
Birçok kişi, belli ki iyi niyetle, dünyada bir kısım Müslümanların uğradığı zulüm, işkence, katlim, saldırı, maddi ve manevî varlıklarının zorla ellerinden alınması… gibi kötü, üzücü, insanı kahreden durumlar sebebiyle “Bu durumda bayram mı yapılır” derler.
Bayram eğer eğlence olsaydı bu yaklaşım doğru olurdu; gel gör ki, bayramın eğlence yönü belki bir kısım gençler ve çocuklar için uygulama konusu olabilir.
Ramazan nasıl bir ibadet ayı ise, bayramı da (şeker değil, Ramazan veya fıtır bayramı da) her şeyden önce, Ramazan ayı boyunca yapılan ibadetlerin ödül töreni günleridir ve bu tören günleri de birçok ibadet ve hayrı içermektedir. İşte bu sebepledir ki, “Acı çektikleri için biz de bayram yapmayalım veya bayram içimize sinmiyor” dediğimiz insanlar da bayram yapıyorlar.
Çünkü bayram aynı zamanda bir ibadettir.
Nasıl mı?
Ramazan Bayramı, bir ay süren nefis ve takva eğitiminin ardından Allah'ın müminlere sunduğu bir mağfiret, şükür ve kardeşlik ikramıdır.
Günahların affedildiği, duaların kabul olduğu, meleklerin mağfiret talep ettiği günlerdir.
İman kardeşliğinin pekiştiği, rızkın bereketlendiği ve ruhun huzur bulduğu ilahi ziyafet vaktidir.
Ramazan ayını hakkıyla oruç ve ibadetle geçirenler için bayram,
günahların bağışlandığı ve Allah'ın rızasını kazandıkları bir mükafat günüdür.
Bayram günleri, Allah'ın kullarına sunduğu rızık ve nimetlere şükür, neşe ve sevinç günüdür.
Bayram gecelerini ibadetle ihya edenler, meleklerin mağfiret taleplerine mazhar olurlar.
İman kardeşlerinin bir araya geldiği, dargınların barıştığı, sıla-i rahimin yapıldığı ve yardımlaşmanın arttığı özel günlerdir.
Sabır ve takvanın getirdiği huzurla kalplerin feyz aldığı, "bayram gecesini ibadetle ihya edenlerin kalplerinin, kalplerin öldüğü günde ölmeyeceği" müjdelenen mübarek bir zamandır.
Bayram sabahı gusül abdesti almak, temiz elbiseler giymek, misvak kullanmak, bayram namazına gitmek ve namazdan farklı yoldan dönmek bu ilahi lütufları idrak etme sünnetlerindendir.
Kendilerine cuma namazı farz olan kimselere bayram namazı kılmak Hanefîler’e göre vâcip, Şâfiîler’e göre sünnettir.
Peygamberimiz (s.a.) ve ashâbın uygulamalarına göre bayram namazı açık alanlarda cemaatle kılınır ve ardından bayram hutbesi okunurdu.
Hanefî Mezhebi’ne göre, bayram namazının cemaatle kılınması, namazın geçerliliği için şarttır. Çünkü bayram namazının geçerli olabilmesi için, hutbe hariç, cuma namazıyla aynı şartları taşıması gerekir. Bir kimse, herhangi bir sebeple cemaatle kılamadığı takdirde bayram namazını kaza etmek zorunda olmadığı gibi, tek başına kılmak zorunda da değildir. Ayrıca, camide cemaatle bayram namazı kılamayanların, evde iki veya dört rekatlık nafile namaz kılmaları, bunu Duhâ Namazı veya İşrak Namazı olarak niyet etmeleri tavsiye edilir.
İmam Şâfiî’ye göre ise sünnet-i müekkede olan bayram namazını, cemaate gidemeyenler evde tek başına veya ailece kılabilir. Bayram namazı evde iki rekat olarak, kılınır. Tekbirler vardır, fakat hutbe okunması şart değildir.
Bu kısa fıkıh (ilmihal) bilgisi de bize gösteriyor ki, bayram günleri içinde ibadetler ve başkaca dînî-manevî vazifeler ve ziyafetler vardır.
İşte bu yüzden her şeye rağmen bayram yapılır.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.