Kennedy suikastından sonra sıra Trump’ta mı?

04:0030/10/2017, Pazartesi
G: 18/09/2019, Çarşamba
Bülent Orakoğlu

Amerika’da, ‘Komplo teorisi ve komplo teorisyeni’ teriminin 1960’lı yıllarda CIA tarafından, CIA ile ilişkili binlerce medya kuruluşunun kullanılmasıyla dolaşıma sokulduğu ciddi akademik çalışmalarla ispat edilmiş gerçeklere işaret ediyor. ‘’Komplo teorileri’’ terimi başlangıçta, Kennedy suikastı soruşturulurken halka karşı yürütülen bir psikolojik savaş operasyonuydu. Ancak 19 yıl sonra aynı güçler tarafından, 11 Eylül gerçeğinin arka planını örtme amacıyla kullanılması,’’Demokrasiye karşı Devlet

Amerika’da, ‘Komplo teorisi ve komplo teorisyeni’ teriminin 1960’lı yıllarda CIA tarafından, CIA ile ilişkili binlerce medya kuruluşunun kullanılmasıyla dolaşıma sokulduğu ciddi akademik çalışmalarla ispat edilmiş gerçeklere işaret ediyor. ‘’Komplo teorileri’’ terimi başlangıçta, Kennedy suikastı soruşturulurken halka karşı yürütülen bir psikolojik savaş operasyonuydu. Ancak 19 yıl sonra aynı güçler tarafından, 11 Eylül gerçeğinin arka planını örtme amacıyla kullanılması,’’Demokrasiye karşı Devlet Suçları faillerinin günümüze değin korunup kollanmalarına yol açmıştı. Emperyalist güçlerin istihbarat, İKK ve psikolojik harp birimlerinin, insanlığa karşı işlenen soykırım, kimyasal silah ihlalleri ve diğer suçlarının araştırılmasında gerçeğe ulaşılmasını engelleme amacıyla sosyal medya platform’larını yazılı ve görsel medya gruplarını asparagas iddia gerçek dışı olaylar ve algılarla manipüle etme faaliyetleri ne yazık ki günümüze değin gayet başarılı olmuştur. Cambridge Üniversitesi’nin komplo teorilerinin demokrasi üzerindeki etkilerini araştırma projesinde önde gelen bir araştırmacı olan John Naughton, Kennedy suikastının ve 11 Eylül’ün korkunç büyük yalanlar olduğunu hemen hemen kabul ediyor. Her iki olayı da araştıran binlerce gazeteci veya araştırmacı tabiri caizse bir bataklığın içine saplanmış ruh hali içinde kalıyor. Zira örnek olarak verdiğimiz her iki olay da tarihin akışını değiştirebilecek cinsten küresel kumpas ve komplolara işaret ettiğinden kurguların profesyonelliği dikkatli gözlerden kaçmıyor.


Örneğin Kennedy Suikastı ile ilgili olarak en az 20 ayrı senaryodan bahsedilmektedir. Her senaryonun kendine özgü çarpıcı bir bakış açısı var. Yazıyı kaleme almadan önce Kennedy suikastı ile medyada köşe yazılarını araştırdığımda bazı yazarların kendi analizi ile uyum sağlayan bir senaryoyu kaleme aldıkları anlaşılıyordu. Ancak takdir edersiniz ki bu senaryolardan birine takılıp kalmanız sizi gerçeklere ve asıl faillere ulaştırmaz. Dolayısıyla kamuoyunu ve okuyucunuzu yanlış bilgilendirmiş olabilirsiniz. O halde gerek Kennedy suikastı gerek 11 Eylül saldırılarını gerçekleştiren devlet içi ve dışı aktörlerinin psikolojik savaş operasyonlarının bir parçası olmamak için ne yapmalıyız? Bu konuları araştırmamalıyız mı şüphesiz hayır? 1962 yılında Dallas’ta gerçekleştirilen Kennedy suikastını ele alacak olursak bu suikast ile ilgili olarak resmi kaynaklardan yapılan açıklamalarda 1992 yılında ABD Kongresi’nde suikast’la ilgili 5 milyon sayfadan oluşan tüm kayıtların ‘Ulusal Arşiv’e’ gönderilmesine karar veren’ Kennedy Suikastı Kayıtları Yasası’ kabul edilmişti. Bu yasaya göre, arşivler üzerindeki gizliliğin 25 yıl sonra kaldırılması zorunluydu. Bunun tek istisnası ise mevcut Başkan’ın bu duruma karşı çıkmasıydı.

Arşivlenen bu kayıtların yüzde 88’lik bölümü hiçbir gizlilik içermiyor. Yine halka açık olan yüzde 11’lik bölümden ‘hassas bölümler’ çıkarılmış. Kalan yüzde 1’lik bölüm ise tamamıyla gizliydi. Bu duruma göre kamuoyu ile paylaşılmamış 35-50 bin sayfa arasında gizli belge bulunuyor. 1992 yılında çıkartılan Kennedy Suikastı Kayıtları Yasası gereği, çoğunluğu FBI ve CIA’ya ait milyonlarca belgenin 25 sene içerisinde kamuyla paylaşılması gerekiyordu. Bu süre 26 Ekim’de doldu. Süre dolmadan önce Trump Kennedy suikastı ile gizli belgelerin tamamının açıklanacağını açıklamıştı. Ancak Trump, 50 bin gizli belgeden 2891 sayfanın yayınlanmasına izin vermişti. Geri kalan diğer belgelerin tamamı ise ‘ Amerikan’ın Ulusal Güvenliği’ne geri dönülmez zararlar verebilecek bir durum ‘nedeniyle CIA ve FBİ tarafından 26 Nisan 2018’e kadar kısmi düzeltmeler olmakla birlikte kayıtların paylaşılacağı bildiriliyor.

Amerika’da Ulus devletçiler ile Küreselciler arasında devam eden savaş ABD sınırlarını aşarak günümüzde de devam ettiriliyor. Pentagon, FBİ Trump’un yanında yer alırken, CIA ve FETÖ Küreselciler safında yer alıyor. Trump’u Rusya ile işbirliği iddiasıyla sıkıştıran CIA’ya karşı Trump Kennedy Suikastı gizli belgelerini açıklamakla tehdit ediyor. Ancak, 1962’de seçilip 1963 Kasım’ın da küreselcilerin suikastı ile öldürülen ABD’nin 35’nci Başkanı John F.Kennedy ile aynı akıbeti paylaşmasının Trump’tan kurtulmanın en kestirme yol olacağı ABD Kamuoyunda açıktan dillendiriliyor ve yazılıyor. 16 ABD Başkanı ve Cumhuriyetçi Parti’nin ilk başkanı olan Abraham Lincoln zencilerin oy hakkını savunan konuşmasından 3 gün sonra 14 Nisan 1865 günü tiyatro’da başının arkasından vurulmuştu. Amerika’da 2 Cumhuriyetçi başkanın siyasi suikast’lara kurban gitmesi ardından Cumhuriyetçi Trump’un da aleni öldürülmekle tehdit edilmesi sıra Trump’ta mı sorusunu sormamıza neden olurken ABD’de Pentagon ve CIA arasında yaşanan savaşı ve bu savaşın Suriye ve Irak’taki olumsuz neticelerini gözler önüne seriyor.

#Kennedy
#Donald Trump
#ABD
#Abraham Lincoln
#Pentagon
#FBİ