Rapor neden 27 Mayıs’ta açıklandı

04:0029/05/2017, Pazartesi
G: 17/09/2019, Salı
Bülent Orakoğlu

Özellikle son günlerde NATO'da firari olarak bulunan FETÖ'cülerin ikinci darbe girişimi için yeniden faaliyetlerine başladıkları yönünde iddialarmevcut. Üstelik bazı ünlü İngiliz ve Amerikan gazetelerinde ve FETÖ elebaşı Gülen'in yeni açıklamalarında NATO'nun Türkiye'ye müdahale etmesine yönelik yapılan çağrılar, dağılmakta olan örgüt üyelerini tekrar toplamaya ve itirafçı olmalarını engellemeye yönelik açık bir algı operasyonuna işaret ediyorsa da uyanık olmamızda fayda var. Bu nedenle MİT ve Emniyet'in

Darbe Komisyonu Başkanı Reşat Petek, 15 Temmuz soruşturmasının ana detaylarını geçen hafta 27 Mayıs'ta kamuoyu ile
. İlginç ve müspet bir tarihte, devlet aklının bir ürünü olarak yapılan açıklamalar, darbelerin anası olarak nitelenen 27 Mayıs 1960 darbesinin 57'nci yılına özellikle denk getirilmişti. Bu tarih asla rastlantı değildi. Zira 15 Temmuz'da Genelkurmay Başkanlığı'ndaki eylemlerle ilgili 221 şüpheli hakkında hazırlanan ve Ankara 17'nci Ağır Ceza Mahkemesi'nce kabul edilen çatı iddianamesinde darbeci hainlerin 27 Mayıs darbesini örnek aldıkları tespit edilmişti.
Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Fahri Kasırga'nın kaçırılması olayının da şüphelilerinden darbeci Kurmay Albay Mutlu Serkan Vurdem'in odasında, “27 Mayıs darbesi sonrası yapılan yargılamalara ait duruşma tutanaklarının aslının bulunduğunun" belirtildiği iddianamede, Genelkurmay Personel Başkanlığı'nda çalışan darbeci Yüzbaşı Metin Gümüşurun'un da 2016 yılı içinde, 1960 darbesine katılan Emin Aytekin'in yazdığı, 27 Mayıs darbesinin anlatıldığı “İhtilal Çıkmazı" adlı kitabı, Genelkurmay Kütüphanesi'nden iki kez alarak incelemede bulunduğu ifade edildi. Yine İddianameye göre,
Ankara Konutkent'teki villada, 6-7-8-9 Temmuz 2016 tarihlerinde, FETÖ'nün “hava kuvvetleri imamı" olduğu ileri sürülen firari Adil Öksüz'ün Başkanlığı'ndaki darbe girişimine ilişkin toplantılara aktif olarak katılan eski Genelkurmay Personel Plan ve Yo
̈
netim Daire Başkanlığı'nda Şube Müdürü Kurmay Albay Mustafa Barış Avılalan'ın da 27 Mayıs 1960 darbe planı ve atama listeleri üzerine çalışmalar yaptığı belirlenmişti.
Her iki darbenin başlangıç saatinin normal koşullarda saat 03.00 olması, 27 Mayıs darbe bildirisindeki 'Yurtta Sulh' vurgusu, Yurtta Sulh Konseyi'nin üye sayısının da Milli Birlik Komitesi'ndeki gibi 38 olması gibi hususlar dikkate alındığında FETÖ'nün yine askeri hiyerarşiye uyulmadan yapılan ancak başarıya ulaşan 27 Mayıs darbesinin planlama ve icra safhalarından örnekler aldığı anlaşılmıştı . 27 Mayıs'ta Başbakan Adnan Menderes nasıl idam edilmişse, Cumhurbaşkanı Erdoğan da sağ yakalanması halinde yargılanarak idam edilecekti. Veya şartlara göre Marmaris'te öldürülecekti.


Cumhuriyet ve demokrasi tarihimizin ilk askeri darbesi unvanına sahip 27 Mayıs 1960 tarihinde TSK içinde bir grup asker yönetime el koyarak seçilmiş siyasi iktidarı düşürdü. Yapılan hukuk dışı soruşturma ve yargılamalar neticesinde Başbakan Menderes, Bakanlar Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan asılarak şehit edildi. Bu tarih, Türk demokrasisi ve siyasi tarihi için menfi yönde bir milat oldu. Ülkemiz vesayet yapılarının güçlendirildiği millet iradesinin zayıflatıldığı darbeler sürecinin önünün açıldığı bir konjonktür içine sokuldu. Daha sonraki yıllarda 12 Mart 1971, 12 Eylül 1980, 28 Şubat 1997 darbeleri ile 27 Nisan 2007 e-muhtırası, 17/25 Aralık ve son olarak 15 Temmuz kalkışmasının arkasında azmettirici ve destekçi olarak sözde dost ve müttefik ülkelerin çıkması bildiğimiz ancak çeşitli nedenlerle tedbir almakta başarılı olamadığımız süreçlere işaret etti.



Komisyon Başkanı Petek, 15 Temmuz ile ilgili olarak darbe girişimini önceden haber alınamamasının bir istihbarat zaafı olduğunu, ancak MİT ve Genelkurmay Başkanlığı'nın önleyici girişimleri sayesinde darbe girişiminin 03.00'ten 15 Temmuz 2016 20.30'a çekilmesinin darbenin önlenmesinde en önemli faktörlerden biri olarak görüldüğünü belirtmişti. Eski MİT Müsteşarı Emre Taner komisyona verdiği ifadede MİT'in TSK içinde istihbarat yapamadığını MY 114 -1 C isimli bir

talimatla

TSK içinde istihbarat yapılmasının durdurulduğunu bu nedenle 15 Temmuz kalkışması ile ilgili istihbarat alamadıklarını belirtmişti. MİT tarafından Darbe Araştırma Komisyonu'na gönderilen raporda ise “MİT Müsteşarlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü'nün TSK içinde istihbarat toplamasına izin vermeyen

yönetmeliğin

değiştirilmesinde veya MİT Müsteşarlığı'nda olduğu gibi TSK ve EGM bünyesinde de personeli denetleyerek kontrespiyonaj faaliyetleri açısından tetkik edecek bir “

İç Güvenlik Birimi"

teşkil edilmesinde fayda mülahaza edilmektedir" denmişti.



Özellikle son günlerde NATO'da firari olarak bulunan FETÖ'cülerin ikinci darbe girişimi için yeniden faaliyetlerine başladıkları yönünde iddialar

. Üstelik bazı ünlü İngiliz ve Amerikan gazetelerinde ve FETÖ elebaşı Gülen'in yeni açıklamalarında NATO'nun Türkiye'ye müdahale etmesine yönelik yapılan çağrılar, dağılmakta olan örgüt üyelerini tekrar toplamaya ve itirafçı olmalarını engellemeye yönelik açık bir algı operasyonuna işaret ediyorsa da uyanık olmamızda fayda var. Bu nedenle MİT ve Emniyet'in 'darbe istihbaratı' açısından elini kolunu bağlayan yönetmelik ile ilgili gereğinin acilen yapılması elzem görünüyor.

#Reşat Petek
#FETÖ
#NATO