
Bu nedenle zikrettiğimiz hususlardaki bilgiler hayatın hareketine tabi ve yeni ilaveyi kabul etmeye açık olarak sürekli çeşitlenmiş ve ihata edilmesi kolay mümkün olmayan devasa bir maddi birikime ulaşmıştır.
İnancımızdan aldığımız temel bilgiler şu meallerdeki ayetlerdendir:
“Ey insanlar! Şüphesiz sizi bir erkek ile bir dişiden yarattık, tanışasınız diye sizi kavim ve kabilelere ayırdık, Allah katında en değerli olanınız O’na itaatsizlikten en fazla sakınanınızdır. Allah her şeyi hakkıyla bilmektedir, her şeyden haberdardır. (Hucurât, 49/13);
“(Resulüm!) Sana da kendisinden önceki kitapları tasdik edici ve onları denetleyici olarak bu kitabı hak ile indirdik. Artık aralarında Allah’ın indirdiği ile hükmet. Sana gelen bu gerçeği bırakıp da onların isteklerine uyma. Her birinize bir şeriat ve bir yol yöntem verdik. Allah dileseydi sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat size verdikleriyle sizi denemek istedi. Öyleyse hayırlı işlerde birbirinizle yarışın. Hepinizin dönüşü Allah’adır. Allah size hakkında ayrılığa düştüğünüz şeyleri haber verecektir.” (Mâide, 5/48);
“Biz her ümmet için uyacakları dinî kurallar koymuşuzdur. Boşuna bu konuda seninle tartışmasınlar ve sen rabbinin yoluna çağrıda bulunmaya devam et! Sen hakka götüren doğru bir yol üzerindesin.” (Hac, 22/67).
Bu ilahî hükümler bizim kendimizinkinden başka medeniyetlere bakış açımızı ve onlarla “Allah’a itaat temelinde hayır işlerde yarışma” esasında ilişki kurma tarzımızı belirlediği gibi, dünya merkezli coğrafi farklılıklar, tarihsel akış, şeriat farkları, dil ve iletişim araçları, kültürel ve sanatsal ayrımlar, toplum ve hukuk yapıları, ekonomi anlayış ve uygulamaları ile bilim-teknoloji düzeyleri ise ortaklıklarımızı, rekabetlerimizi, yardımlaşmamızı ya da çatışmalarımızı belirler.
Böylece biz “De ki: ‘Ey Ehl-i kitap! Sizinle bizim aramızda müşterek olan bir söze gelin: Yalnız Allah’a tapalım, O’na hiçbir şeyi ortak koşmayalım ve Allah’ı bırakıp da içimizden bazıları diğer bazılarını rab edinmesin.’ Eğer yine yüz çevirirlerse, ‘Şahit olun ki biz Müslümanlarız’ deyin.” (Âl-i İmrân, 3/64) mealindeki ilahi hüküm gereğince diğer ümmetlerin ve medeniyetlerin varlığını, onları da Allah’ın yaratması ve bizimkinden Kendi emriyle teşekkül eden sebeplerle ayırması nedeniyle kabul ederiz.
Buna göre medeniyetler arasındaki ilk ayrımı düşmanlığa göre değil, önce Allah’ın emrine ve O’nun sünnetine göre yaparken, kendi şeriatımızla mayalanan medeniyetimizi de yine bizim için seçilmiş olması nedeniyle diğerleriyle karıştırmadan, aslına uygun şekilde tatbik etmenin gayretini güderiz.
Medeniyetler arasındaki kültürel etkileşimin kendi düzeyinde sârî olarak (bulaşma yoluyla) işleyen bir hakikat olduğunu bu sebeple hakkında dikkatli olunması gerektiğini düşünürüz. Zira bu türden bir etkileşim, etkileyenin aktif, etkilenenin pasif konumuyla ve o unsura karakterini veren ahlak ve zevkin de onunla birlikte etkilenene taşınmasına sebep olmakla çoğu zaman tahrip etme niteliği yüklenebilmektedir.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.