
17 Aralık zaten önemli bir gündü bizler için, Şeb-i Arus idi, muhabbete mühür olmuş bir tarih idi, sevgiye açılmış ellerin, yüreklerin birleştiği tarih idi…
Ama şimdi 17 Aralık"ı bir başka önemle hatırlayacağız; Türkiye"nin öyle 60"lı, 70"li, 80"li geri kalmış yıllarında değil, 2013"lü bu yılda, dünyada sözü geçen, ekonomik, ticaret, kültür alanlarında ileriye atılmış bir ülke olarak, dünya lideri olmaya aday Başbakan"ına karşı hazırlanan bir darbeyi atlattığı bir tarih olarak hatırlayacağız ne acı ki.
Oysa ben, yaşadığım sürece ülkemde bir darbe sürecinden geçmek istemem! Ülkemin yaşayacağı bu acılara tanık olmak istemem!
Ben 80"lerin çocuğuyum, amma 80 darbesinin etkilerini hatırlamıyorum, ailem bunları bize yansıtmamıştı hiç. Evde ülkenin gidişatıyla ilgili mühim meseleler konuşulurken, biz çocuklardan uzak, fısıldaşılarak konuşulur idi. Bu yüzden o tarihlerde çocuk olan bizler, siyasetin yıkıcı etkisinden uzak, fazla etkilenmeden psikolojimiz sağlam olarak yetişmiş olduk.
Şimdi siyasî alanda aynı senaryolar yazıldı, desek? Yok, bence yeniden yazılan bir şey yok, eskileri pişirilip önümüze konuyor. Amma kokuşmuş artık, küflenmiş.. Hollywood filmlerinin aksiyon türünde bir senaryo. Gelin, senaryoya bir göz atalım hep birlikte, yeniden:
Monşer hazretleri, yüzyıllardır dünya ülkelerine yerleştirilmiş ajanları sayesinde, ülkeleri boyunduruğu altında tutmaktadır. Monşer"in mandası ülkeler, zahirde "demokrasi"yle yönetilir, batında ise "monşer"in kölesidir. Ülkelerden biri başkaldırır, monşer, ajanlarına ve kendisine bağlılık yemini etmiş psikopatlarına "binin tepelerine" talimatı verir. Ülkenin ekonomisini yönlendiren önde gelen iş adamları içeri alınır… Peşpeşe operasyonlar düzenlenir. Operasyonlara bankalar, siyasîler, emniyet, Allah ne kadar birim verdiyse karışır. Köy kahvesinde oturan normal vatandaş bile "benim ne zaman gasetim çıkacah yav," diye kara kara beklemeye başlar. Kimse bir anda ne olduğunu anlayamaz. Halk, önce şaşkınlıkla izler olanları ve olacakları.. Monşer, yanında tuttuğu bazı (kurumuş) kurum liderlerini de adamlarıyla birlikte ortaya salar. Düğmeye basan o kopasıca (ne yapayım senaryoda böyle yazıyor) parmağı bir türlü durmamaktadır, arka arkaya tezgahlarını işletir. Ortalık, toz duman olur. İt izi at izine karışır vesselam..
Hedef, ülkenin yönetimidir..
Hedef, ülkenin halkıdır...
Şimdi, gelin bu reklam arasında düşünelim biraz...
At kimdir?
İt kimdir?
Monşer kimdir?
Ajanları kim?
Adamları kim?
Bunlar ne yer, ne içer, nerde gezerler?
Dahası, bunlar aynı ülkede birçok darbe yapmışken, aynını yapmalarına cidden bu kez göz yumulacak mıdır?
Ve dahası, bu kez ülke halkı, monşer ve adamlarına nasıl bir ders verecek ve henüz yakın tarihinde düşmanı denize döktüğü gibi bu sinsi düşmanı da ülkeden ebedi olarak nasıl kovacaktır?
Hepsi ve daha fazlası, reklamlardan sonra.. Bizi izlemeye devam edin.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.