AK Parti'ye değil siyasete sağdıç olduk

Murat Aksoy
00:00, 11/01/2011, SalıG: Güncelleme: 00:10, 11/01/2011, Salı
Yeni Şafak
AK Parti'ye değil siyasete sağdıç olduk
AK Parti'ye değil siyasete sağdıç olduk

Hükümetin atmadığı ya da olumsuz yönde attığı her adımın faturası AK Parti karşıtları tarafından laik kesim içinde sayıları çok az olan 'yetmez ama evet' diyenlere kesilmesi hem haksızlık hem de vicdansızlıktır.

28 Aralık 2010'da 'AK Parti çeperinde siyaset' başlıklı yazıya şöyle başlamıştım; "Kabul edelim ki, 12 Eylül'ün olumlu anlamda bir milat olduğunu düşünenler için zor bir süreç başladı. Çünkü bu aşamadan sonra AK Parti'nin atmadığı her adımın hesabı böyle düşünenlerden soruluyor. Mesela Tophane'de yaşananlardan sonra ilk sorular bu kesime yöneltildi. Aslında referandumdan önce de durum böyleydi. Hele kimliğiniz, ait olduğunuz yaşam tarzı 'varsayılan AK Parti' şablonuna uymayan bizim gibiler, bulunduğu her ortamın belki de en zavallılarıydık. Bizler AK Parti'ye 'destek' veren 'naif' insanlardık. AK Parti dikensiz gül bahçesi yarattığında ilk boynu vurulacaklardık. Aile çevremizde, dost meclislerinde düşüncelerimizden dolayı gördüğümüz muamelenin en iyisi müstehzi bir alaycılıktı. Kendi açımdan, içime attıklarımı saymazsak, yakın olduğumuz pek çok insanla aramıza bu pozisyon mesafe koydu.”

BİZİ ELEŞTİREREK RAHATLAYANLAR

Yukarda ifade ettiğim durum aslında laik kesim içinde büyük bir kırılmanın resminden başka bir şey değildir. Ve bu kırılma politik tercihler, tavır alıştan öte zihinsen bir kırılmayı ifade eder.

Gariptir son bir ay içinde laik kesimde sayıları az olan bu gruba yönelik hem eylem (yumurta ve boyalı saldırı) hem de söylem düzeyinde ciddi bir baskı var. Özellikle üniversite öğrencilerinin Beşiktaş'ta uğradıkları orantısız şiddet, ardından gelişen yumurtalı protestolarla birlikte sanki bütün yaşananların sorumlusu bizlermişiz gibi mail gruplarında, sosyal paylaşım sitelerinde mailler, mesajlar dönmeye başladı. Herkes bizlerden yaşananları protesto etmemizi bekliyor, herkes AK Parti'nin 'ileri demokrasi'sine verdiğimiz katkıdan dolayı bizi kınamak için yarışıyordu. Son olarak ODTÜ'de öğrencilerle polis arasında yaşananların ardından bizler, önder bir yazar tarafından 'sağdıç' ilan edildik. Canı sağolsun.

