Rusya’nın 2. Vietnam’ı petrol savaşları (2)

04:007/12/2015, Pazartesi
G: 13/09/2019, Cuma
Bülent Orakoğlu

24 Kasım saat 09.20 civarında Hatay Yayladağı bölgesinde, Türk hava sahasını ihlal eden milliyeti bilinmeyen bir uçak defalarca ikaz edilmesine rağmen, sınır ihlaline devam etmesi nedeniyle angajman kuralları çerçevesinde bölgede devriye görevi yapan iki adet F-16 uçağımız tarafından düşürülmüştü. Düşürülen uçağın Rus savaş uçağı olduğu bilahare anlaşılmıştı. Bu olay sonrasında başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere üst düzey devlet yetkililerinin yaptığı tüm açıklamalara karşın, başta Putin olmak üzere

24 Kasım saat 09.20 civarında Hatay Yayladağı bölgesinde, Türk hava sahasını ihlal eden milliyeti bilinmeyen bir uçak defalarca ikaz edilmesine rağmen, sınır ihlaline devam etmesi nedeniyle angajman kuralları çerçevesinde bölgede devriye görevi yapan iki adet F-16 uçağımız tarafından düşürülmüştü. Düşürülen uçağın Rus savaş uçağı olduğu bilahare anlaşılmıştı. Bu olay sonrasında başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere üst düzey devlet yetkililerinin yaptığı tüm açıklamalara karşın, başta Putin olmak üzere diğer Rus yetkililer Türkiye'yi çeşitli konularda hadsiz bir şekilde tehdit ederek, doğalgaz başta olmak üzere çeşitli ekonomik yaptırımları Türkiye'ye uygulayacaklarını açıklamışlardı. Üstelik bizzat Putin Türkiye aleyhinde kara propaganda yaparak Türkiye ile DAEŞ arasında ilişki olduğu DAEŞ'in petrolünü Türkiye'nin aldığı asparagasını yaymakta bir beis görmemişti.

Putin, Sovyetler Birliği'nin parçalanması sonrasında, Rusya'yı tekrar küresel bir güç yapma stratejisi ile Obama yönetiminin Ortadoğu'da askeri güç uygulama stratejinden vazgeçmesi ve dünya konjonktüründe Rusya lehine gelişmeleri fırsat bilerek Gürcistan'ı kısmen işgal etmiş, Ukrayna krizi sonrasında, Ukrayna toprağı olan Kırım'ı ilhak ettiğini açıklamıştı. Bu krizler sonrasında ABD başta olmak üzere AB ülkeleri Rusya'ya karşı ekonomik ambargo uygulaması başlatmış, ambargonun kapsamı ve sınırlarının devamlı genişletilmesi sonucu, Rusya ciddi bir şekilde darboğaza sürüklenmişti. Türkiye her ne kadar Kırım'ın ilhakını ve Ukrayna'nın doğusundaki ayrılıkçı grupların meşruiyetini kabul etmese de AB ve ABD'nin Rusya'ya yönelik yaptırımlarına katılmayan 3-5 ülkeden biri olmuştu.

Bazı uzmanlara göre SSCB'nin dağılması sonrasında bile Rusya, bölgenin en önemli güçlerinden biri olma özelliğini muhafaza ediyordu. Bu gücü iki önemli kaynağa dayanıyor. Bunlardan biri doğalgazı ve petrolü. Diğeri ise silah satışı. Onun dışında Rus ekonomisini ayakta tutan hiçbir şeyi yok. Dolayısıyla petrol fiyatlarının sürekli düşürülmesini, Rusya kendisine yönelik bir saldırı olarak algılıyor. Batı'nın ve OPEC'in petrol fiyatlarını düşürmekteki maksadı ise Putin'in içerideki saygınlığını yok ederek, Rus halkı ile karşı karşıya getirmek, çünkü iç tehdit olmaksızın yıkılması mümkün görünmüyor.


Anlaşılan Putin'in, Rusya'ya 2. Vietnam'ı yaşatıp yaşatmayacağı, Suriye'deki petrol savaşını kazanmasına bağlı görünüyor.

