Ülkemiz gâvur ülkesi mi?

Hayreddin Karaman
Hayreddin KaramanYeni Şafak Gazete Yazarı
04:00, 06/09/2026, Pazar • Yeni Şafak Haber Merkezi
Ülkemiz gâvur ülkesi mi?

Bu konuyu ilgili kitaplarımda, köşe yazılarımda makale ve konuşmalarımda defalarca ele almışlığım var.

İhtiyaç hasıl olduğu için bir daha özetlemek istedim.

Ülkenin durumundan önce bir ülkede yaşayan insanların “gâvur” olup olmadıklarına nasıl hükmedilir konusunu da özetlemek gerekiyor.

Mâtürîdî ve Eş’arî mezheblerine (sahih ve mutedil İslam anlayışına göre) büyük veya küçük günahlar, bunları işleyen kimse hükmünü (günah ve haram olduğunu) inkâr etmedikçe kişiyi dinden çıkarmaz (gâvur yapmaz).

İslâmî dava ve gayret sahibi Müslümanları üzen çirkin, müstehcen, haram davranış ve görüntüleri savunacak halimiz yok, ancak Ehl-i Sünnet çoğunluğunun mümin dediği bir günahkâra gâvur demeye de hakkımız yoktur.

Hâricîler ile Mu’tezile bu konuda farklı düşünce ve inanca sahiptirler. Ahmed b. Hanbel, İbn Teymiyye ve öğrencisi İbn Kayyim el-Cevziyye ise özellikle namazın terki günahını İslam’dan çıkış sebebi saymışlardır.

Ülkeye gelince:

Bir ülkenin ilk defa İslâm ülkesi vasfını kazanması Müslümanların veya İslâm düzeninin hâkim olması ile gerçekleştiğine göre bunları kısmen veya tamamen kaybeden İslâm ülkesi yeniden harb ve küfür ülkesine dönüşür mü?

Bu soruya cevap arayan müçtehitler ikiye ayrılmışlardır. Ebû Yûsuf, Muhammed gibi müçtehitlere göre bir İslâm ülkesinde İslâmî olmayan hükümler (düzen) hâkim hale gelir, açıkça icra edilirse ülke yeniden küfür ve harb ülkesi haline gelir. İmam Ebû Hanîfe’ye göre ise, bir İslâm ülkesinin harb ve küfür ülkesine dönüşebilmesi için üç şartın birden gerçekleşmesi gerekir:

a) Ülkede İslâmî olmayan hüküm ve uygulamaların açıkça icrası (başka bir düzenin hâkim olması),

b) Ülkenin, aralarında bir başka İslâm ülkesi bulunmaksızın harb ülkesine bitişik hale gelmesi,

c) Müslüman veya zimmî olduğu için İslâm’ın kendilerine can ve mal güvenliği verdiği kişilerin bu güvenliklerinin ortadan kalkması.

İlk müçtehitler zamanında nazarî olarak yürütülen bu münâkaşa, Moğolların İslâm ülkelerini istilâsı ile fiilî ve amelî bir saha bulmuş, o zamanda yaşayan fıkıh bilginleri, istilâya uğrayan ülkelerin durumunu münakaşa etmişlerdir. Ebû Hanîfe’nin ileri sürdüğü şartlar açısından meseleye bakan Hanefî fukahâsının görüşlerini, 827/1424 yılında vefat eden Muhammed el-Bezzâz, meşhur Fetâvâ kitabında şöyle dile getirmiştir: “Bugün kâfirlerin elinde bulunan (eski dâru’l-İslâm) ülkeler, şüphesiz İslâm ülkeleridir... Kâfir idarecilerin idareleri altında bulunan memleketlerde cuma ve bayram namazlarını kılmak caizdir... Kabul edilmiştir ki illetin (hükmün dayanağı olan vasfın) bir parçası kaldıkça ona bağlı olan hüküm de kalır. Bu ülkelerin Moğol istilâsından önce İslâm ülkeleri olduğuna ittifakla hükmetmiştik. Onların ülkelere hâkim olmalarından sonra da ezan, cuma ve cemaatle namazın açıkça îfâsı, şerîatin gerektirdiği şekilde fetva vermek, hüküm vermek ve öğretim yapmak, onların idarecilerinin itiraz ve engellemeleri olmadan yaygın bir şekilde yürütülmektedir. Bu ülkelere harb ve küfür ülkesi demenin mesnedi ve delili yoktur.” Halvânî (v. 448/1056) şöyle demiştir: “İslâm ülkesi ancak küfür ahkâmının (düzeninin) yürütülmesi, İslâm’ın hiçbir hükmü ile hükmolunmaması, yerin harb ülkesine bitişik olması, orada hiçbir Müslümanın ve zimmînin mal, can ve namus güvenliğinin kalmaması halinde harb ülkesine dönüşür; bu şartların hepsi birden bulunursa harb ülkesi olur. Delil ve şartlar birbirine karşı gelir, çelişirse ihtiyaten İslâm yönü ağır basar; yani ülke, İslâm ülkesi olarak kabul edilir...” (el-Bezzâz, el-Fetâvâ, Mısır, 13210, C. VI. s. 310 vd.)

Prof A. Zeydân yukarıdakine benzer görüşleri inceledikten sonra günümüze gelerek yabancı hâkimiyetine girmiş İslâm ülkelerinde ezan, cemaatle namaz gibi bazı sembol hadiseler (İslâmî şiarlar), evlenme, boşanma gibi birtakım İslâmî hükümler cari oldukça bu ülkelerin İslâm ülkesi sayılması gerektiği kanaatini ileri sürmektedir. (Ahkâmu’z-zimmiyyîn ve’l-müste’minîn..., Bağdâd, 1963. s. 21)

Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026