Cesur yeni dünya: Beyaz yerleşimci kolonyalizmi

04:006/07/2026, Pazartesi
G: 6/07/2026, Pazartesi
Yeni Şafak Haberlerini Daha Sık Gör: Tıkla ve Google'da Favorilere Ekle!
Selçuk Türkyılmaz

Avrupa Birliği ve üye devletlerin kahir ekseriyeti İsrail’in soykırım, savaş suçları ve insanlığa karşı suçlarına karşı herhangi engelleyici bir adım atmak istemedi. Üye devletlerden bazıları yaptırımı gündeme getirse de AB’nin güçlü devletleri İsrail’e karşı karar alınmasına imkân tanımadı. Güçlü devletlerin başında gelen Almanya, İsrail’i desteklemekte kararlı olduğunu hemen her platformda gösterdi. Hatta Almanya, daha da ileri giderek İngiltere ile birlikte soykırım, savaş suçları ve insanlığa

Avrupa Birliği ve üye devletlerin kahir ekseriyeti İsrail’in soykırım, savaş suçları ve insanlığa karşı suçlarına karşı herhangi engelleyici bir adım atmak istemedi. Üye devletlerden bazıları yaptırımı gündeme getirse de AB’nin güçlü devletleri İsrail’e karşı karar alınmasına imkân tanımadı. Güçlü devletlerin başında gelen Almanya, İsrail’i desteklemekte kararlı olduğunu hemen her platformda gösterdi. Hatta Almanya, daha da ileri giderek İngiltere ile birlikte soykırım, savaş suçları ve insanlığa karşı suçlara ortak olmayı tercih etti. Daha önce bu sayfada kaynak olarak gösterdiğim kitaplarda işlendiği gibi Almanya, ne yazık ki Filistin’i savaş teknolojilerinin geliştirilmesi amacıyla bir laboratuvar gibi kullandı ve hâlâ kullanıyor. İngiltere ve ABD de Filistin’i savaş teknolojilerinin geliştirilmesi amacıyla bir laboratuvara dönüştürdü.

Konu dışına çıkacağımı düşünmediğim için antrparantez demeye lüzum yok. Film yapımcılarının ve edebiyatçıların savaş teknolojilerinin geliştirilmesi amacıyla Filistin’in bir laboratuvar gibi kullanılmasına bigâne kalması hakikaten şaşırtıcı bir durum. Çünkü bugün Filistin’in tarihî topraklarında yaşananlar, insanlığa karşı suçlar kavramının işaret ettiği gibi ortak geleceğimizi de tehdit etmektedir. Burada sinemayı ve edebiyatı gündeme getirmemin sebepleri var. Filistin’de sadece savaş teknolojileri sahasında faaliyet yürüten şirketler değil, bilgi teknolojileri sahasında faaliyet yürüten şirketler ve büyük inşaat makineleri üreten teknoloji şirketleri de yukarıda saydığımız suçlara iştirak ediyor. Örneğin Volvo ve Hyundai gibi dünyaca meşhur markaların dev makinelerini, Batı Şeria’da Filistin kimliğinin en temel unsurlarını yok ederken görüyoruz. Volvo ve Hyundai de zeytin ağaçlarına öfkeyle saldırıyor. Büyük şirketlerin araçlarının Siyonist yerleşimci terör gruplarına yol açmaları fantastik bir kurgu değil, fiilî bir durumdur. Yani herhangi bir yapımcının ya da öykü yazarının distopik bir dünyayı hayal etmesine lüzum yok. Siyonist Yahudi yerleşimcilerin Batı Şeria’da arazi genişletmek için işledikleri cinayetleri takip ederek “Cesur Yeni Dünya” hakkında söz söyleyebiliriz.

Bilgi teknolojilerinin insanlığı nereye doğru sürüklediği konusuyla ilgili olarak da Filistin’de ortaya çıkan “yenilikler” ürkütücüdür. Veri analizi ve yazılım şirketi Palantir’in Gazze’de işlenen soykırım, savaş suçları ve insanlığa karşı suçlarda aktif rol üstlendiği bilinmektedir. Hatta şirketin CEO’su Alex Karp, sıraladığımız suçlar bütün dünyada dehşet uyandırmasına rağmen İsrail’i desteklemekten vazgeçmedi ve “İsrail’e en açık şekilde destek veren CEO benim” dedi. Palantir’in İsrail’e desteği ideolojik bir bağın çok ilerisindedir. Palantir bilgi teknolojilerini savaş teknolojileri ile birleştirerek yapay zekâyı eğitiyor. Yakınlarda Yunan siyasetçi Yanis Varufakis’in bu konuyla alakalı konuşmasında geçen ifadeler dehşet uyandırmıştı. Varufakis bir Palantir yetkilisinin “İsrail, Gazze’de sivillerin yoğun yaşadığı bölgeleri bombalarken, insanların ellerinde telefonlarla can havliyle kaçışma hareketlerini yapay zekâ verisi olarak yükleyip sistemi eğittiklerini” söylüyor. Palantir yetkilisi, geliştirilen ürünü İngiltere Ulusal Sağlık Sistemi’ne 1,4 milyar dolara sattıklarını söylüyor. Varoufakis, başka bir söyleşisinde “beyaz yerleşimci kolonyalizmi”nin ortadan kalkmadığını söylemişti. Avrupa Birliği, İngiltere, ABD ve İsrail’i aynı bağlamda bir araya getiren şey “beyaz yerleşimci kolonyalizmi”dir.

Beyaz yerleşimci kolonyalizmi bir sistemdir. Hem Thomas Moore’un hem de Aldous Huxley’in resmettiği dünya aslında bir taraf için ütopya iken karşı taraf için distopyaydı. 7 Ekim 2023’ten itibaren İngiltere, Almanya, Fransa ve ABD’nin İsrail’le ilişkisini beyaz yerleşimci kolonyalizm sistemi içinde analiz etmeye çalıştım. Bu bağlam, adlarını sıraladığımız ülkelerin İsrail’le ilişkisinin tesadüflere bağlı olmadığını gösteriyor. Hiç kimse Ursula von der Leyen’in İsrail’i destekleme kararlığını sarsamıyor. Bu, sıradan bir Yahudi hâkimiyeti ya da İsrail’e teslim olma durumu değildir. Yeni bir dünya kuruyorlar ve bu yeni dünyanın temellerini Gazze’de ve Batı Şeria’da atıyorlar. Bunun Yahudilerin kendini savunma hakkı ile zerre kadar bir ilişkisi yoktur. Zaten Siyonistler de bunu bildikleri için bugünkü hadiseleri tekrar Holokost ve Yahudi yaşamının korunması bağlamına taşıma gayretindedirler. Fakat dünya, bu “cesur yeni dünya”nın “beyaz yerleşimci kolonyalizmi” olduğunu biliyor.

“Beyaz yerleşimci kolonyalizmi”nin Avrupalılara ve ABD’lilere de anlatılması gerekir.

#Avrupa Birliği
#Politika
#Selçuk Türkyılmaz