Bugün Merkez Bankası Para Politikası Kurulu (PPK) faiz kararını açıklayacak. Elbette bugün de reel sektörün istediği bir sonucun çıkacağını beklemiyoruz. Piyasadaki tahminler bugün de Merkez Bankası’nın pas geçeceği yönünde. Elbette bu beklentilerin oluşmasında Merkez Bankası’nın bugüne kadar yaptığı yazılı ve sözlü yönlendirmeler ile attığı adımların çok büyük etkisi var. Açıkçası artık pek çok piyasa aktörü de mevcut faiz seviyesini çok yüksek bulduğu halde Merkez Bankası’nın yönlendirmeleri kapsamında “pas geçecek” tahmininde bulunuyor. Yani oluşan beklenti “öyle olması gerektiği için değil” Merkez Bankası’nın ne yapacağı bilindiği için oluşuyor.
Diğer yandan arada ilginç gelişmeler oluyor ve raporlar geliyor. Mesela en son Goldman Sachs “Türkiye: Bir İhracat Yavaşlamasının Anatomisi” başlıklı bir rapor yayınladı. Raporda ilginç bir beklenti dillendiriliyor. Raporda TL’nin %25 seviyesinde değer kaybına izin verileceği ve faizlerin de bugünden fiyatlanandan daha yüksek kalacağı ifade ediliyor. Oysa zaten kurdaki artış aylık ortalama %1,8 seviyesinde ve bileşiği neredeyse %24. Goldman Sachs raporunda buna “izin verilecek” gibi bir değerlendirme yapıyor ancak kurdaki patika zaten bu seviyelerde. Ama tabi yılın ilk yarısına göre carry trade getirisinde bir azalma var. Sanırım ona kızmışlar!
Dikkat çekici bir diğer rapor da UBS’ten. UBS de diyor ki “Türk Lirası carry trade işleminden geri çekiliyoruz”. Onlar da sebeplerden birisi olarak reel kurun pahalılaştığını vurguluyor. Reel kurun aşırı değerlenmesinin düzeltme riskini artırdığını belirtiyorlar. Yani özetle bir ara görece yüksek olan carry trade getirisindeki kısmi azalmadan memnun değiller. Daha fazlasını istiyorlar! Bu bakımdan mevcut pozisyonlarını korumakla birlikte yeni pozisyon eklenmeyeceğini belirtiyorlar.
Faiz kararı öncesi bir yorum da Morgan Stanley’den geldi. Morgan Stanley, Türkiye ekonomisine ilişkin bir rapor yayımladı. Raporda Orta Doğu’da artan jeopolitik gerilim ve yükselen enerji fiyatlarının Türkiye’de enflasyonla mücadeleyi zorlaştırabileceği, bu nedenle Merkez Bankası’nın faiz indirimlerini erteleyebileceğini ve hatta yeni bir parasal sıkılaştırma ihtiyacının gündeme geleceği belirtiliyor. Yani Morgan Stanley de “faiz indirimini unutun” minvalinde bir “üstü kapalı” yönlendirmede bulunuyor.
Özetle hem içerideki beklentiler hem de rapor adı altında yurtdışı finansal kurumlardan gelen yönlendirmeler ışığında bugün Merkez Bankası’ndan bir faiz indirimi beklemek pek akılcı görünmüyor. Dahası Merkez Bankası’nın halen aynı zamanda politika faizi olan %37’lik bir hafta vadeli repo ihale faiz oranından ihale yapmıyor olmasını da not edelim. Yani faiz indirimi konusunda en iyi ihtimalle Eylül ve Ekim aylarını beklemek gerekecek. Ama devam eden kredi büyüme kısıtları nedeni ile faiz indirimi gelse bile bunun reel sektörü rahatlatacak teknik bir adım olmaktan daha ziyade belki algısal olarak “biraz daha diş sıkmak” için fayda sağlayabileceğini düşünüyorum.

