Elektrikli testere ile kesilen 4 parmağını plastik cerrahide diktirdikten sonra taburcu olan adamın derdine bak; “Yaşar abi, kış kapıda, havalar soğumadan şu olayı bir gündeme getirip çözelim” dedi telefonda.
Memlekete gittiğinde elektrikli testere ile çalışırken sağ elinin bütün parmaklarını içeriden yarıya kadar kesmiş.
8 saatlik operasyonla tekrar dikilen parmaklardan sonra 10 gün hastanede yatmış.
Kesilen parmaklarının hepsini tekrar yerine diktirdikten sonra taburcu olduğu gibi beni arıyor.
Benim hocanın kazasından haberim yok.
-
“Hayırdır hocam”
dedim.-“Yaşar abi ufak bir kaza geçirdim. (Ufak bir kaza dediği parmaklar yarıya kadar kesilmiş)
Hastanede yatarken birileri aradı.
Cerrahpaşa’da yalnız yaşayan bir hasta tedavi olduktan sonra taburcu edilmiş. Ancak adamın dışarıda yatacak yeri yok.
Hastanede yardım etmek isteyen birileri bildikleri yerlere müracaat etmişler ama kimse ilgilenmemiş.
Benim sokakta yaşayanlarla ilgilendiğimi öğrenip telefonumu bulmuşlar, yardım istiyorlar.”
-“Ne yapabiliriz hocam” dedim.
-“Senin alanın değil ama kıyıdan köşeden bahsetsen de bir gündeme getirsek” dedi.
-“Ben gündeme taşırım ama yetmez. Senin televizyon ve gazetelerde tanıdıkların benden çok. Onları da ara. Televizyondan daha etkili olur” dedim.
-
“Cuma günü Ülke TV’de saat 10’da bir programa çağırdılar, orada anlatacağım” dedi.
-“Çözüm önerin var mı?” dedim.
**
-
“İyi insanları bulmak için bütün insanlara dokunmak gerekiyor
Yaşar abi, çözüm önerim var” dedi.-“Nedir?” dedim.
-Anlattı; “Balat Cami’inde imam iken kışın ameliyat olup hastaneden gönderilen hastaya 10 gün baktık caminin bahçesindeki odalarda.
Evden kovulan yaşlı adamlara baktık.
Caminin bahçesine yaptığımız iki üç odalı evde bize sığınanı barındırdık. Yemeğini verdik, elbise ihtiyaçlarını karşıladık.
Odaların yanına yaptırdığımız duşluklarda banyo ihtiyaçlarını karşıladık.
Orgeneral Sabri Yirmibeşoğlu’nun
torunu alkolikmiş. Sokağa düşünce alkolü bırakmış kolonyaya başlamış.Yasin Yirmibeşoğlu, ressam.
Bana getirdiler. “
Kolonya yerine rakı alayım sana kolonya çok daha tehlikeli
” dedim. Kabul etmedi. İki sene yanımızda kaldı. Kolonyaya devam etti sokaklarda. Sonra bir yerlerde çalıştığını, resim yaptığını duydum.Sokakta yaşayanlar
yoksulluklarını Allah’tan bildiklerinden çoğu ateist oluyor
. Ancak bizi tanıyınca düşünceleri değişiyordu.Bize sığınanların hiçbirine
namaz kıl, oruç tut demedik.
Biz onlara iyi davrandığımızda, sahip çıktığımızda, dine karşı önyargıları dağılıyor yerine merak geliyordu.”
**
Emin Kır Hoca İstanbul’da Hz. Kaab Camii’nin imam hatibi idi.
Şimdi emekli ama sokakları bırakmadı.
Eyüp’e giderken Balat’ta tam surların altında yer alan caminin çevresi sokakta yaşayanların da toplandığı merkezlerdendi.
Emin Hoca bunlara önce bahçede sabah çorbası verdi. Sonra caminin geniş bahçesinin arka tarafına odalar yaptırdı.
Odaların yanına duşluklar inşa ettirdi.
Camiye sığınana sahip çıktı.
Emin Hoca’nın gayretini gören cemaat de destek çıktı.
Hatırı sayılır iş adamları ve doktorlar
hocaya sığınanların ekonomik ve sağlık her ihtiyacını karşıladılar.Bütün bunlar samimiyetin sonucuydu.
Bir yerlerden onay almadı bunları yaparken hoca.
Kendi inisiyatifini kullandı, Diyanet engellemedi hatta destek çıktı.
Yeşilay ile birlikte çalıştılar.
**
Hocanın çözüm önerisini kendi ağzından yazalım;
“Yaşar abi Türkiye’de 100 bin cami var. Bu camilerin bahçesi uygun olanlarına
esnafın ve cemaatin
desteği ile kapalı barınma yerleri yapılabilir.Sokakta yalnız kalanların, evlerini terk edenlerin, hastaneden çıkıp da kalacak yeri olmayanların geçici barınma yerleri olabilir buraları.”
**
Devletin kolları geniş ve çok.
Bir yandan borsada “
fondip
”lenen paraların izini sürerken bir yandan da evsiz barksız kalan en alttakilerin barınma sorunuyla ilgilenebilir.Devlet Baba fondiplenen paraları bulup mağdurlara dağıttıktan sonra kalanları en alttakilerin barınma sorununa harcayabilir.
Kimse de itiraz etmez.
Ben etmem.

