
Türkiye’deki sivil toplum kuruluşları uzun yıllardan beri Afrika’da su kuyusu açıyor. Binlerce insan da geçmişlerinin ruhu için bu hayra ortak oluyor. Hatta birçok kuruluş ve insan, su kuyuları vesilesiyle kara kıtaya gidip sahada doğrudan gözlem yapma imkanı buldu. Bir bardak temiz su için güneşin alnında kilometrelerce yol yürüyen insanları yerinde görerek ve zamanla, meselenin sadece anlık yaraları sarmakla çözülemeyeceğini, daha köklü bir kalkınma modeline ihtiyaç duyulduğunu da idrak ettiler.
Yıllardır terör saldırıları ve korsanlık nedeniyle istikrarsızlık içinde kıvranan Somali’de; sahra hastanelerinin kurulması, hastalık yayan çöplerin imhası ve kilometrelerce su borusunun çekilmesiyle başlayan o süreç, bugün çok farklı bir boyuta evrildi. Türkiye, insani diplomasi ile ayak bastığı Somali’de bugün Hint Okyanusu kıyısında uzay limanı ve roket fırlatma üssü projelerini hayata geçiriyor. Silahlı kuvvetlerimiz Mogadişu’da en büyük denizaşırı askeri eğitim üssünü yönetirken, sondaj gemilerimiz de Somali kıyılarında doğalgaz ve petrol arama faaliyetleri yürütüyor.
Somali hem hikâyesi hem de kapsamı itibarıyla en güçlü örnek. Ancak Türkiye son tahlilde Sudan, Etiyopya, Angola, Nijerya, Gine ve Kongo Demokratik Cumhuriyeti başta olmak üzere Afrika kıtasındaki 40’tan fazla ülkede enerji, madencilik, savunma sanayii, inşaat ve tarım alanlarında aktif olarak milyarlarca dolarlık yatırımlara yön veriyor.
Bunlara paralel olarak, 53 Afrika ülkesinden toplam 62 bin 480 öğrenci de ülkemizdeki üniversitelerde hem kendi hem de ülkelerinin geleceklerini inşa ediyor.
Çünkü güç; bir başına askeri kabiliyetten ibaret olmadığı gibi, stratejisiz insani yardım faaliyeti de değil.
Şimdiye dönecek olursak…
Türkiye’nin dün açtığı su kuyuları mı daha değerliydi, yoksa bugün ulaştığı jeopolitik etki mi?
İkisini birbirinden ayırmak imkânsız.
Çünkü ulaşılan etki alanı, bir köyün imdadına yetişen su kuyularının etrafında samimiyetle kurulan insani bağların üzerine inşa edildi.
2003’te tüm Afrika’da 8 olan büyükelçilik sayımızın bugün 44’e çıkması da bu zincirin doğal bir sonucu mesela.
Türkiye’nin güvenlik mimarisini gençlere tartıştıran TGSP’yi oluşturan sivil toplum kuruluşlarının önemli bir kısmı, aynı zamanda savaş ve kriz bölgelerinde çok sayıda faaliyet yürütüyor.
Yani hâlâ su kuyuları açıyorlar.
“Akil Güç” kavramı tam olarak buradan şekilleniyor.

BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.