidarını antidemokratik bir şekilde iktidardan uzaklaştıran, bütün devlet kurumlarını, sivil toplum kuruluşlarını, siyasi partileri, dernekleri, sendikaları ve ülkemizde milyonlarca insanı ideolojik olarak, Anayasa ve kanunlara aykırı olarak fişleyen, Türkiye'de darbe şartları oluşturmaya çalışan'', 28 Şubat Cuntası'nın bu amaçlarla hazırladıkları darbe belgesini ve 'Batı Çalışma Grubu'nu' deşifre ederek, 'darbeyi' devlet hiyerarşisi içinde iktidara bildirmişti. Gerek, DZKK Komutanlığı Askeri Mahkemesi'nin, gerekse Ankara 2 No.'lu DGM'nin gerekçeli beraat kararlarında, BÇG belgesinin elde edilmesi ve iktidara ulaştırılmasına yönelik istihbarat operasyonunun, PVSK- Ek 7 maddesine göre gerçekleştirilen ''bir devlet görevi'' olduğu açıkça belirtilmişti.

1997'nin ilk aylarında Emniyet İstihbarat Dairesi'ne değişik kaynaklardan önemli belgeler ulaşmıştı. Bu belgelere göre, Genelkurmay Harekât Başkanlığı'nda, Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Çevik Bir'in emriyle Batı Çalışma Grubu (BÇG) ismiyle illegal ve hiyerarşi dışı bir oluşum meydana getirilmiş ve 'Batı Harekât Konsepti' emri yayınlanmıştı. Birimin başında Genelkurmay Harekât Başkanı Korgeneral Çetin Doğan vardı. Elde edilen belgelerden üçü özellikle dikkat çekiyordu. Birinci belge, 16 Nisan 1997 tarihli ''Laiklik Aleyhtarı Faaliyetler ''konulu ve Çetin Doğan imzalıydı. 29 Nisan 1997 tarihli ikinci belge ''Batı Çalışma Grubu'' konulu Çevik Bir imzalı olup eklerinde ''Günlük durum ve olay bildirim raporlama sistemlerinin nasıl yapılacağı"na dair ekler bulunuyordu. Üçüncü belge ise 5 Mayıs 1997 tarihli BÇG Bilgi ihtiyaçları konulu, Dz.K.K Kurmay Başkanı Koramiral Aydan Erol imzasını taşıyordu.

12 Eylül ve 28 Şubat darbelerine yargı yolunu açan 12 Eylül 2010 referandumu sonrasında, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 28 Şubat Darbesi'ni mercek altına almış ve ilk olarak ''Batı Çalışma Grubu'' soruşturmasını başlatmıştı. Soruşturmanın başladığı tarihten itibaren,28 Şubat Darbesi'nde mağdur olduğunu ifade ederek, Türkiye genelinde savcılıklara başvuran şikayetçi sivil toplum örgütleri, siyasi partiler kamu kurum ve kuruluşları ve kişilerin dilekçe eklerinde sundukları bilgi ve belgeler soruşturma yeri savcılığına gönderilmişti. Özellikle Genelkurmay Başkanlığı, savcılığın BÇG ile ilgili istediği belgelerden mevcut olanları, 6 Mart 2012, 14 Mart 2012 ve 3 Nisan 2012 tarihli yazılar ekinde savcılığa göndermişti.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı BÇG soruşturması sonrasında hazırladığı iddianamede; tüm şüpheliler için ''Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini cebren düşürmeye, devirmeye iştirak etmek'' suçlamasında bulunarak; ''Savcılığın talebi üzerine Genelkurmay Başkanlığı'ndan gönderilen belgeler, şüpheli ve şüpheli müdafilerinin Genelkurmay'dan talep ettiği belgeler ile MİT, MGK ve YÖK'ten gönderilen belgeler, TBMM Darbeleri Araştırma Raporları, Bakanlıklardan, kamu kurum ve kuruluşlarından ve vatandaşlardan soruşturma dosyası ile ilgili gelen belgeleri, Ergenekon ve Balyoz soruşturmalarında soruşturma dosyası ile ilgili belge ve şüphelilerin ifadeleri ve vermiş olduğu belgeler ile bir kısım şüphelilerin ikametlerinde yapılan aramalarda elde edilen belgeleri, TÜBİTAK'ta görevli üçlü bilirkişi oluşturularak alınan bilirkişi raporlarını'' delil olarak göstermişti.

Balyoz davasının esasını oluşturduğu iddia edilen 11 ve 17 numaralı CD'lerin sahte çıkması üzerine yeniden yargılanan 236 Balyoz sanığı beraat etmişti. Oda TV yazarı Müesser Yıldız ve Sözcü Gazetesi yazarı Saygı Öztürk arka arkaya kaleme aldıkları köşe yazılarında 28 Şubat davasının esasını oluşturan gözaltı ve tutuklamaların tek delili mahiyetindeki 5 numaralı CD'nin sahte olduğunu iddia ediyorlar.

İddialara göre, ''5 Numaralı CD 28 Şubat Sürecinde Yüksek Askeri Şura kararı ile ordudan ilişiği kesilen Tamer Tatar'a 19 Aralık'ta sahte bir isimle ve kargo aracılığıyla gönderilmişti. Tamer Tatar ise bir gün sonra kendisine gelen belgeleri ve iki adet CD'yi İstanbul Cumhuriyet Savcılığı'na teslim etmişti. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı da 1 gün sonra belge ve CD'leri incelemeden ''Balyoz ve Ergenekon soruşturmalarında elde edilen ve Tamer Tatar tarafından ibraz edilen belgelerle, dijital verileri 5 klasör olarak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na göndermişti. Saygı Öztürk ve Müesser Yıldız'a göre ''28 Şubat Davası bu şekilde elde edilen 'delillerle' (!!!!) açılmıştı. Yıldız köşe yazısında; bazı sanıklar ve sanık avukatlarının başvurusu üzerine 5 No'lu CD'yi özel olarak inceleyen Adli Bilişim Mühendisi Tuncay Beşikçi'nin raporuna göre bu CD'nin ' kabul edilebilir delil' niteliğinde olmadığı bildirilmişti. Haftaya devam edeceğiz.
#REFAH- YOL
#Orgeneral Çevik Bir
#BÇG
#Ergenekon