İsrail’in “Türkiye tehdidi”: Saldırganlığın ürettiği paranoya ama paranoya olması İsrail’in takip edilmediği anlamına gelmez

Yasin Aktay
Yasin AktayYeni Şafak Gazete Yazarı
04:00, 26/08/2026, Çarşamba • Yeni Şafak Haber Merkezi
İsrail’in “Türkiye tehdidi”: Saldırganlığın ürettiği paranoya ama paranoya olması İsrail’in takip edilmediği anlamına gelmez

İsrail’in Suriye’ye yönelik saldırıları artık ne “İran tehdidi”yle ne de klasik güvenlik gerekçeleriyle açıklanabilecek bir sınırda. İran bütün askeri, istihbarat ve Hizbullah varlıklarıyla en güçlü şekilde Suriye’deyken o kadar büyük bir tehdit hissetmedi hiçbir zaman. Ne zamanki İran’ı bu ülkede tutan Beşşar Esad devrilip yerine Suriye halkını temsil eden bir yönetim geldi, İsrail Suriye’den yana tarihinin en büyük tehditlerini hissetmeye ve saldırmaya başladı.

Bu arada
Türkiye sınırına oldukça yakın İdlib kırsalındaki Ebu Zuhur Askerî Havaalanı’nın vurulması
, İsrail’in kendisine tanıdığı müdahale haddinin ulaştığı noktayı gösteriyor.
Tabi kendine tanıdığı bu haddin her bakımdan bir hadsizlik olduğu aşikâr.
Bir başka ülkenin kendi topraklarında radar veya hava savunma sistemi kurmasını bile saldırı gerekçesine dönüştürmesi
bir savunma refleksi değil artık gereği yapılması gereken bir azgın saldırganlık meselesi.
Jerusalem Post
’ta
David M. Weinberg
imzasıyla yayımlanan bir yazı, bu zihniyetin nereye vardığını bütün çıplaklığıyla ortaya koyuyor. Yazar, İsrail’in bir gün Golan’da “Türk tankları”, Kayserya açıklarında “Türk fırkateynleri”yle karşılaşabileceğini söylüyor; İdlib’deki saldırıyı Türkiye’ye verilmiş gerekli bir mesaj olarak sunuyor ve nihayet şu ürpertici cümleyi kuruyor:
“İdlib’den İstanbul’a kadar, gerekirse İsrail saldıracaktır.”
İsrail’in bir NATO ülkesinin şehrini vurabileceğini bu rahatlıkla telaffuz etmesi, tehdit altında olmanın değil, kendisini her türlü uluslararası sınırın üzerinde gören bir şımarıklığın ifadesidir.
Bütün şımarıklıklar gibi kendi sonuna doğru emsalsiz bir hızla koştuğunun farkında değil.

Üstelik yazıdaki mantık dikkatle izlendiğinde “Türkiye tehdidi” denilen şeyin mahiyeti de ortaya çıkıyor. Türkiye’nin donanmasını geliştirmesi tehdit; yeni fırkateynler ve denizaltılar inşa etmesi tehdit; kendi savaş uçağını geliştirmesi tehdit; Suriye’nin hava savunmasını güçlendirmesine yardımcı olması tehdit; Suudi Arabistan ve Pakistan’la savunma işbirliği geliştirmesi tehdit...

Kısacası Türkiye’nin güçlenmesi İsrail için başlıbaşına bir tehdit.
İşin doğrusu burada İsrail açısından esas sorun Türkiye’nin İsrail’e saldırma ihtimali bile değil. Türkiye’nin
İsrail’in istediği zaman saldırabileceği bir bölgesel düzeni zorlaştıracak kapasiteye ulaşmasıdır.

İdlib saldırısının anlamı tam da budur. İsrail, Suriye hava sahasında dilediği gibi hareket etmeyi neredeyse kazanılmış bir hak sayıyor. Suriye’nin kendi hava sahasını denetleyebilecek radar ve hava savunma sistemine sahip olması ise “İsrail Hava Kuvvetleri’nin operasyonlarını engellemek” olarak tarif ediliyor. Yapabileceği her şeyi yapmayı hak görüyor aslında. Önünde bir engel çıkmadan yapabildiği şey onun için artık müktesep bir hakka dönüşüyor. Tarih bu kadar kibirli ve azgın bir işgalci kaydetmemiştir.

