Jeoekonomik bir plan

04:007/04/2026, Salı
G: 7/04/2026, Salı
Yusuf Dinç

Faaliyetlerimizin odağında ne var? Gücümüzü nereden alıyoruz? Her gün yeni bir sınamadan geçerken işimiz nasıl rast gidiyor? İnsanlar böyle zamanlarda bu soruları sormanın büyüyü bozacağından korkar. O yüzden de kulakları üstüne yatıp her şeyin en iyi haliyle gittiği kadar gitmesini beklerler. Oysa ortada bir büyü yoktur. Niyetler vardır. Kulağı üstüne yatan niyetini bozmuştur. Doğruları yenileme becerisi gösterebilmek için ara ara durup niyetin sorgulanması gerekir. Yoksa bir yerde iyiye gidiş

Faaliyetlerimizin odağında ne var? Gücümüzü nereden alıyoruz? Her gün yeni bir sınamadan geçerken işimiz nasıl rast gidiyor?

İnsanlar böyle zamanlarda bu soruları sormanın büyüyü bozacağından korkar. O yüzden de kulakları üstüne yatıp her şeyin en iyi haliyle gittiği kadar gitmesini beklerler.

Oysa ortada bir büyü yoktur. Niyetler vardır. Kulağı üstüne yatan niyetini bozmuştur. Doğruları yenileme becerisi gösterebilmek için ara ara durup niyetin sorgulanması gerekir. Yoksa bir yerde iyiye gidiş helezonu bozulur.

Normalde bir çuval incir bir hatayla berbat olur. Her şeyi doğru yapmıyoruzdur ama öyle görünüyor ki Türkiye’nin niyeti sayesinde doğruları yanlışlarından bir fazla olsa yetiyor. Bizim doğrularımız niyetimizle iyi hizalanmış. Anlık değil, kalıcı ve uzun kuyruklu doğrular. Madem öyle; paylaşma niyetimizle yaptığımız doğruların frekans sıklığını artıralım.

Türk ekonomisini hiçbir etkinin yıkamayacağını herkes artık iyice kanıksadı. Bir eşik geçiyoruz. Her türlü geçeriz. Fakat bu eşik, şedit etkiler altında mücadele vererek de geçilebilir, potansiyelini gerçekleştirerek daha zinde de geçilebilir.

Hani daha önceki bir yazımızda Türkiye ve bölgesi için
jeoekonomik master plana
ihtiyaç var demiştim bölgenin ve Türkiye’nin yeniden zinde, yeniden diri olması için…

Bu yazıda size bir plan vermek istiyorum. En basitinden şekillendirsem bu planın üç ayağı var.

Birincisi nüfusla ilgili. Makro demografik bir planlama için durmuş olan tarihi göç kanalımızı yeniden canlandırmayı içeriyor.

Türkiye yerine Rusya’ya akan Çin’e kalan işgücünü asıl mecrasına çevirmeliyiz. Bunun için Türkistan, Tacikistan, Özbekistan, Kırgızistan, Türkmenistan ve Kazakistan’dan kabul etmeleri halinde üçer milyon karındaşımıza oturma ve çalışma izni vermeliyiz. Böylece makul bir periyot içinde 15 milyon civarı nüfus takviyesi yaparak nüfusunu yenilemekte zorlanan Türkiye’yi
100 milyon
üzerinde tutundurmalıyız.

Bu sayede ekonomide sanayinin payını hızlıca yeniden %20’nin üzerine çıkarıp daha yukarı seviyelerde kalıcı olmasını sağlamalıyız. Ve Türk tarımının tarih boyunca olduğu gibi gelecekte de bölgenin ihtiyaçlarını karşılamaya yetecek ölçeğini koruması garanti altına almalıyız.

Sanayi gücü ve tarım bağımsızlığı bölgemize özgüven kazandırır. Donör ülkeler de işçi transferleriyle ekonomilerini desteklemiş olurlar. Bunun için finansal ağı da kurarız.

Planın ikinci ayağında bu işgücünün de desteğiyle uydu sanayi bölgeleri kurmak var. Kilis, Azez, Tel Rifat hattından Halep’e kadar tüm hattı sanayiyle doldurabiliriz. Burası korunaklı ve Türkiye ile entegrasyonu zaten yüksek bir bölgedir. Şirket merkezleri İstanbul’dan dünyaya açılır. Arap petrolünün taşınması için de bu güzergâh anlam kazanır.

Planın buraya kadarki kısmı Türkiye’yi ilk 10’a, bölgeyi toplamda ilk 5’e sokmaya yeter.
Biz dünyanın ilk üç ekonomisinden birinin varisiyiz.

Planın üçüncü ayağı zaten belirlendi: Kalkınma Yolu. Fakat Kalkınma Yolunun Kerkük-Musul lojistik yatırımları için önden çalışmalıyız. Bu çalışmayla bağlantılı olarak güvenlik sorunu yaşayan Kerkük-Musul-Ceyhan Boru Hattının güvenliği için bir anlaşma yapabiliriz. Savunma kapasitemizi göstermek için yerinde bir adım olacaktır.

Sonra bu lojistik hattı M4 Karayolu üzerinden Halep’teki sanayi hattına bağlanmalıdır. Ovaköy-Gaziantep hattı zaten işler. Fakat alternatif bir proje yapılacaksa onu da biz yaparız. Biz başkasının projelerinden nasıl etkileneceğimizi konuşup duracak bir medeniyet değiliz. Geleceği şekillendirecek milletiz.

Biz yaparız başkası yararlanır diye tasa etmenize de gerek yok, buraları katılım bankalarının şubeleriyle dolduracak olan da biziz.

İşte bu plan bölgenin ekonomik ve finansal entegrasyonunu başlatacak. Sonra büyük planın dördüncü, beşinci, ellinci adımları gelecek.

Dikkat ediniz planda hiç
Körfez sermayesinden
falan bahsetmedim. Çünkü buraya kadarki kısım bizim hayli hayli kotarabileceğimiz kısım.

Asıl büyük hikâye bu kısmı halledince yazılacak.

#Ekonomi
#Türkiye
#plan