Gelelim meseleye. AK Partili olmadığı halde, partinin politikalarına destek veren ve son olarak da referandumda 'yetmez ama evet' diyen bizlerin işi AK Partililerden daha zor. Çünkü AK Parti'nin atmadığı ya da olumsuz yönde attığı her adımın faturası AK Parti'ye eleştirel bakanlar hatta açık AK Parti karşıtları tarafından laik kesim içinde bize kesiliyor. Mail gruplarında, sosyal paylaşım sitelerinde hatta özel mail mesajları ile bizden tepki vermemiz isteniyor. Akıllarınca bizi eleştirerek kırılan onurlarını tamir ediyorlar. Bizim üzerimizden teselli arıyorlar. Bunu yapanlar önce kendilerini bakmak ve içinde oldukları siyasetsizlikleri ile yüzleşmek zorundalar. Kendilerine bakmadan, kendi çaresizlikleri ile yüzleşmeden güzel, süslü anekdot ve hikayelerle bizleri eleştirerek ruhlarını aydınlatabilirler sadece. Bizim için siyaset önemli. Çünkü siyaset her şeyden önce konuşabilmeyi mümkün kılıyor. Aralarında kendine devrimci, sosyalist diyen partililer de dahil olmak üzere AK Parti'li olmamamıza ve bunu açık açık ifade etmemize rağmen AK Parti'nin politikalarına genel anlamda destek verenlerin temel bir varsayımı var; Türkiye geçmişe göre demokratikleşiyor, sivilleşiyor ve normalleşiyor. Elbette bu süreçte AK Parti de, hatalar yaptı, hak ihlali yaptı, siyasi kararlarında değişen Türkiye'ye uygun olmayan adımlar attı. Siyasete evet diyen bizler gerektiğinde AK Parti'yi gerektiği biçimde eleştirdik, eleştireceğiz de. Sonuçta bu hatalar AK Parti'nin siyasi tasarrufları ve bunların hesabını seçimde verecek. Elbette bu yanlış politikaları eleştiriyoruz, hata yaptıklarını söylüyoruz, yazıyoruz. Ancak sonuç itibari ile bugünkü Türkiye'yi 2002 ve öncesi ile kıyasladığımız birçok alanda daha iyi olduğunu söylemek zorundayız.

Son günlerde başta öğrenci olaylarında polisin uyguladığı orantısız güç, son tahliyeler konusunda ortaya çıkan tablo, demokratik açılım, Alevi açılımı vs. konularında ortaya çıkan karamsarlığın bize fatura edilmesi açıkça hem haksızlık hem de 'vicdan'sızlıktır.

Ancak hemen bir not düşeyim ki, bugünlerin geleceği 2007'de AK Parti'nin yüzde 47 almasından belli idi. Çünkü AK Parti'nin başta 'Yeni Anayasa' olmak üzere vermiş olduğu demokratikleşme sözleri laik kesimde gerçekten moral bozukluğu yaratmıştı. Ve o zamana kadar

AK Parti'ye daha sempati ile bakanlar bir anda AK Parti karşıtına dönüştüler.

BUNUN ADI AK PARTİ HAZIMSIZLIĞI

2009'un 8 Ocak'ında katıldığım Kürt sorununu konuştuğumuz kapalı bir toplantıda, bunu daha net biçimde gözlemleme ihtiyacı duydum. O toplantıda açık biçimde AK Parti'nin 'artık çok olduğu', demokratikleşme adımlarının bu parti tarafından atılmasının sakıncalı olduğu ifade edildi. Kürt sorununun çözülmesi için adresin AK Parti değil, CHP olması gerektiği ifade edildi. O toplantıda 'mahalle baskısı'nı iliklerime kadar hissetmiştim. Laik kesimde öylesine bir ruh hali oluşmuştu ki, kendi ontolojik varlıklarına mündemiç gördükleri konularda (sivillik, demokratlık, yenilik) AK Parti'nin kendilerinden daha ileri adım atmaya hazır olması katlanır bir şey olmaktan çıkmıştı onlar için. Bunun adı artık açık biçimde AK Parti hazımsızlığı idi.

İşte AK Parti karşıtlığının ve hazımsızlığın laik kesim içinde yükselmeye başlaması ve referandumdan sonra da bunun, laik kesimin 'vicdan' yazarları tarafından sıkça yazılması bizim üzerimizden AK Parti'yi ilan edilmiş bir savaştır.

Peki bu satırlardan AK Parti'ye düşen yok mu? Elbette var. Laik kesim içinde AK Parti'ye gerek referandum öncesinde gerekse referandum sürecinde verilen desteğin amacı daha demokratik bir Türkiye idi. AK Parti bunu yapmaya en yakın parti olduğu için bu desteği aldı. Eğer bu talepleri yaklaşan seçimler için şimdilik ikincilleştirdiyse, bu da AK Parti'nin siyasal tercihi olur.



Başlıklar :
Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026