Filistin sanatının en önemli isimlerinden Sliman Mansour’u pazartesi akşam saatlerinde kaybettik. 79 yaşındaydı. Ölüm haberini okuyunca aklıma birkaç hafta önce Kudüs’teki evinde yaptığımız son sohbet geldi. Kendisiyle ilk kez İstanbul’da, Necip Fazıl Kültür Sanat Ödülü’nü almak üzere Türkiye’ye geldiğinde uzun uzun konuşmuştuk. Ardından geçen yıl eserlerinden oluşan “Ben Yıkılmayacağım / I Will Survive” sergisini hazırladım. Serginin başlığı şimdi insana başka türlü dokunuyor.

Sliman Mansour’u yalnızca önemli bir Filistinli ressam olarak tarif etmek eksik kalır. O, Filistin’in görsel hafızasını kuran kuşağın en belirleyici isimlerinden biriydi. 1973 tarihli Zorluk Devesi / Camel of Hardship bunun en bilinen örneği. Yaşlı bir adam Kudüs’ü sırtında taşır. Resim zamanla Filistin’in yükünü, toprağa bağlılığı ve sürgünü anlatan bir ikona dönüştü. Ama Mansour’un dünyası tek bir resimden ibaret değildi. Zeytin ağacı, taş duvarlar, geleneksel kıyafetler, kadınlar, köylüler, toprak ve bekleyiş onun sanatında tekrar tekrar karşımıza çıktı.

Fakat bu imgeleri yalnızca Filistin milliyetçiliğinin sembolleri olarak okumak Mansour’un sanatını fazlasıyla basitleştirmek olur. Bashir Makhoul, Mansour üzerine kaleme aldığı önemli makalesinde onun sanatının üç temel izlek etrafında düşünülebileceğini söylüyor: politika, toprak ve şiir. Bence Mansour’u anlamak için gerçekten iyi bir üçlü bu. Çünkü onun resimleri ne yalnızca politik afişlerdir ne de kaybedilmiş bir ülkenin nostaljik manzaraları. Şiirle resim arasında sürekli gidip gelen, bir imgenin aynı anda birkaç anlama gelebileceği katmanlı bir dünya kurar. Filistin sanatının şiirle kurduğu güçlü ilişki Mansour’da görsel bir dile dönüşür. Bir zeytin ağacı sadece ağaç değildir; evdir, köktür, kaybedilmiş topraktır, geri dönüş ihtimalidir.

İlk İntifada sırasında yaptığı tercih ise sanatını anlamak için bence daha da önemli. İsrail üretimi sanat malzemelerini kullanmayı reddeden sanatçılarla birlikte yerel malzemelere yöneldi; çamur, kına ve doğal pigmentlerle çalıştı. Böylece “toprak” resmin konusu olmaktan çıkıp doğrudan resmin malzemesine dönüştü. İşgal altında sanat yapmak, yalnızca işgal hakkında resim yapmak değildi artık; hangi malzemeyi kullandığınız bile politik bir tercihti. Mansour için sanat yalnızca bir temsil aracı değil, aynı zamanda bir eylem biçimiydi.

Onun çamurdan yaptığı figürler bu açıdan özellikle önemli. Islakken biçim verdiği toprak, kurumaya başladığında çatlıyor, parçalanıyor, sanatçının oluşturduğu formu kendi doğal hareketiyle bozuyordu. Mansour ise bu çatlakları gizlemek yerine eserin bir parçası hâline getiriyordu. Makhoul’un dikkat çektiği gibi burada çatlak, sonradan meydana gelen bir kaza değil, adeta varoluşun kendisi haline gelir. Filistin’in parçalanmış coğrafyasını düşününce metafor fazlasıyla güçlü. Toprak kuruyor, çatlıyor ama ortadan kaybolmuyor. Suya kavuştuğunda yeniden değişebilme ihtimalini içinde taşıyor.

Belki Mansour’un sanatındaki umudu da tam burada aramak gerekiyor. Emile Habiby’nin meşhur kavramıyla bir tür [pessoptimist] “iyimser kötümser”: umutsuzlukla iyimserliğin aynı anda var olması. Mansour’un işleri büyük acıları anlatıyor ama hiçbir zaman bütünüyle karanlığa teslim olmuyor. Çatlayan toprakta bile yeniden hayat bulma ihtimali var. Geçtiğimiz haftalarda Kudüs’te kendisiyle konuşurken hissettiğim iyimserliğin eserlerinde de bulunduğunu şimdi daha iyi görüyorum.

Mansour sadece resim üretmedi; Filistin’de sanatın üretilebileceği zeminin kurulmasına da katkıda bulundu. Filistinli Sanatçılar Birliği’nden al-Wasiti Sanat Merkezi’ne, sanat eğitiminin kurumsallaşmasına kadar pek çok alanda rol aldı. İşgal altında bir sanatçı için mesele yalnızca eser üretmek değil, o eserin üretilebileceği kültürel alanı da inşa etmekti. Makhoul’un da dikkat çektiği üzere Filistin’de politik sanatçı olmak, yalnızca politik meseleler üzerine eser üretmek anlamına gelmiyordu; sanatın var olabileceği kurumları, ilişkileri ve ortamı oluşturmak da başlı başına politik bir eylemdi. Bu yüzden Mansour’un mirasını yalnızca müzelerdeki tablolarıyla ölçemeyiz.

Yakın zamanda Rana Anani ile birlikte hazırlanan anıları Arapça olarak “Ala Darb al-Ghoul” adıyla yayımlandı. Kitap, Anani’nin 2020 yazından 2023 kışına kadar Mansour’la yaptığı uzun söyleşilerden oluşuyor; çocukluğundan sanat hayatına, Filistin’in yakın tarihinden sanat ortamının kuruluşuna kadar Mansour’un hikâyesini kendi sesiyle aktarıyor. Ben Arapçayı bu kitabın hakkını verecek seviyede okuyamıyorum. İnşallah en kısa zamanda İngilizce tercümesi de yapılır. Çünkü Sliman Mansour’un hayatı yalnızca Filistin sanat tarihini değil, sanatın işgal, hafıza ve direnişle nasıl ilişki kurabileceğini anlamak isteyen herkes için okunması gereken bir hayat.

Geçen yıl onun eserlerinden hazırladığım sergiye “Ben Yıkılmayacağım” adını vermiştik. Bugün bu cümle başka bir anlam taşıyor. Sliman Mansour artık aramızda değil. Ama bazı imgeler sanatçısından sonra sessizleşmez; aksine daha yüksek sesle konuşmaya başlar.

Kudüs’ü sırtında taşıyan o yaşlı adam yürümeye devam edecek.

Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026