Paçozluğun zaferi

04:0017/06/2026, Çarşamba
G: 17/06/2026, Çarşamba
Yeni Şafak Haberlerini Daha Sık Gör: Tıkla ve Google'da Favorilere Ekle!
Ersin Çelik

Artık “tak” etti ve geçenlerde Instagram hesabıma “erişim kısıtlaması” getirdim. Takip edenler biliyor, iki yıldan fazladır X hesabımı tamamen kapatmıştım. Hâlâ “Dönmeyecek misin?” diye soranlar oluyor. Hiç ikiletmeden “Hayır” diyorum. X’in gündemine teslim olmamanın konforundan bahsediyorum. Ancak Instagram da “çekilmez” oldu. Uygulamayı telefonumdan sildim. İhtiyaç halinde bilgisayardan açıyorum. Neredeyse bir aydır böyle. Yani bir adım geri attım. Neden mi? Takipçilerimle tamamen yazılar, önemli

Artık “tak” etti ve geçenlerde Instagram hesabıma “erişim kısıtlaması” getirdim.

Takip edenler biliyor, iki yıldan fazladır X hesabımı tamamen kapatmıştım. Hâlâ “Dönmeyecek misin?” diye soranlar oluyor. Hiç ikiletmeden “Hayır” diyorum. X’in gündemine teslim olmamanın konforundan bahsediyorum. Ancak Instagram da “çekilmez” oldu. Uygulamayı telefonumdan sildim. İhtiyaç halinde bilgisayardan açıyorum. Neredeyse bir aydır böyle.


Yani bir adım geri attım. Neden mi? Takipçilerimle tamamen yazılar, önemli meseleler ve 7 Ekim’den beri Gazze’ye dair bağımız oluşsa da platform bir bütün olarak her geçen gün biraz daha
TikTok’laştı. Instagram,
Yapay zeka içerikler ve metinlerle de bir taraftan mekanikleşiyor. Haliyle keşfetteki “
paçozluk
” diz boyu.

Merhum Alev Alatlı “paçoz”u şöyle tarif ediyordu, yıllar evvel verdiği bir söyleşide:
“Arsız, densiz, haddini bilmez, bayağı; kendi çıkarları için her yolu mubah sayan, küstah, beş para etmez, tufeyli, sokak kurnazı, zevzek. Müptezel, basmakalıp, palavracı, rüküş, hoyrat, içtenliksiz, pespaye, nekes; terbiyesiz, aşağılık, ahlâksız, kalleş.”

Alatlı, başka bir söyleşisinde ise şöyle diyordu:
“Paçozlukta sürüden ayrılmamak esastır: Kim ne yapıyorsa onu yapmak, kim nereye gidiyorsa oraya gitmek, kim neye rağbet ediyorsa ona rağbet etmek. ‘Trendy’ kabullere sıkı sıkıya yapışmak, açığa düşmemek. Toplam eblehleşme, değerler yitimi.”

Son günlerde sosyal medyada önümüze düşen bazı görüntüler, Alev Alatlı’nın Instagram ve TikTok hayatlarımızı işgal etmeden seneler önce yaptığı tariflere birebir uyuyor.


Bazı annelerin çocuğu LGS’ye girdiği için düzenlediği düğünvari kutlamalar… Öğrencilerini mezun eden bazı öğretmenlerin eğitimin önüne geçen merasimleri… Umreden dönüşleri bir ibadetin tamamlanmasından çok sosyal medya etkinliğine dönüştüren gösterişli kabuller…


Şimdi bunları tartışıyor, eleştiriyor, kınıyor ve hatta alaya da alıyoruz. Ancak yarın normalleşeceklerinden hiç şüphemiz olmasın. Önümüzdeki yıl “
LGS annesi
” organizasyonlarının nişan ve düğün davetleriyle yarışmaya başlaması kimseyi şaşırtmayacak.

Çünkü yakın geçmişte benzer örneklerini gördük. Cinsiyet açıklama partileri de önceleri tuhaf karşılandı. Fakat sonra yaygınlaştı, ardından da sıradanlaştı. Bugün birçok sosyal medya kullanıcısı, ünlüsü ünsüzü dahil, daha dikkat çekici olmak için bir öncekinden daha sıra dışı paylaşımlar yapmaya çalışıyor.


Algoritmalar da tam bu aşamada devreye giriyor. Nasıl mı? Daha absürt olan daha fazla görünür oluyor.
Daha saçma olan daha çok etkileşim alıyor. Daha çok etkileşim alan ise daha fazla taklit ediliyor.

Nihayetinde o kutlamalar “
paylaşım yapmak için
” yapılmış oluyor. Bir süre sonra da olan biten garipsenmiyor.

Bir yazımda değinmiştim: Sosyal medya çağında insanlar, anormal davranışların sıradanlaştığı “
herkesleşme
karakterine
bürünüyor. Zaten tartışılması gerekenler, birkaç abartılı kutlama ya da görgüsüzce yapılan paylaşımlar değil artık.
Sosyal medyanın insan davranışlarını dönüştürme gücü
sosyolojik olarak ispatlandı. Hatta bazen geleneksel kurumların, dini hassasiyetlerin ve toplumsal sınırların bile bu dönüşüm karşısında zorlandığını görüyoruz.

Düşünsenize, eğer Diyanet müdahale etmeseydi, birileri gençlere ulaşma niyetiyle ama
aslında farklı bir etkinlikle gündeme gelmek uğruna
şu günlerde camilerde Dünya Kupası maçları izletecekti.

İbadetler, başarılar, hediyeler, aile içi ilişkiler, çocukların en özel anları, hatta kimi zaman hastalıklar ve cenazeler bile “
etkileşim kasma etkinliklerine
” dönüşüyor. Çünkü bu “pazarda” her şey görünür olmak zorunda. Bunun için de performans insanlarına evrilmek bir mecburiyet. Böyle olunca hayatın kendisi de anlamını yitiriyor. Dilan Polat’ın ölümle burun burunayken insanları kanalına davet etmesi çok tartışıldı, “bir insan o anda bunu nasıl yapabilir” dedirtti ama sosyal medyanın öncelikleri bunu mümkün kılıyor işte.

Öyle ki “
teşhir
kelimesi bile aşındı
. Alev Alatlı’nın yıllar önce işaret ettiği “
değerler yitimi
” normlaştı.

O sebeple bugünlerde paçozlukları tartışmak ve kınamak yerine biraz geri çekilmenin maddi ve manevi şifa olacağını düşünüyorum.

Daha az seyretmek, daha az maruz kalmak demek.
En azından “paçozluğun zaferini” daha fazla görmemek gibi bir kazanım söz konusu…

#Sosyal medya
#Toplum
#Ersin Çelik