
Cemal Kaşıkçı’nın İstanbul Suudi Arabistan Başkonsolosluğu’nda öldürüldüğü nihayet Suud yetkililerince açıklandı.
Neredeyse iki haftaya yakın bir süre Kaşıkçı’nın aynı gün konsolosluktan ayrıldığı yalanına sarılan Suudi Arabistan’ın planları Türkiye tarafından bozuldu. Cinayetin arka planı ile birlikte aydınlatılması için çok ciddi bir irade ortaya koyan Türkiye gerek infaz sürecinde gerekse olay sonrasında titizlikle yapılan araştırma ve incelemeler sonucu elde ettiği bazı delillerle Suudi Arabistan’ı itirafa zorlamıştı. Kaşıkçı’nın Türkiye Suudi Arabistan Başkonsolosluğu’nda vahşice katledilmesinin önceden planlanan organize bir eylem olduğu, ölüm emrini Veliaht Prens M.bin Selman’ın verdiği yönünde neredeyse Türkiye ve dünya kamuoyunda genel bir kanaat mevcut. Pazartesi günkü yazımızda M.bin Selman’ın Trump’un Ortadoğu danışmanı ve damadı Kushner ile kurduğu ilişkiler ve bu ikilinin CIA bağlantılarını deşifre etmiştik. M.bin Selman’ın saray darbesiyle veliaht prens olması sonrasında başlattığı sözde yolsuzluk operasyonunda gözaltına alınan prensler ve işadamlarının listesi ve mal varlıklarına ait bilgiler Amerikan istihbaratı üzerinden Kushner tarafından veliaht Prens M.bin Selman’a iletilmişti. Bu operasyon açık bir CIA operasyonuydu. Gözaltına alınan prensler ve üst düzey zevat ve iş adamlarından 35 milyar dolar elde edilmişti. Bu kez yine aynı yöntemle Kaşıkçı’nın da isminin bulunduğu bir suikast listesinin Kushner tarafından Prens Selman’a verildiğine yönelik iddialar Teksas vekili Castro tarafından iddia edilmişti. Castro Kongre’yi göreve çağırarak bu konuların araştırılmasını istemişti.
Aslında Amerikan İstihbaratının Kaşıkçı’nın kaçırılıp infaz edileceğinden haberi olup olmadığına yönelik iki senaryo dillendiriliyor. İlk senaryoya göre; ‘’Cemal Kaşıkçı’nın kaybolmasından önce Suudi yetkililerin muhalif gazeteciyi yakalamak üzere kendi aralarında yaptıkları görüşmeler Amerikan istihbaratının dinlemesine takıldı. Haberde söz konusu görüşmelerde Suudi yetkililerin Kaşıkçı’yı kandırarak Suudi Arabistan’a getirmeyi ve burada ele geçirmeyi planladıkları belirtildi.’’ Bu senaryoda Suudi yetkililerin Kaşıkçı’yı sorgulamak için mi yoksa öldürmek için mi yakalamak istediği bilinmiyor. Bilinen ise ABD istihbaratının Kaşıkçı’ya bu konuda bir bilgi vermediği gerçeği. Zira Kaşıkçı bu konuda uyarılsaydı bile bile ölüme gitmezdi herhalde! ABD istihbaratı bir şekilde Kaşıkçı’nın kaçırılacağı veya öldürüleceği yönünde bir istihbarat almışsa bu durumu Kaşıkçı’ya bildirmekle yükümlü ve sorumlu olarak telakki ediliyor. ‘’Amerika’da istihbarat kurumlarının 2015 tarihinde imzalanan bir direktif uyarınca, kaçırılabilecek, ciddi şekilde yaralanabilecek veya öldürülecek kişileri uyarma görevi vardır.Bu yükümlülük kişinin ABD vatandaşı olup olmadığına bakılmaksızın geçerlidir.’’ İkinci senaryoya göre; cinayet CIA içindeki derin yapının kontrolünde küre ittifakı ve ideolojisi çerçevesinde siyonist faaliyet ve planlarını önleme gayreti içinde bulunan hedef ülke veya kişileri hedef alan KAOS ve suikast timleri tarafından işlenmişti. CIA, GIP, MOSSAD işbirliği söz konusuydu. Bu senaryoya göre ABD Başkanı Trump’ın olaydan haberi olmadığının söylenmesi doğru değildi. Zira Trump’ın emriyle ABD istihbaratı Cemal Kaşıkçı’yı EL-Kaide ile irtibatlı göstermeye çalışmış ancak başarılı olunamamıştı. Ancak Cemal Kaşıkçı Suudi medyası tarafından M.b Selman’a yönelik eleştirileriyle nedeniyle değil Trump’a yönelik eleştirileri nedeniyle yasaklanmıştı. Cemal Kaşıkçı Amerikalıların ‘emolce’ olarak adlandırdıkları şey için ABD Başkanı Trump’ı gerek televizyonlarda gerekse köşe yazısında kıyasıya eleştirmişti. ABD Anayasası, başkan ve diğer hükümet yetkililerinin, ofisten yararlanmalarını açıkça yasaklamaktadır. (Aslında Donald Trump’ın her gün emolce maddesini ihlal ettiği doğru ya da anayasal değildir) Bu durum ABD ara seçimlerine günler kala Trump, Kushner ve M.b.Selman’ı ciddi anlamda rahatsız etmişti. Üstelik Trump’un eski avukatı Cohen’in FBI ile anlaşarak itirafçı olması Trump’ın porno filmlerinde rol alan Stormy Daniels’a bu ödemeyi kampanya parasıyla yaptırdığını itiraf etmesi Trump açısından sıkıntılı günlere işaret ediyor.
Suudi Arabistan’ın cinayeti kabul ederek Kaşıkçı’nın bütün veya parçalanmış cesedini ortaya çıkarmamakta direnmesi cinayetin üzerinde hep bir sis perdesi kalmasına neden olacak. Türkiye sis perdesi kalmayacak şekilde bu cinayeti aydınlatmaya çalışıyor. Suudi heyetinin bu konuda Türkiye ile bilgi paylaşması veya güvenlik güçlerimizin Kaşıkçı’nın cesedini veya ceset parçalarını bulmaları operasyonun tam başarıya ulaşması aşısından elzem görünüyor.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.