Cinsiyet ameliyatlarının 12’nci Yargı Paketi’nde yer almaması üzerine oluşan kamuoyu tepkisi herkesin malumu. AK Parti’nin etkili isimleriyle de görüştüm ve yeni yasama yılında Meclis’e sunulacak ilk yargı paketinde yer alacağının taahhüdünü verdiler. Benim çekincem bu kez de ‘Terörsüz Türkiye’ düzenlemelerinden dolayı ötelenmesi. Umarım öyle olmaz. Prof. Zeki Bayraktar, geçenlerde yayımladığı yazıda mevzu bahis düzenlemenin ne kadar elzem olduğunu gösteren şu bilgileri paylaştı: “Mevcut yasada
Cinsiyet ameliyatlarının
12’nci Yargı Paketi’nde yer almaması
üzerine oluşan kamuoyu tepkisi herkesin malumu. AK Parti’nin etkili isimleriyle de görüştüm ve
yeni yasama yılında Meclis’e sunulacak ilk yargı paketinde
yer alacağının taahhüdünü verdiler. Benim çekincem bu kez de
‘Terörsüz Türkiye’ düzenlemelerinden dolayı ötelenmesi.
Umarım öyle olmaz.
geçenlerde yayımladığı yazıda mevzu bahis düzenlemenin ne kadar elzem olduğunu gösteren şu bilgileri paylaştı: “Mevcut yasada çok ciddi boşluklar var ve bu boşluklardan yararlanan bazı doktorlar bu ameliyatları mahkeme kararı olmadan (yani mevcut yasaya bile uymadan) yapıyorlar.”
Bu arada geçtiğimiz hafta
Anayasa Mahkemesi’nin cinsiyet değişikliğine ilişkin kararı
da hayli konuşuldu. Yansıyan haberlerde, AYM’nin Türk Medenî Kanunu’nda yer alan ve cinsiyet
değişikliği sürecinin şartlarını düzenleyen kuralın iptali istemiyle yapılan itirazı karara bağladığı ve cinsiyet değişikliği için yargı kararını şart koşulduğu
ifade ediliyordu.
İlk okuduğumda ben de birçok kişi gibi meseleyi şöyle anladım:
Bir mahkeme, zaten tartışılan mevcut düzenlemeyi iyice işlevsiz hale getirmeye çalışmış, AYM ise buna izin vermemişti.
Önceki gün ise önemli bir bürokrattan,
“AYM’ye sunulan dilekçeyi okudunuz mu? Haberlerde bahsedilmiyor
” mesajını aldım. Okumamıştım. Çünkü ortalarda yoktu.
Görüştüğüm bürokrat bazı notlar da gönderdi. Okuyunca kafam karıştı. Çünkü
haberlerde anlatılanlarla dilekçedeki itirazlar farklı şeyler söylüyordu.
Bu kez dosyanın peşine düştüm.
Antalya 13. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin Anayasa Mahkemesi’ne gönderdiği başvuru dilekçesini buldum.
Dilekçeyi inceledikten sonra haberleri satır satır yeniden okudum. Sonra bir kez daha dilekçeye döndüm.
“Acaba ben mi yanlış anlıyorum?”
dedim. Açıkça ifade edeyim, içinden çıkamadım. Uluslararası hukuk alanındaki çalışmalarıyla tanınan ve iyi bir anayasa uzmanı olan dostum
Avukat Cüneyt Altıparmak’
ı aradım. Tevafuk o da AYM kaynaklı haberleri anlamlandırmaya çalışıyormuş. Dilekçeden bahsettim, erişemediğini söyledi. Gönderdim hemen, yarım saat sonra aradı ve
“Benim Antalya’daki hâkimden özür dilemem lazım.”
dedi.
“Neden?” diye sorunca şunları söyledi:
“İyi niyetli olmadığını düşünmüştüm. Dilekçeyi okuyunca biyolojik cinsiyet yaklaşımının neden mevzuatta olmadığını sorguladığını ve toplumsal cinsiyet kavramını ağır ve bilimsel yönleriyle eleştirdiğini anladım. Belki de bir yargı paketi çıkana kadar cinsiyet ameliyatlarını durdurmaya çalıştığını, bunun telafisi olmayan bir süreç olduğunu yargıya anlatmaya çalışıyordu.”
Gerçekten de ortaya çıkan tablo
kafa karışıklığının ötesindeydi.
Beni bilgilendiren eden bürokrat da görüştüğüm hukuk uzmanları da
AYM kararının, devam eden cinsiyet ameliyatlarını durdurmaya yönelik hukuki bir hamleyi boşa düşürdüğünü
düşünüyor.
Kamuoyunda oluşan algının aksine, Antalya’daki hâkimin temel itirazı cinsiyet değişikliği önündeki engellerin kaldırılması değildi. Tam tersi, dilekçede uzun uzun
tartışması yapılıyor.
söz ediliyor.
John Money’nin toplumsal cinsiyet teorisine
geniş yer veriliyor. Hatta
örnek gösterilerek bu yaklaşımın trajik sonuçları anlatılıyor. Ardından da mevcut kanunun;
kadın ve erkek arasındaki biyolojik farklılığı hukuk düzleminde yeterince dikkate almadığı
savunuluyor.
Mahkeme, askerlikten çalışma hayatına kadar birçok alanda bunun
Anayasa’nın eşitlik ilkesini zedelediğine
dikkat çekiyor. Yani dilekçede,
mevcut yasalara göre cinsiyet ameliyatlarının tamamen yasaklanması gerektiği
vurgulanıyor.
AYM ise
mevcut düzenlemenin Anayasa’ya aykırı olmadığı
sonucuna vardı. Yani cinsiyet ameliyatlarının 18 yaşında yapılmaya devam etmesinin önüne geçilebilecekken,
oy birliği ile aksi yönde karar verildi.
Benim anladıklarım böyle. Varsa farklı bir yorumlama, onu da yazarım.
Lakin şu bir gerçek; Zeki Bayraktar Hoca’nın ifadesiyle,
“bu ameliyatlar şu anda takır takır yapılıyor.”
#Anayasa Mahkemesi
#Toplum
#Ersin Çelik