
1973 yılı Eylül ayı’nda görevli olduğum İstanbul Emniyet Müdürlüğü tarafından Rodos –Tel Aviv-KÜDÜS hattında düzenli sefer yapan ve yolcu taşıyan Türk gemisinde koruma amiri olarak görevlendirilmiştim. Zira bu hat üzerinde sefer yapan tüm yabancı bandıralı gemiler gibi Türk Gemileri de terörist! saldırıların hedefindeydi. Bu görev, Önleyici Güvenlik Hizmetleri doğrultusunda Bakanlıkça yapılan geçici bir görevlendirmeydi. Terörist saldırıları yapması muhtemel olan terör örgütü ise Yaser Arafat tarafından kurulan EL-Fetih Komandolarıydı.
Atatürk 1937 tarihinde TBMM’de yaptığı tarihi konuşmada; ‘’İslam dünyası ve Türkiye için büyük bir öneme sahip Kudüs ve Mescid-i Aksa üzerinde BATI tarafından oynanan oyunlara asla müsaade etmeyeceklerini belirtmişti. İki Cihan Peygamberi Hz.Muhammed (SAV) efendimizin son arzusu olan mukaddes toprakların, daima İslam hâkimiyetinde kalmasını temin için hemen bu gün kanımızı dökmeye hazırız. Avrupa’nın bu mukaddes yerlere temellük etmek için yapacağı ilk adımda bütün İslam âleminin ayaklanıp icraata geçeceğinden şüphemiz yoktur“ demişti. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bu açık emrine rağmen, Türkiye’nin 70 li yıllarda Askeri Vesayet döneminde görevli komutanların Filistin’e bakış açısı, Amerika gözüyle veya etkisi ile hareket ettiklerinin işaretlerini mi taşıyordu? Üstelik 12 Mart 1971 Darbesi’nde MİT Müsteşarının Fuat Doğu olduğu düşünülürse durum daha iyi anlaşılıyordu sanırım. Zira Fuat Doğu’nun ‘Ben MİT Müsteşarlığı yapmadım. CIA’nın Şube müdürlüğünü yaptım’ şeklindeki ifadesi güvenilir kaynaklarca iddia edilmişti. Bu iddia doğruysa TSK içindeki darbeci askerler Atatürk’ü dinlemek yerine ABD’yi tercih etmiş oluyorlardı.
İsrail’in dünyanın muhtelif ülkelerinde yaşayan Yahudileri bir proje çerçevesinde, çeşitli vaatlerle İsrail’e getirerek Filistin’den gasp edilen topraklarda yeni yerleşim birimleri ihdas ederek yerleştirme stratejisi Balfour Deklarasyonu doğrultusunda 1917’den günümüze durmaksızın devam ediyor. İngiltere Dışişleri Bakanı Balfour’un Birinci Dünya Savaşı’nın üçüncü yılında Siyonist hareketin önde gelen figürlerinden Rothschild’e hitaben yazdığı “Filistin topraklarında Yahudiler için bir vatan vadeden” mektup, tarihe “Balfour Deklarasyonu” olarak geçti. Deklarasyon, İsrail devletinin kurulmasına giden süreçte en önemli kilometre taşı olarak görülüyor. Pek çok Arap kanaat önderi Balfour Deklarasyonunu 1948’de yaşadıkları ve NAKBA olarak adlandırdıkları büyük felaketin tetikleyicisi olarak gördü, hala daha da görmeye devam edenler çok. Tüm dünyadaki Yahudilerin, İsrail’e göç etmesi için” çalışmalar yürüten Uluslararası Yahudi Hristiyan Kardeşliği (IFCJ) 25 yıl boyunca işgal topraklarına 730 bin Yahudinin yerleşmesine aracılık etti. Halihazırda 26 ülkede faaliyet gösteren IFCJ ekonomik sıkıntı çeken Yahudiler için öngörü turları düzenliyor, ücretsiz ulaşım, yerleşim sonrası mali yardım sunuyor.
ABD’nin bu kararı tamamıyla Rusya ve bölge ülkeleri Türkiye ve İran üçlüsünün inisiyatifiyle başlatılan ASTANA SÜRECİ sonrasında Suriye’de yaşanan ateşkes ve barış sürecini bozma ve baltalamaya yönelik bir girişimdir. Bu karar ile Astana Sürecinden dışlanan ABD zaten terör ve savaşla kaynayan bölgede gerginlik ve çatışmaları tetikleyecek fitili ateşlemek istemektedir. Trump bu hamleyle tekrar Ortadoğu’da söz sahibi olmayı amaçlamaktadır. Zira ABD, uzun yıllardan bu yana Ortadoğu ‘da bilhassa Suriye iç savaşında, böl, parçala, yönet stratejisiyle hareket etmiştir. Ancak Suriye iç savaşında Türkiye,İran ve Irak’ın birlikte hareket etmesi Rusya’nın da destek vermesi ABD’nin bölgede savaş planlarına büyük darbe vurmuştur.
Cumhurbaşkanı Erdoğan bazı Arap ülkeleri liderlerinin anlamlı suskunluğu karşısında Müslüman ülkeleri cesaretlendirecek, ABD ve İsrail’i kınayan ve telin eden açıklamalarına devam ediyor. Bu durum karşısında birçok Müslüman ülkede Erdoğan’a karşı bir sevgi seli oluşmaya devam ediyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan yaptığı açıklamalarda; ’’Amerika’nın Kudüs ile ilgili kararının bizim nazarımızda hiçbir hükmü ve geçerliği yoktur. Kudüs’ün kaderi 1967’den beri hiçbir ahlak ve hukuk tanımadan Filistinlilerin topraklarını gasp eden işgalci İsrail’in ellerine bırakılamaz. Kudüs bizim gözbebeğimizdir. Kudüs bizim kıblemizdir. Kudüs bizim için ve 1,7 milyarlık İslam aleminin kırmızı çizgisidir. Mekke ve Medine ne ise diğer yarısı da Kudüstür’’ dedi.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.