
Türkiye’de büyük tartışma yaratan hükümet ile McKinsey arasındaki anlaşma, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak tarafından geçen hafta Perşembe günü New York’ta açıklanmıştı. Bakanlık kurulacak ‘’Kamu Maliyesi Dönüşüm ve Değişim Ofisi’nin’’ McKinsey’den danışmanlık hizmeti alacağını açıklamıştı. Ön anlaşmaya göre ’’söz konusu danışmanlığın, hiçbir icra fonksiyonu ve yetkisi olmayacaktır.
Çalışma alanı tek taraflı ve dünyadaki en başarılı modellerin Türkiye’ye kazandırılmasıyla ilgili sınırlı olacaktır. Türkiye’de ilk defa hayata geçirilecek böyle bir ofisin en doğru modelle kurgulanması sonrasında güçlü ve yerli insan kaynağı ile kamuda büyük bir değişim ve dönüşüm süreci başlayacaktır.’’ McKinsey özel ve kamu sektörüne hizmet sunan, dünyanın en büyük yönetim danışmanlığı firmaları arasında yer alıyor. ABD merkezli firma, dünya genelinde 60’tan fazla ülkede ofisi ve toplamda 10 binden fazla çalışanı var. Türkiye’de Ankara ve İstanbul’da olmak üzere 2 ofisi bulunuyor. Her ne kadar McKinsey firmasının Türk kamuoyunda bilinmediği yönde tezviratlar yapılıyorsa da 1980 yılında Türkiye’nin AB başvurusunu şekillendirmede, 1995’te Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’na 2001-2004 ekonomik krizi sonrası TMSF’ye yönelik danışmanlık hizmeti verdiği biliniyor.
McKinsey’in yönetim danışmanlık hizmeti verdiği Enron’un batması, şirketin gerçeği yansıtmayan finansal bilgiler ile oluşturulmuş mali tabloların sahtekarlık yapılmak suretiyle hem kamuoyu hem de hissedarların yanlış bilgilendirilmesi ve şirketin olması gerekenden çok daha değerli ve karlı gösterilmesi sonucu gerçekleşmişti. Skandalın ortaya çıkması hem Amerika’da hem de dünyada etkili oldu. ABD’de 4500, dünyada 85.000 kişi işini kaybetti. Skandal Enron’un da aralarında bulunduğu sermaye piyasalarına, üst düzey yönetimlere, finansal raporlara, bağımsız denetim sistemine ve denetçilere karşı uluslar arası kamuoyunda bir güven sorununa yol açtı. McKinsey bu durumdan denetim firması Arthur Andersen’i sorumlu tuttu. Şüphesiz McKinsey de uluslar arası arenada güven sorunuyla yüz yüze kalmıştı.
Diğer taraftan McKinsey 2003 yılından beri İsviçre’nin Davos kasabasında her yıl yapılan Dünya Ekonomik Forumu’nun stratejik ortaklığını yapıyor. Danışmanlık şirketi zirvede tartışılacak konu başlıklarından konuşmacı ve katılımcıların belirlenmesine kadar perde arkasından organizasyonun yapılmasında kilit rol oynuyor. Bu durum McKinsey’in küresel sermaye veya derin yapılarla ilişkisini açık etmesi açısından önemli. Türkiye’deki iktidarı darbeler yoluyla yıkıp iç savaş çıkarmak isteyen Amerika bu kez dolar manipülasyonu ile Türkiye’yi 28 Şubat’ta olduğu gibi ekonomik olarak diz çöktürmek istemiş ancak bu kez başarılı olamamıştı. Stratejik düşman Amerika’dan üstelik derin yapılarla ilişkili bir Amerikan firmasından yardım almak ne kadar tutarlı! Şüphesiz uluslararası ilişkilerde dostluklar veya düşmanlıklar ülke menfaatleri göz önüne alındığında gelip geçicidir. Ancak Amerika Türkiye üzerindeki emellerinden vazgeçmiş görünmüyor. PKK/YPG’ye verdiği silah mühimmat ve eğitim desteğini arttırarak devam ettiriyor. McKinsey yönetim danışmanlık firması ile anlaşmak yukarıda saydığımız nedenlerden dolayı riskli görünüyor. Ancak milli güvenliğimiz için her devlet gibi Türkiye de McKinsey firması ile anlaşmak üzere iken Başkan Erdoğan AK Parti’nin Kızılcahamam kampında McKinsey ile tüm ilişkileri bitirdi. Şüphesiz ani gelişen bu karar değişikliklerinde MİT’in istihbaratlarının çok önemli olduğunu düşünüyorum. Abdurahman Dilipak’a gelince ister kendi düşüncelerini yansıtmış olsun ister devlet içinden aldığı direktifle McKinsey’in maskesini indiren açıklamaları yapmış olsun. Türkiye için hayırlı bir işti diyebiliriz.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.