Rus uçağının düşürülmesi sonrasında ve özellikle “İklim Zirvesinde'' Türkiye'nin her türlü uzlaşmacı tavrına karşı Putin'in izlemiş olduğu irrasyonel politikaları bu çerçevede görmek mümkün. Putin'in Türkiye'ye sürekli olarak ekonomik siyasi ve askeri tehditlerde bulunması ve ambargolar uygulaması anlaşılabilir bir durum değil. Lazkiye'de kendi uçakları ve Esed için hava Krasukha-4 elektronik harp sistemleri ile hava kalkanı oluşturması, Akdeniz'de Lazkiye kıyılarına yakın demir atan ve denizde kullanılan 'Fort Hava Savunma Füze Sistemi'ne sahip Moskova Kruvazörü ile Lazkiye üssünde S-400 füze savunma sistemlerini konuşlandırarak uzlaşmaz tavrı ve sürekli olarak “krizi tırmandırma'' stratejisi uygulaması, ABD ve NATO'yu tetikleyerek bölgede gerilim yaratmak suretiyle “Petrol varil fiyatının artmasına” çalıştığı artık bir sır değil.

Anlaşılamayan, ABD ve NATO nasıl oluyor da Rusya'nın bu basit taktiklerini göremiyor veya görmek istemiyor. Bölgede tıpkı Rusya gibi gerilimi tetikleyecek şekilde ABD ve NATO üyesi ülkeler, Türkiye için Akdeniz'e uçak ve savaş gemileri gönderiyor. Suriye tehdidine karşı çekilen Patriotlar yerine ABD, İtalya ve Almanya'nın yeni geliştirdiği MEADS füze savunma sisteminin getirilmesi de söz konusu. Rusya-Türkiye arasında bir savaş olmayacağı her iki ülke tarafından açıkça deklere edilmişken, gerek Rusya'nın gerekse NATO ve ABD'nin Suriye'de “PKK koridorunun tamamlanması'' gibi birçok stratejik konularda işbirliği içinde bulundukları açıkça ortadayken, müştereken “gerilim stratejisi'' uygulamaları, “yoksa oyun içinde oyun mu var'' sorusunu akıllara getiriyor. Nitekim Putin, Suriye'nin kuzeyinde operasyon yürütürken düşürülen Rus SU-24 uçağının yer, zaman ve irtifa bilgilerinin ABD ile önceden paylaşıldığını iddia etmişti. Türkiye ise sınırlarımızı ihlal eden savaş uçağının milliyetinin bilinmediği açıklamasında bulunmuştu. Putin, ABD'nin bu bilgileri yapılan anlaşma gereği Türkiye'ye neden vermediğini uluslararası kamuoyuna açıklama ihtiyacını neden duymuştu?

Rusya, Suriye'nin yüzde 14'üne hakim Esed'in çağrısı üzerine BM'nin verdiği yetki ile Suriye'yi işgaline meşruiyet ararken, ABD Dış İşleri Bakanı Kerry'nin Esed'i Suriye Devlet Başkanı olarak lanse edip DAEŞ'ın bitirilmesinde ESED ile işbirliği yapılmasına dönük son açıklamaları, ABD ve Rusya'nın Suriye iç savaşında DAEŞ ile mücadele stratejilerinde 'tavşana kaç tazıya tut' deyimini akıllara getirdi. Putin, Suriye'de 380 bin insanı, kendi vatandaşlarını konvansiyonel ve kimyasal silahlarla katleden, 10 bine yakın insanı Ortaçağ'dan kalma işkence yöntemleri ile öldürdüğü belgeli olarak ortada duran 10 milyon vatandaşını ülkesinden komşu ülkelere göçe zorlayan, Yüzyılın Katili Esed ve rejimini desteklemek ve koruma altına almak suretiyle büyük bir insanlık dramı ve ayıbına ortak olmaktadır.


Putin Suriye'yi işgale başladığı günden günümüze, Ortadoğu'da kurduğu ittifaklar çerçevesinde darbe üstüne darbe alıyor. Analistler, Janet Yellen'in açıklamalarının, FED'in 15-16 Aralık tarihli toplantısında faizleri arttırabileceği beklentisini güçlendirdiğini, bu durumun petrol fiyatlarındaki düşüşü beraberinde getirdiğini kaydediliyor. Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü OPEC'in ham petrol üretimini günlük olarak 1,5 milyon varil arttırma kararı alması sonrasında petrol fiyatları 1 dolara yakın düşmüştü. Petrol fiyatlarındaki hızlı düşüş zaten darboğazda olan Moskova'yı ekonomik çöküşe doğru hızla sürüklüyor. Bu çöküşte OPEC'in ham petrol üretiminde tedarik politikalarını değiştirmemesi önemli bir rol oynuyor.
#Ortadoğu
#nato
#rusya
#Rusya-Türkiye
#fed