
Birazdan İstanbul’a inecek Sumud aktivisti arkadaşlarımızı karşılamak için yola çıkacağım. Sizler bu satırları okurken de insanlığın Gazze davasının cesur temsilcileri, kaçırıldıkları 3 günde başlarına gelenleri anlatmış olacak. Hepsini saatlerce dinlemek istiyorum.
Önceki günden beri İsrail kamuoyunda ve siyasetinde Ben-Gvir telaşı var. Medya ve kabine arkadaşları onu kontrolden çıkmış, söz dinlemeyen haşarı bir siyasetçi kisvesine sokmak istiyorlar.
İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Sa’ar, “Bu rezil gösterinle devlete bilerek zarar verdin. Hayır, sen İsrail’in yüzü değilsin” diyerek politik bir çatlak görüntüsü verdi. Gazze Kasabı Benjamin Netanyahu bile “filo aktivistleriyle ilgili tutumu, İsrail’in değerleri ve normlarıyla bağdaşmamaktadır” açıklamasını yapmak zorunda kaldı.
Ben-Gvir’e deli gömleği giydirerek “kontrolden çıkmış aşırılıkçı” teşhisiyle İsrail’in geri kalanını aklamaya çalışıyorlar. Ortada makul bir devlet aklı var da Ben-Gvir o yapının içine sızmış bir virüsmüş gibi… Oysa dünya, özellikle 7 Ekim’den sonra tam tersini izliyor.
Çünkü Ben-Gvir, İsrail’in uzun yıllardır gizlediği ancak artık saklayamadığı ruh hastalığının ataklarının yansıması.
Bugün Gazze’de insanları açlığa mahkum ederek öldürenler Ben-Gvir’in çevresi değil. Hastaneleri kuşatanlar, yardım gemilerine el koyanlar, gazetecileri hedef alanlar, çocuk ölümlerini “operasyonel sonuç” diye normalleştirenler de aynı yapının bileşenleri.
Aralarında bir fark var tabii:
Bu yüzden İsrail kamuoyunun asıl korkusu Ben-Gvir’in yaptıklarından ziyade, dünyanın gözü önünde İsrail’in gerçek ruh hâlini temsil etmeye başlaması.
Çünkü yıllardır “Ortadoğu’daki tek demokrasi ülkesi” ambalajıyla sunulan İsrail’in içinden, kameralar önünde hakaret eden, insanlık dışı muameleyle övünen, uluslararası hukuku aşağılayan bir siyasetçi çıkıyor ve bu isim yaklaşan seçimler öncesinde milyonlarca insan tarafından, bu psikopatlığından dolayı destek görüyor.
Batı Şeria’da Filistinlilerin evlerini basan, ocaklarını söndüren işgalcilerin her biri birer Ben-Gvir değil mi? Ha Avrupalı sivil aktivistlere işkence yapmaktan keyif alan bir bakan, ha gece yarısı Filistinlilerin evlerini basan Hilltop Youth üyesi radikal Yahudi gençlerden biri.
Daha önemlisi şu:
Bakmayın insancıl görünmeye çalıştıklarına…
Gazze soykırımıyla birlikte İsrail, “devlet olma” itibarını kaybetti. Ben-Gvir’in yükselişi de bu dönemde oldu.
Tam da bu sebeplerle Sumud Filosu’nu küçümsenebilecek bir “yardım filosu” gibi göstermeye çalışanlara set gerekiyor. Organizasyonu, eksikleri, olabilecekleri elbette tartışabiliriz. Ancak bu sivil misyonu başarısız göstermeye çalışanlar, büyük fotoğrafın üzerini de örtüyor.
Çünkü Sumud, 8 ay içinde çıktığı iki seferle Gazze’ye ulaşamasa bile İsrail’in yıllardır büyük bir titizlikle inşa ettiği ambalajı yırtmayı başardı.
Dünya canlı yayınlarda şu İsrail’le yüzleşti:
İsrail, yıllardır Filistinlilere saldırılarını “güvenlik” gerekçesiyle perdeliyordu. Ancak bu kez karşısında silahlı bir yapı değil doktorlar, hukukçular, milletvekilleri, denizciler ve dünyanın dört bir yanından gelen vicdan sahibi insanlar vardı.
İşte Sumud’un en büyük etkisi burada ortaya çıktı.
İsrail’in asıl yenilgisi, Sumud Filosu’nun Akdeniz’de sergilediği sivil, insancıl ve entelektüel vizyon karşısında, kendi kurduğu asimetrik propaganda kalesinin yerle bir olmasıdır.
Aktivisti olduğum Sumud’un etkilerini yazmaya devam edeceğim…
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.