Viyana

04:0010/04/2016, Pazar
G: 13/09/2019, Cuma
Ergün Yıldırım

Kitaplarda okuduğum Viyana. Hep görmek ve dolaşmak istediğim Viyana. Stefan Zwiegh'in Viyana'sı. Yıldızı Parlayanlar, Fikir Mimarları ve Dünün Tarihi kitaplarının içinde yazıldığı Viyana. Hümanizmasıyla, edebiyatıyla ve düşünce derinliğiyle beni etkileyen Viyana. Sokaklarını dolaştığım kentte hep bunları hatırladım. Tarihi binalar, ortaçağdan kalma kiliseler, kente bütün ihtişamıyla hakim olan saraylar, kocaman müzeler, güzel sokaklar, klasik meydanlar… Hepsini gezerken Viyana'nın düşünce ve edebiyatının varlık dünyası geldi aklıma. Sokaklarında yürüyen, kafeteryalarında oturan, tarihi binalarında dergiler çıkaran ve tartışmalar yapan düşünürleri hatırladım. Onlarla yaşadım iki gün.



Viyana'da Ekrem Tahir'i tanıdım. Cemil Meriç'in Viyana'ya düşen talebesi. Viyana entelektüel semalarında uçan bir Türk tefekkürü. Evinde kahvesi, kitapları ve muhabbetiyle bizi misafir etti Ekrem Tahir. Yalnızlığında tefekküre kanatlanan bir münzevi. Alman düşünce dünyasında seyahate çıkan bir aydın. Müslümanlığı Avrupa semalarında kanatlandırmaya kendini adamış bir fikir adamı.



Viyana, Osmanlı askerlerinin son fetih sınırıdır. Viyana tepesine çıktığımız bir Nisan akşamında askerlerimizin yüz yıllık mücadele ve azmiyle büyülendim. On binlerce beden bu topraklara uzanmış, İ'la-yı Kelimetullah'ın sesini dalgalandırmak için. Tuna'ya günlerce yukardan bakarak kenti fethetme düşünü kurmuşlar. Bir gün bu kentin siluetinin camilerle, minarelerle ve kubbelerle süsleneceğini hayal etmişler. Onları evliliğe gider gibi şehitliğe götüren bu düşler olmuş.



Viyana askeri müzesini gezerken askerlerimizden geriye kalan eşyalarla karşılaştım. Elbiseleri, sancakları, tüfekleri, kılıçları ve çadırları başka alemden insanları getiriyor dünyamıza. Ay yıldız, Kelimetullah ve kılıçlar fethe gelmiş bu kente. Bedenlerinden geriye kalan bu eşyalar dünyama cengaver ruhlarını taşıyor. Askeri müzede insanlığın savaşlarla yaşadığı barbarlığı hissettim bütün benliğimde. Özellikle bir tablo beni alıp başka alemlere götürdü. Büyük bir savaş tablosu: Ne zafer, ne umut, ne de ideal. Sadece ölümün kasveti, kanın kırmızı rengi, etrafa saçılmış bedenler, dağılan atlar, çiğnenen toprakların dağınıklığı… Savaşın bütün sefil ruhunu ortaya dökmüş ressam. İnsanlar neden bu kadar çok bir birini öldürmek için hırslanmışlar? Bu kadar makine ve silahı neden yapmışlar? Bir an barbarlığın insan kanında kaynayan ve savaşlarla insanlığın üzerine boşalan dehşet görüntüleri altında kendimi büyük bir umutsuzluk içinde hissettim.



Ahmet bey içindeki iman ve umutla on yıldır Viyana'da yaşıyor. Anadolu'dan Ezher'e ve Ezher'den Viyana'ya varan hayatın yirmi yılları aşan hicreti. Bu imana yolculuktur. Viyana hala iman ve fetih ruhunun temiz dalgalarıyla bu insanlarla yüz yüze geliyor. Müslüman Türkler, bu imanın ruhuyla mücadeleye devam ediyorlar. İnatla, umutla ve sabırla İslam'la yaşamaya azmetmişler. Modern Viyana'nın nihilizmle getirdiği alkolizmine, madde bağımlılığına ve fuhuş sağanağına karşı direniyorlar. Şimdi Viyana savaşın barbarlığı yerine bu barbarlıklarla boğuşuyor. Bu barbarlık herkese saldırıyor. Kentin bütün insanlarına…



Viyana Üniversitesi'nin teoloji çalışmalarını ziyaret ediyoruz. Bir Türk hocayla tanışıyoruz. Bilimsel araştırmaların soğukluğu ve objektifliğiyle karşılaşıyoruz. Çalışmalarını ülkede yaşayan Müslümanlara ve onların hallerine adamış bir merkez. Avusturya toplumunun ve devletinin kaygılarını gideren bir araştırma arayışı. Modernliğin ve Müslümanlığın gerginliklerini anlamaya çalışan bir ceht.



Avrupa'nın eşitlikçi ve demokrasi tecrübesi, Viyana'da dinlediğim Türklerin gündelik yaşam kıssalarında soğuk kış rüzgarı gibi suratıma çarpıyor. Avrupa'nın hümanistik tecrübesinin maskeleriyle karşılaşmanın şaşkınlığını yaşıyorum. Zweigh'in şehrinde, yeniden Zweigh'i hatırlıyorum. Onu umutsuzluğa düşüren duyguları hissediyorum. Tarihin hep olgunlaşmaya giden hümanistik umutlarının boşluğu depreşiyor içimde. Goethe, Erasmus, Bergson ve Zweigh'i yeniden entelektüel arkadaşlığa çağırıyorum. Ancak Avrupa benim için entelektüel menzil olma kudretini kaybediyor. Entelektüel inançlarımın duygusal temelleri sarsılıyor. Batıdan Doğuya kaçmıyorum. Avrupa'nın ötesine uzanan hakikate bakıyorum yeniden.


#Viyana
#Stefan Zwiegh
#Goethe
#Erasmus
#Bergson