Suriye kendi ülkesini savunabilecek bir sistem kuramayacak, çünkü İsrail’in Suriye’yi istediği zaman bombalama “özgürlüğünü” sınırlayabilir!
İsrail’in güvenlik anlayışının giderek aldığı biçim şudur:
Komşularımın savunmasızlığı benim güvenliğimdir
. Dolayısıyla Suriye’nin toparlanması tehdit, Türkiye’nin güçlenmesi tehdit, bölge ülkelerinin kendi aralarında savunma mekanizmaları geliştirmeleri tehdit sayılıyor.
Arkadaşımız
Selçuk Türkyılmaz
da İdlib saldırısını değerlendirirken önemli bir noktaya dikkat çekiyor. İsrail’in uzun zamandır Filistinlileri ve çevre ülkeleri kendi seçtiği zamanda, hazırlıksız oldukları şartlarda çatışmaya sürükleyerek stratejik üstünlük sağlamaya çalıştığını; benzer bir baskıyı yeni Suriye yönetimi üzerinde de kurduğunu söylüyor.
Şam yönetiminin bu tuzağa düşmemesi
ve Türkiye’nin de içinde bulunduğu yeni bölgesel savunma arayışlarının ortaya çıkması İsrail açısından alışılmadık bir durum yaratıyor.
Çünkü İsrail’in alıştığı Ortadoğu, parçalanmış bir Ortadoğu’dur.
Suriye zayıf olacak, Irak kendi meseleleriyle boğuşacak, Körfez ülkeleri birbirinden kuşkulanacak, Türkiye bölgesel meselelerden uzak duracak ve İsrail istediği ülkenin hava sahasına girip istediği hedefi vurabilecek.
Bu düzen bozulmaya başladığında İsrail’in “güvenlik kaygısı” artıyor. Weinberg
’in yazısındaki Türkiye tasviri bu yüzden rasyonel bir tehdit analizinden ziyade adeta bir
stratejik paranoya metni
görünümünde. Erdoğan’ın
Suudi Arabistan, Pakistan, Katar
ve kısmen
Mısır
’ı içine alan
pan-İslami bir cephe
kurduğu, NATO’nun yerine İslami konfederasyon hazırladığı, İran’ın İsrail’le savaşına katılmaya hazırlandığı gibi iddialar peş peşe sıralanıyor. Türkiye’nin Rusya, Çin ve İran’la ilişkiler kurması bile neredeyse İsrail’i kuşatmaya yönelik tek bir büyük planın parçaları gibi anlatılıyor.

Daha önemlisi, Türkiye’nin son yıllarda elde ettiği askerî ve teknolojik başarıların bu söylemde yarattığı tahammülsüzlük açıkça ifade ediliyor.

Bir zamanların savunma sistemlerini kendisinden almak zorunda bırakılmış olan Türkiye’si yerine kendi İHA ve SİHA’larını, savaş gemilerini, fırkateynlerini, denizaltılarını ve savaş uçağını geliştiren Türkiye var.
Bu kapasitenin bölgedeki güç dengesini değiştirmesi kaçınılmazdır.
Türkyılmaz
’ın işaret ettiği başka bir boyut var. 7 Ekim’den bu yana İsrail’in Gazze’deki savaşının Avrupa ve özellikle İngiltere kamuoyunda ürettiği tepki, İsrail açısından ciddi bir meşruiyet kaybına dönüşmüş durumda.
Türkyılmaz, İngiltere ve Almanya’nın İsrail’le ilişkisini basit bir “destek” ilişkisinin ötesinde değerlendiriyor ve İsrail’e yönelik büyüyen toplumsal tepkinin eski Türk karşıtı imgelerin yeniden dolaşıma sokulmasıyla dengelenmeye çalışılabileceğine dikkat çekiyor.
Bu yorum elbette ayrıca tartışılabilir; ancak
Weinberg
’in yazısı bu ihtimali düşündürecek kadar çarpıcı bir örnek sunuyor: İsrail bir anda kendisini Golan’daki Türk tankları ve Kayserya açıklarındaki Türk savaş gemileriyle kuşatılmış olarak resmediyor.
Oysa bugün İdlib’i Türkiye bombalamadı,
İsrail bombaladı.
Suriye hava sahasını Türkiye ihlal etmedi,
İsrail ihlal etti
. Sonra da saldırgan olan taraf, kendisini gelecekteki muhayyel bir Türk saldırısının mağduru olarak sunuyor.
İsrail’in giderek içine düştüğü stratejik açmaz tam da burada. Kendi güvenliğini bütün bölgenin güçsüzlüğüne bağlayan bir ülke, çevresindeki her toparlanmayı tehdit olarak görmeye mahkûmdur.

Suriye’nin yeniden devlet olması tehdit olur. Türkiye’nin güçlenmesi tehdit olur. Bölge ülkelerinin iş birliği tehdit olur. Hatta komşuların kendilerini İsrail saldırılarına karşı savunabilecek hava savunma sistemlerine sahip olması bile tehdit olur.

Bu güvenlik değil,
sınırsız üstünlük talebidir.

Ancak İsrail’in artık asıl alışması gereken şey budur: Ortadoğu, İsrail’in istediği ülkeyi istediği zaman bombalayabildiği sahipsiz bir coğrafya değildir. Türkiye’nin güçlenmesi de bölgede tek taraflı azgın ve saldırgan güç kullanımının giderek daha fazla sınırla karşılaşacağının habercisidir.

Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026