
1950''den sonra gelen Demokrat Parti iktidarı ile İstanbul''da esnaf ve tüccar örgütlenmeye başladı.
Rahmetli Sabahaddin Zaim hocanın hatıratlarının yer aldığı, "Bir ömrün hikayesi" adlı eserde, Tahtakale''den Plazalara giden yolun hikayesini şöyle anlatılıyor;
1950''ye kadar devlet yatırımları dışında bir özel sektör hareketi yoktu.
1950''den sonra esnaf ve tüccar devletten bağımsız olarak harekete geçmeye başladı.
Gelişen yeni dalganın mensupları Türk ve Müslüman''dı.
Bu işadamlarından bir kısmı Saraçoğlu''nun Varlık vergisi ile yıktığı gayr-i Müslimlerin yerlerine gelmişlerdi.
ÇBS Boya Sanayini kuran Çavuşoğlu ailesi, Kiğılı ailesi, rahmetli kayınpederim Ragıp Cıngıllıoğlu gibiler bu işadamlarına birer misaldir.
***
Ticaretin yeni merkezleri Mahmut Paşa, Tahtakale, Sirkeci, Aşir Efendi Caddesi, Büyük Postane üstü gibi yerlerdi.
Mesela Gürün Han Türkiye''nin tekstil piyasasının kalbi, Sirkeci''deki Doğu İş Hanı ise Türkiye''nin finans merkezi idi.
***
Fakat Ortak pazara girmeye alelacele karar verilince, ithalat ile küçük sanayi çökmeye başladı. Yabancılar kotalarla kendini korumayı sürdürdü.
ABD''nin teşvik ve desteği ile 1970''lere doğru Şahap Kocatopçu ve Robert Kerwin "Sevk ve İdare Derneği"ni kurdular.
Burada Rotari, Propel''ler ve benzeri gruplardan oluşan yeni bir sanayici yöneticisi sınıfı yetiştirildi.
Devlet desteği ile yeni sanayiciler türedi.
Bunlar batılı firmalarla ortaklıklar kurarak yerli sanayini gerilettiler.
Mesela Eczacıbaşı Amerikan sermayesi ile ortaklık yaparak İpana diş macununu üretti ve yerli Radyolin markasını piyasadan sildi.
Kozmetik sanayinin tamamı aynı akibete uğradı.
Bugünün birçok şirket ve holdingi benzer şekilde zengin oldular.
Bugünkü TÜSİAD''ın temeli de böyle ortaya çıktı.
***
1982''de küçük sanayi tasfiye oldu, yeni bir "Holding burjuvazisi" ortaya çıktı.
İktisadi güç, Sirkeci ve Tahtakale''den Kabataş, Mecidiyeköy, İkitelli ve Levent bölgesindeki holdinglere geçti.
Yeni bir sosyal, siyasal ve iktisadi kabuk değiştirmenin içine giren Türkiye''de bunlar bilinmezse sosyal ve iktisadi yapıdaki değişimler anlaşılmaz.
İlim Yayma Cemiyeti''nin ilk kurucuları arasında yer alan Yusuf Türel''in bir anısı "Bir Ömrün Hikayesi" adlı kitapta şöyle yer alıyor;
Hürriyet''in sahibi Erol Simavi''nin babası Sedat Simavi son derece fakirdi. Beylerbeyi''nde otururdu. Hanımı da rahmetli yengemin akrabası olan Nebahat Hanımdı. Sedat Simavi''nin bir ceketi bir de pantolonu vardı.
O zaman henüz kuru temizlemeciler olmadığı için elbiseler benzinle silinerek temizlenirdi. Hanımı da pantolonu aynı şekilde benzinle silmiş, sonra da ütüyü üzerine sürünce pantolon parlamış. Kadıncağızın saçları tutuşmuş ve bu şekilde vefat etmiş.
***
Bu zat gibiler kendilerine bir menfaat sağlandığı zaman yöneticileri alabildiğine pohpohlarlar. Aksi takdirde her vesile ile onlara veryansın ederler.
Onlara yaranmaya çalışmakla Demokrat Parti de Adalet Partisi de aynı hatayı yaptı.
Gazete kağıdı, bunlara maliyetinin onda birine satılırdı. 1 ton kağıda ihtiyaçları varsa özellikle 20 ton verilirdi. Her türlü kolaylıktan istifade ettirilirdi.
Fazla kağıdı karaborsada satarlar, zengin olurlardı. Ama yine de onlar gibi siyasetçilerin gözdesi olamazdınız.
O dönemdeki zenginlerin nasıl ortaya çıktığını göstermesi bakımından bu misali unutmamak lazımdır.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.