
Aşırı uzaklık kadar aşırı yakınlık da bir perdedir; uzaktaki bir kalemi görmekten perdelendiğimiz kadar, burnumuzun ucuna dayanmış bir kalemi görmekten de perdeleriniriz.
Gerçi uzaklık ve yakınlık iki ayrı perde olduklarından, bunlara mahsus perdelenme tarzları da farklılık arz eder.
Hal böyle olunca, İslam metafiziği olarak tasavvufun (ve tarikatların) doğuşu, gelişme evreleri itibariyle, bu zamandaki ve gelecekteki olumlu etkilerinin tespiti yönünden araştırmalara konu olması da güçleşmektedir.
Nitekim bu köşede tasavvufla ilgili kimi soruları sormaya başladığımızda, bir tarikat mensubu tepkisini sosyal medyadan şu şekilde iletmişti: “Adam bize sövüyor ama cevap verecek kimsemiz yok. Çünkü biz cevap verebilecek birilerini yetiştiremedik, bu bizim acizyetimizdir.”
Söz buraya gelmişken bu bahsi biraz açalım:
Ancak yine de devlet ya da medeniyet planında yeni (sahih) bir düşünce üretebilmenin yolu, Vahdet-i vücûtçuluğun ölümünü arzulamaktan geçmez. Bilakis, buna tevessül etmek, tahrip edilmiş de olsa tüm şubeleriyle tahakkuk etmiş yetkin bir düşüncenin zeminini tamamen yok etmek olacaktır; zira son tahlilde o zemin İslam’a göre oluşturulmuş, İslam’a ait bir zemindir. Kaldı ki, bozulan şey, bozulduğu yerden tamir edilebileceği gibi, düşen şey de ancak düştüğü yerden yağa kalkabilecektir.
Bu durumda, Vahdet-i vücûdçuluğu önce asli zeminine tevdi ederek, yeni zamana, mevcud şartlara göre yeterlilikleriyle birlikte yetersizliklerini tespit etmek gerekir. Devamında elde edilecek şey, Vahdet-i vücûtçuluk’dan da pay alan ama artık o olmayan yeni bir şey olacaktır.
Diğer bir ifadeyle, Vahdet-i vücûtçuluğun da içe çekilmek suretiyle aşıldığı yeni bir düşünce kendi tayfında salt kendisi olarak somutlaşacaktır, ki bu işlem Vahdet-i vücûdçuluk’la aralarında mesafe varmış izlenimi verdikleri halde, onunla mülemmalı hale gelmiş cemaatleri (Ehl-i sünnet’i) ve tarikatları (ilk başta Nakşıbendiliği) kendiliğinden kapsayacaktır.
Bu mümkün olduğunda, 1-hakimiyet kuran metafizik bir idealizmden, metafizik bir gerçekliğe dönülerek, örneğin yukarıda zikrettiğimiz bağlanma hususundaki ilgili ilişkiler kendi yörüngesine oturturabilecek, 2-daha başta düşünce üretemememin sıkıntısıyla (kabızlık ezasının koşullandırdığı psikolojiyle) tasavvuf cümlesinden Allah’ı, kelamını ve peygamberini sorgulamayı uğraş edinenlerin, uğraşlarındaki isabetsizlik ortaya çıkabilecek ve düşünce üretiminde elzem olan nazariyat / gayret daha belirgin hale gelebilecektir.
O halde, İbnü’l-Arabi’nin “İnsan, gözüyle değil, düşüncesiyle bakmaktan sorumludur” sözünden hareketle, perde bahsini şöyle kapatabiliriz:
Metafizik gerçeklikler olarak perdeler açılabilir şeyler değildir, çünkü, açma çabalarının her biri yeni bir perde oluşturur. Önemli olan perdelere mahsus hakikatleri nihayet sayarak onlarda takılıp kalmamamız ve kalmayanları kötü niyetlilikle suçlamamamızdır.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.