IŞİD Ortadoğu"da Kürt-Türk ittifakına yönelik bir tehdit mi?

00:0022/09/2014, Pazartesi
G: 12/09/2019, Perşembe
Bülent Orakoğlu

IŞİD"in elinde rehin tutulan Musul konsolosluk görevlilerinin sağ salim başarılı bir MİT operasyonu ile kurtarılması, Türkiye"nin güçlü ve büyük bir devlet olduğunun en önemli göstergesidir. Türkiye"nin gözü aydın olsun.Ortadoğu"da IŞİD ile başlatılmak istenilen yeni dönemin, çözüm sürecine ve Ortadoğu"da, Kürt-Türk ittifakına karşı potansiyel tehdit oluşturup oluşturmadığı konusunda, Türkiye"de yetkililerce alınacak karar ve tedbirlerin, ABD"nin bu konuda açıklayacağı yeni yol haritasına göre değerlendirileceği

IŞİD"in elinde rehin tutulan Musul konsolosluk görevlilerinin sağ salim başarılı bir MİT operasyonu ile kurtarılması, Türkiye"nin güçlü ve büyük bir devlet olduğunun en önemli göstergesidir. Türkiye"nin gözü aydın olsun.

Ortadoğu"da IŞİD ile başlatılmak istenilen yeni dönemin, çözüm sürecine ve Ortadoğu"da, Kürt-Türk ittifakına karşı potansiyel tehdit oluşturup oluşturmadığı konusunda, Türkiye"de yetkililerce alınacak karar ve tedbirlerin, ABD"nin bu konuda açıklayacağı yeni yol haritasına göre değerlendirileceği anlaşılıyor. Türkiye, ABD"nin IŞİD ile mücadele stratejisi ile ilgili çekincelerini, Galler"de yapılan NATO zirvesinde Obama"ya ve kısa aralıklarla Türkiye"yi ziyaret eden, ABD savunma ve dışişleri bakanlarına iletmişti.

Başbakan Davutoğlu"nun hükümet programında yer alan "''Çözüm süreci, bölünmenin değil birleşmenin, küçülmenin değil büyümenin, parçalanmanın değil bütünleşmenin ve kalıcı bölgesel güç olabilmenin yegane anahtarı konumundadır"'' ifadeleri hükümetin çözüm sürecindeki kararlığını ve perspektifini ortaya koyuyor.

Öcalan"ın çözüm sürecinin hükümet programında yer almasını kalıcı barış için tarihi bir adım olarak nitelemesi, çözüm sürecine yönelik ülke içinden ve Ortadoğu"dan gelen ve gelebilecek tehdit ve provokasyonların her iki tarafın da özverili olarak, kırmızı çizgilerini zorlamasıyla aşılabileceği gerçeğini ortaya koyuyor.

SDE Başkan Danışmanı Orhan Miroğlu"nun Star Gazetesi"ndeki son köşe yazısında belirttiği "Yeni Türkiye"nin ve restorasyonun yolu, Erbil, Rojava ve Diyarbakır"dan geçer tespiti" hükümet ve Öcalan tarafından yapılacak karşılıklı olumlu ve pozitif hamlelerin yapılması halinde, KÜRT-TÜRK kardeşliğini ve gücünü pekiştirecek çok doğru bir yaklaşım olarak görünüyor. Örneğin PKK"nın, Türkiye içinde silah bırakma kararı almasına karşın, Türkiye"nin Ortadoğu"da Kürt gruplara ağabeylik yapması gibi.

Hükümet kaynakları tarafından, Haziran 2015 Genel Seçimleri öncesinde, çözüm sürecinde büyük finalin yapılabileceği belirtiliyor. Yeni Türkiye"nin, Batı"nın, Ortadoğu"da Kürt gruplar üzerinde IŞİD ile mücadele bahanesiyle yeniden inisiyatif alma stratejisi ve taktiklerini boşa çıkaracak hamleleri yaparak, bu yönde inisiyatifi, kendi lehine çevirebilecek, Ortadoğu"da KÜRT-TÜRK ittifakını sağlamlaştıracak kararlı adımları bir an önce atması gerekiyor. Çünkü geçmişte 8.Cumhurbaşkanı Özal döneminde Kuzey Irak"taki Kürt liderler Barzani ve Talabani Türkiye"nin etkisi ve kontrolünden çıkarılarak, çözüm sürecine yapılan çeşitli provokasyon ve eylemler ile süreç bitirilmişti.

