
Bölücü terör örgütünün, Hakkari Şemdinli’de 7 askerimizi ve 2 köy korucumuzu şehit etmesi üzerine bölgede güvenlik kuvvetlerince yapılan operasyonlarda 55 PKK’lı terörist etkisiz hale getirilmişti. Öncelikle terör kılıfı giydirilmiş bu menfur küresel saldırıda hayatını kaybeden şehitlerimize Allah’tan rahmet dilerken kederli ailesi ve Türk milletine başsağlığı dileklerimi sunuyorum. Ünlü şairimiz Mithat Cemal Kuntay ‘15 Yılı Karşılarken Şiiri’nin’ son mısralarında dile getirdiği "Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır" dizeleri İslami açıdan ve milli olarak şehitlik mertebesine erişmenin önemini vurgularken şair Yusuf Kaya’nın ‘Şehitler Ölmez Vatan Bölünmez’ şiirinde ise; Türk milletinin birlik ve beraberliğini sağlayan ‘vatan sevgisinin' önemi anlatılıyor. Yüce Kitabımız Kur’an-ı Kerim’de Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Allah yolunda savaşıp can verenlere, ölüler demeyin. Onlar diridirler, fakat siz farkında değilsiniz.”(Bakara-154)
Son Şemdinli saldırısı sonrasında yazar Yavuz Selim Demirağ 4 Kasım tarihli yazısında ‘’Türkiye’de 15 yıl öncesinde bitme noktasına gelen terörün askeri vesayeti sonlandırmak isteyen siyaset makamları tarafından azdırıldığını yazmış. Özellikle İddia ediyor demedim. Zira köşe yazısında kesin kanaat belirten cümleler yer almış. Yazar Demirağ'a göre terörün şımarıp, semirip bu hale getirilmesinin müsebbiblerinin ifşa edilmeleri de gerekiyor.’’ Sayın Demirağ'ın bu değerlendirmesi "Türkiye’de darbe mi yoksa terör mü, hangisini tercih edelim" gibi absürt bir soruya cevap aramamıza yol açtı. Şüphesiz millet iradesi ve siyasi istikrarı örseleyen ve yok eden bu iki seçeneği de kabul edemeyiz. Zira geçmişte özellikle yaratılan terör olayları darbelere sebebiyet verirken Anayasa'ya göre seçimle iş başına gelmiş iktidarlar, vesayetçi yapılar tarafından iktidardan uzaklaştırılmışlardı. Günümüzde PKK, FETÖ ve DEAŞ terör örgütlerini kullanan küresel güç NATO ve CIA’nın, Türkiye’nin toprak bütünlüğünü, siyasi istikrarını ve ulusal güvenliğini tehdit edecek faaliyetler içinde bulunarak, kalkışma ve darbelere destek vermekte bir sakınca görmediği ortaya çıkıyor. Bu proje ve senaryoların uzun yıllar öncesinde kurgulanmış olması siyasilerin de gerek terör gerekse darbe olaylarının mağdurları arasında yer almasına neden oluyor.
PKK’lı hainlerin, asker ve korucularımızı şehit ederken kullandığı silahların tümü Amerikan malı. Terör örgütü PKK’nın, ABD’nin DEAŞ ile savaşması için YPG’ye verdiği AT-4 anti tank füzesiyle askerlerimize saldırdığı yetkililerce açıklandı. Etkisiz hale getirilen teröristlerin yanlarında tanklara, zırhlı araçlara ve helikopterlere karşı kullanılan etkili silahlar ele geçirildi. Ayrıca, sisli hava ve kötü hava koşullarından faydalanarak sınırdan Türkiye’ye sızmaya çalışan ve öldürülen PKK’lıların, İHA ve termal kameralardan korunmak için kendilerine naylonlu ve çuvallı şemsiye yaptıkları da ortaya çıkmıştı. Uzmanlara göre teröristlerde ele geçirilen silahların, yeni nesil ve gelişmiş, hafif, gerilla ve şehir savaşlarında kullanılabilecek teknik özelliklere sahip olması birçok açıdan çok önemli. Zira PKK’yı Türkiye’ye karşı açık olarak destekleyen ABD ve İsrail ikilisi, Barzani ve PEŞMERGE’yi tasfiye ederken PKK’yı belli merkezlerde düzenli ordu şeklinde eğitip örgütlemesi ve zırhlı araçlarla donatması PKK’nın Kuzey Irak’ta faaliyetlerin yoğunlaştırması yönünde teşvik edildiğini ortaya koyuyor. Bu durum PKK’nın Irak’ın kuzeyinde büyüme ve Türkiye’de faaliyetlerini yoğunlaştırması Şemdinli benzeri saldırıları Türkiye içinde planlamaya çalıştığının işaretlerini veriyor. ABD ve İsrail, bu kez PKK/PYD üzerinden DEAŞ ve FETÖ’yü de kullanarak Büyük Kürdistan’ı kurma peşinde görünüyor.
PKK, ‘İran, Irak ve Türkiye’nin ulusal güvenliği ve çıkarları’ açısından 3 ülke içinde müşterek bir tehdit haline geldi. Bu nedenle PKK’ya karşı bir mücadele konsepti geliştirilebilir. İran’la aynı anda Kandil’e Irak’la aynı anda Sincar’a PKK’yı etkisiz hale getirmek için müşterek operasyonlar yapılmasında fayda vardır. Ancak Türkiye Suriye ve Irak’taki terör kampları ve yuvalarını bir an önce vurma kararlığında görünüyor. Bu nedenle Irak ve İran’ın müşterek operasyona geç karar vermeleri veya ayak diremeleri durumunda gerek Kandil gerekse Sincar ve Afrin. Ülkemizde terörü yaratan tüm iç ve dış merkezleri Türkiye ’bir gece ansızın vurabilir.’
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.