Miting birleştirdi seçim ayırabilir

Yüksel Işık
00:00, 24/05/2007, PerşembeG: Güncelleme: 01:13, 24/05/2007, Perşembe
Yeni Şafak
Miting birleştirdi seçim ayırabilir
Miting birleştirdi seçim ayırabilir

Gerçekleştirilen solun işbirliğinin ve sağın birleşmesinin önemli adım olduğunu kabul etmemiz gerekir. Ancak “işbirliği” ve “birleşme”nin merkezinin, Ak Parti'ye karşı olmak noktasında tezahür etmesi, kanımca problemlidir.

Cumhuriyet mitinglerinde atılan “birleşin” sloganlarının yol açtığı psikolojik baskı, CHP ile DSP'nin seçim için işbirliği kararı almalarını sağladı. Yıllardır “düşman kardeşler” muamelesi gören söz konusu iki partinin önce ilk adımı atıp, ardından kamuoyu önünde atışmaları, birlik projesini suya düşürmek üzereydi ki, CHP'ye güvensizliğini her fırsatta dile getiren Rahşan Ecevit'in devreye girmesiyle tekrar “rayına oturtuldu”. CHP, yirmi kadarını seçilebilecek yerlerde olmak üzere DSP'lileri listelerine alarak seçimlere gidecek.

CHP ile DSP'nin anlaşmış olmaları, solun birliği açısından önemli bir adım olmakla birlikte, bu adımın hangi irade tarafından attırıldığı kadar, bu adıma katılması elzem olan diğer solcuların dahil edilmemiş olmasının önemsenmemesi açısından da dikkate değer bir durumdur. SHP, 10 Aralık Hareketi, ÖDP gibi partilerin bu sürecin dışında tutulması, meydanlarda dile getirilen solda birlik çağrısının yeterince anlaşılmadığını gösterdiği halde, “büyük” medyanın her şeyi olup bitmiş gibi değerlendirmesi, meydanlar ufukta görünmezken bile spontane bir biçimde dile getirilen talebin, “majestelerinin isteği” ile sınırlandırıldığı izlenimini vermektedir.

Toplamları itibariyle DSP'nin 2002'deki yüzde 1.5'undan daha fazla edeceği açık olan diğer sol partilerin “işbirliği”nin dışında tutulmuş olması, böyle bir izlenimin doğmasına işaret etmektedir. İşte bu nedenle ana gövdesini CHP'nin oluşturduğu ve çerçevesi DSP ile sınırlandırılmış bu “işbirliği”nin tahlile ve açıklanmaya muhtaç yönleri var. Bu süreçte, öncelikle ve özellikle sola meyleden ve cumhuriyetin modern kazanımlarını kendileri açısından güvence sayan kitlelerin öteden beri isteyegeldikleri “birleşme talepleri” dikkate alınmasından çok devreye başka saikler girdiği izlenimi doğmuştur. Aynı sürecin merkez sağ için de işletilmiş olması, ilgisiz gibi görünse de, bu sürecin en büyük kanıtıdır. Orta yerde sayısız psikolojik engel dururken, ANAP ile DYP'nin, biraz da tuhaf bir biçimde, “bir gece”de partilerini kapatıp, DP adı altında birleşmeleri de “majesteleri”nin devreye girdiğini göstermektedir. ANAP ile DYP'nin bu kadar hızlı ve sancısız birleşmesinde, her iki partide de ağırlıklı olarak bulunan devlet bürokrasisinin tecrübesinin “durumdan vazife çıkarması”nın etkisi görmezlikten gelinemez.

MİTİNG Mİ, GÖRÜNMEZ EL Mİ?

Hiç kuşkusuz, politik açılımlar itibariyle birbirlerinin aynı olan partilerin halkın karşısına farklı farklı isimlerle çıkıyor olmalarının kafa karışıklığı yaratmaktan başka bir anlamı olmadığını süreç göstermişti. Bu açıdan, gerçekleştirilen solun “işbirliği”nin ve sağın “birleşmesi”nin önemli adım olduğunu kabul etmemiz gerekir. Ancak “işbirliği” ve “birleşme”nin merkezinin, AKP'ye karşı olmak noktasında tezahür etmesi, kanımca problemlidir. Girmiş olduğu ilk seçimde oy kullanan seçmenlerin üçte birinin oyuyla parlamentoda üçte iki çoğunluk sağlayan Ak Parti'nin, hükümet etme sürecindeki başarısızlığı bir yana, ortaya çıkmasının müsebbiplerinin bugün “işbirliği”ne gitmek yahut “birleşmek” zorunda kalan bu partiler olduğu aşikar!

