|
Yazarlar

2013’ten sonra ne değişti?

04:00 . 28/11/2022 Pazartesi

Selçuk Türkyılmaz

Selçuk Türkyılmaz yıllardır Yeni Şafakın müdavimlerinden biri, gazetede çeşitli konularda köşe yazıları yazıyor.
Selçuk Türkyılmaz

ABD ve Avrupa devletlerinin Suriye’nin kuzeyinde terör koridoru oluşturmak istedikleri malumdur. Bu koridorda terör örgütlerinin eliyle bir terör devleti kurmak istedikleri de bilinmeyen bir hakikat değildir. Koridorun Irak’ın kuzeyinden başlayarak Suriye’nin kuzey sınırlarını boydan boya geçmesi ve Akdeniz’e ulaşması hedeflenmişti. Bu bir yeni harita tasarımıydı ve fiilî duruma dönüşmesi için ne gerekiyorsa yaptılar. Arap Baharı, Akdeniz’i kuşatan Arap ülkelerinde ve devamında da Türkiye’de büyük bir istikrarsızlığa ve çözülmeye sebep olabilirdi. Dönemin koşullarını göz önünde bulundurursak böyle bir çözülmeye yol açtıkları anlaşılır. Akdeniz’e ulaşması tasarlanan terör koridoru da bu coğrafî çözülmenin bir parçasıydı.

Mısır’da başarıya ulaştılar fakat Türkiye’de istediklerini elde edemediler. 2013’te aynı anda Mısır ve Türkiye büyük bir müdahaleye maruz kaldı fakat FETÖ kalkışmanın ön saflarında görünmemeye özen gösterdi. PKK’nın siyasî uzantıları fiilen hadiselerin içinde yer aldı fakat onlar da kalkışmanın tabana yayılmasında etkili olamadılar. Türkiye’de başarılı olamamalarının sonuçları üzerinde durmak önemlidir. Böylelikle hâlâ devam eden sürecin tahlilini yapmak mümkün olacak. 2013’ün sonuna gelindiğinde FETÖ’nün Erdoğan karşıtlığını açıkça ortaya koymak zorunda kalması, bugünü anlamak açısından da önemlidir. Türkiye, 15 Temmuz 2016 gecesinden sağ salim çıktığında geride kalan olayların coğrafyanın kaderini etkileyeceğini tahmin etmek çok da zor değildi. Nitekim tam bir buçuk ay sonra Türk ordusu Fırat Kalkanı Harekâtı ile coğrafyanın bütününü etkileyecek ilk müdahaleyi yaptı. Bu harekât ile DAEŞ ile PKK arasındaki görünmez bağlar ortaya serildi fakat şaşırtıcı gelişmeler bununla sınırlı değildi. Fırat Kalkanı Harekâtı başladığında Türk ordusunun en önemli unsurlarının 16 Temmuz günü Cerablus istikametinden sızarak Suriye içlerinde hazırlık yaptığı söylenmişti. Mısır ve Türkiye’de aynı anda başlayan olayların içinde FETÖ unsurları yer almış fakat görünmemeyi tercih etmişlerdi. Mısır’daki darbe hedefe ulaştığında FETÖ okullarına teşekkür plaketi gönderilmesi son derece önemliydi. Türkiye’de ise hedeflerine ulaşamadılar ve cezalandırılmaları gerekiyordu. İçeride siyasal bir mücadele içinde değillerdi, terör örgütleri eliyle yeni bir coğrafya tasarımı hayata geçiriliyordu. Bu sebeple terör örgütleri arasındaki görünmez bağların ortaya çıkarılması son derece önemliydi.

FETÖ’cülerin işgal girişimine en sarsıcı cevap Fırat Kalkanı Harekâtı ile verildi ve bu harekât sürecinde DAEŞ’e vurulan darbe kalıcı sonuçlar doğurdu. En önemli sonuç terör koridorunun parçalanmasıdır. Akdeniz’e ulaşamadılar ve harita taslakları ellerinde kaldı. Terör örgütleri arasındaki görünmez bağlar ortaya serildi. ABD ve Avrupa devletlerinin emperyalist faaliyetleri ve vekâlet savaşı yürüten bağımlı yapıların siyasî meşruiyeti büyük bir sarsıntı geçirdi. Bağımlı yapıların ABD ve Avrupa devletleriyle olan ilişkileri neredeyse resmiyet kazandı. Selefî grupların Mısır’da Sisi darbesini desteklemesini de aynı çerçeve içinde değerlendirmek gerekir. Bu sürecin entelektüeller üzerindeki yansımalarını değerlendirmek için vakit çok erken ama yaşadığımız muazzam değişimi görmek gerekir.

Türkiye, uzunca bir süredir Irak’ın ve Suriye’nin kuzeyinde terör faaliyetlerini yok etmek için çok daha kararlı bir tutum sergiliyor. Sayın Cumhurbaşkanı Tel Rıfat, Münbiç, Ayne’l-Arab’ı işaret ederek yeni bir operasyonun sinyali veriyor. Bu kararlı tutum bir hakikatin daha görülmesini zorunlu hâle getiriyor. Olayların seyrini takip edenler terör örgütleriyle mücadele eden Türkiye’ye cevap verenlerin ABD, Fransa, Almanya ve İngiltere gibi emperyalist ülkeler olduğunu da görmektedir. Adı geçen terör örgütleri, artık, emperyalist devletlerle ilişkilerini gizleme gereğini bile hissetmiyor. Bu da 2013’ten sonra yaşanan değişimin büyüklüğünü gösterir. Bundan sonra anılan örgütlerin herhangi bir şekilde siyasî meşruiyet arayışı içine girmeyeceklerini söyleyebiliriz. Ölümcül saldırılardan kaçınmayacakları da çok açıktır.

Türkiye coğrafyanın genelini ne kadar değiştirebilir sorusuna net bir cevap veremeyebiliriz fakat 15 Temmuz 2016’dan itibaren en etkili terör örgütlerine büyük bir darbe vurulduğuna şüphe yoktur. Bu örgütler dışarıdaki kaynaklardan beslenerek ayakta duruyordu ve birçok ülke üzerinde baskı kurabiliyorlardı. Büyük bir fasit daire vardı ve Türkiye, bunu kırarak birçok tabiî gelişmenin önünü açtı.

#2013
#FETÖ
#DAEŞ
#SİSİ
#Mısır
#ABD
2 ay önce
default-profile-img
2013’ten sonra ne değişti?
“Erdoğan’sız seçim” senaryosu!
Kılıfa sokulan süngerin ince işleri
Çerkeszade bir muhacir alim Cevdet Said
Beş bin Kur’ân-ı Kerim yakan piskopos
Cumhuriyetçi Parti Trump’tan kaçıyor mu?