13.Mart 1992 tarihinde yapılan MGK toplantısında, Eşref Bitlis, PKK terörünün bitirilmesi ve Kürt sorununun çözümü konusunda genel af da dahil olmak üzere siyasal ve sosyal çözümleri içeren öneri paketlerini sunmuştu. Bu paketler, Özal"ın bilgisi dahilinde hazırlanmıştı. Gergin geçen toplantı sonrasında çözüm için "''Kale Plan"ı çerçevesinde hareket edilmesi kararı alınmıştı. Plan çerçevesinde ABD ile çok yakınlaşan, Barzani ve Talabani"yi tekrar Türkiye"nin yanına çekme görevi Eşref Bitlis ve Özal"a verilmişti. Ancak Eşref Bitlis"in, 17 Şubat, Turgut Özal"ın 17 Nisan 1993 yılında şüpheli ölümleri ve 24 Mayıs"ta silahsız ve korumasız 33 erin PKK tarafından şehit edilmesiyle çözüm süreci rafa kaldırılmıştı.

17 Eylül 1998 tarihli Washington Anlaşması, Kuzey Irak"taki Kürt liderleri bir araya getirmiş KDP lideri, Mesut Barzani, KYB lideri Celal Talabani ve ABD adına dönemin Dışişleri Bakanı Madeleine Albright tarafından imzalanmıştı. Bu anlaşma ile Kuzey Irak Kürt liderlerinin hamisi değişmiş, Türkiye"nin yerini ABD almıştı.

Ancak, Türkiye"de çözüm sürecinin getirdiği olumlu ve pozitif psikolojik ortamın, Ortadoğu"ya taşması veya yansıması sonucu, Barzani petrollerinin, Türkiye üzerinden taşınması ve pazarlanması, Barzani ve Erdoğan arasındaki

iyi ilişkiler, Ortadoğu"da Kürt-Türk ittifakının siyasi ve ekonomik alanlarda başlayarak her alanda gelişme potansiyeli göstermesi

dengeleri tekrar Türkiye lehine çevirmişti.

ABD medyasının, IŞİD ile ilgili, Türkiye yönelik asparagas haberlerine karşın, IŞİD ile mücadelesinin PKK"ya prestij kazandıracağına hatta PKK"nın terör örgütleri listesinden çıkarabileceğine, İncirlik"teki ABD 39. Kanat Hava Üssü"nün, Erbil"e taşınacağı yönünde manşetten verilen haberler kuşkusuz bir yönü ile taktiksel, diğer yönü ile kasıtlı ve asparagas haberler olarak görünüyor. Ancak Fransa ve Almanya"nın bu sıralar sıklaştırdıkları Erbil ziyaretlerine de dikkat edilmesi gerekiyor.

Türkiye"nin IŞİD örgütüne silah yardımı yaptığına yönelik kara propaganda, bugünlerde Türkiye"nin IŞİD"ten petrol aldığı, sınırdan geçiş kolaylığı sağlandığı ve yaralı militanların Türkiye"de tedavi edildiği yalanı ve iftirası ile bir ucu içeride diğer ucu dışarıda olan şer koalisyon tarafından bütün hızıyla sürüyor. Bu çirkin ve asparagas iddialar, ABD medyası ve CHP, Hatay milletvekilleri tarafından yazılıyor ve dillendiriliyor. ABD medyasının başını çektiği bu iddiaların Türkiye"nin IŞİD ile mücadelede çekirdek koalisyona aktif destek yerine sınırlı insani destek vereceğini açıklaması sonrasına denk gelmesi ise oldukça manidar görünüyor.

Ancak, Türkiye"yi IŞİD ile ilişkilendirmeye yönelik uluslararası kumpasın, arka planda bu örgüte destek veren ve yöneten ülkeleri kamufle etme amacına yönelik olduğu aşikar.