Elbette cumhuriyetin kuruluş konseptinin düşman temasının önemli üç unsurundan birisinin şeriatçılık akımı olduğu; diğerlerininse Kürt kalkışması ve komünizm tehlikesi olduğu bilinmektedir. Kuruluşun “düşman” konsepti içine aldığı İslamcı damarın yalnız başına(rakamların diliyle ifade etmek gerekirse) yüzde 8.5'un üstüne çıkmadığıysa genel kabul görmektedir. Oysa bu yüzde 8.5 açısından “rüştünü ispat etmiş” hocanın ekibi dururken, ne yapacakları belli olmayan bir politik hareketin üstelik bu yüzde 8.5'u kat kat geride bırakarak, hükümete gelmiş olmaları, halkın taleplerinin yıllarca kulak ardı edildiğine işarettir.

AKP, yolsuzluğun ve yoksulluğun önüne geçilemediği; işsizliğin had safhaya ulaştığı; hiçbir demokratik açılımın yapılamadığı; Kürt sorununun kangren haline dönüştürüldüğü; inanç ve ibadet özgürlüğünün kuruluş konsepti çerçevesinde sınırlandırıldığı; üstelik bu sınırlandırmanın, kuruluş sürecine koşulsuz destek veren ve inançları gereği laiklikle örtüşen Aleviler açısından katmerli hale getirildiği; düşünce ifade ve basın özgürlüğünün yok edildiği; köylülerin vahşi doğa koşullarıyla baş başa bırakıldığı; memurun ve işçinin enflasyona ezdirildiği bir ortamda hükümete taşındığı dikkate alınırsa, bunun müsebbibinin kim olduğu kolaylıkla anlaşılabilecektir.

Hükümet etme avantajını birden bire yakalamış bulunan AKP'nin de “İslam'ın sosyal demokrasisi” rolünü üstlendiği; bu duruşu nedeniyle bir yandan içinden geldiği damarı genişletmek istediği, öte yandan “merkez”e yerleşmek için çaba harcadığı; bu tutumu nedeniyle zaman zaman kuruluş konseptinin “sahipleri”ni rahatsız ettiği bilinmekle birlikte, bugünün sorunu, esas olarak, kuruluş konseptine kimin daha iyi sahip çıkacağı sorunu değildir. Zira, halk, hâlâ işsizlik, yoksulluk, yolsuzluk gibi temel sorunlarına çözüm beklemektedir. Bu çözümün nasıl olacağı, esas olarak, sol bir dünya tahayyülünün penceresinden açıklanabilir.

CHP'nin parlamento dışında kaldığı 1999-2002 döneminde Merve Kavakçı'nın başörtüsüne ilişkin DSP'nin takındığı tavır ve o dönem parlamentoda bulunan MHP ve ANAP'ın DSP'nin bu tavrına verdikleri destek ile CHP'nin cumhurbaşkanlığı sürecinde, kendisi dışında yazılan bir senaryoda üstlendiği rol ve ne ilginç tesadüftür ki, 2002-2007 döneminde parlamentoda bulunan ANAP ile DYP'nin CHP'nin bu rolüne verdikleri destek arasındaki inanılmaz benzerlik, CHP ile DSP arasında gerçekleştirilen “işbirliği”nin tarihsel bir temeli olduğunu göstermektedir. Her iki olayda da, konu hızla rejim sorunu haline getirilerek, cumhuriyetin kuruluş konseptinin “düşman” kategorisi içinde görülen İslamcı damarın üstüne gidilmesi; ilkinde doğrudan, ikincisindeyse dolaylı geri adım attırılması sağlanmıştır.

Solculuk, “kimsesizin kimsesi olmak” ve Nazım'ın dizeleştirdiği gibi, “kırk günlük yolda kıpırdayan yaprağın hışıltısından ürperebilmek”tir. Senaristlerin bütün kalem darbelerine karşın, cumhuriyet mitinglerinde meydanlara çıkan kalabalıkların “ne takunya ne postal” yahut, “ne darbe ne şeriat” şeklinde dile getirdikleri talepler de sol adına hareket edenleri, “kimsesizin kimsesi” olmaya çağırmaktadır. Kimsesizin kimsesi olma kararlılığı, hiçbir senaryoya sığmaz, hiçbir kalıba yerleşmez! Bu anlamıyla sol adına yapılan bu “işbirliği”nin perde arkasında, yalnızca ve sadece hiçbir somut karşılığı olmayan “devlet elden gidiyor” kurgusu bulunmaktadır. Oysa perdenin önünde, çok daha sahici sorunlar, çözüm için sol bir çıkış beklemektedir.

* Araştırmacı-Yazar


Başlıklar :
Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026