Yeni Anayasa neye dayanmalı?

Fazıl Hüsnü Erdem
00:00, 21/06/2009, PazarG: Güncelleme: 03:27, 21/06/2009, Pazar
Yeni Şafak
Yeni Anayasa neye dayanmalı?
Yeni Anayasa neye dayanmalı?

Yeni anayasanın içeriği, “neden yeni bir anayasa” sorusuna verilecek cevapla doğrudan ilintilidir. Yeni bir anayasa gerekliliği, aynı zamanda bu anayasanın içeriğinin nasıl olması gerektiğine dair direktifler içerir.

Abant Platformunda siyasi partiler tartışıldı ama medyaya yansıdığı kadarıyla siyasetin çözümü için "yeni anayasa" vurgusu öne çıktı. O zaman şu soruyu sorabiliriz. Yeni anayasanın içeriğinin nasıl olması gerekiyor? Bu soruya verilecek cevap, "neden yeni bir anayasa" sorusuna verilecek cevapla doğrudan ilintilidir. Zira, yeni bir anayasa yapılmasını gerektiren sebepler, aynı zamanda bu anayasanın içeriğinin nasıl olması gerektiğine dair direktifler içerir. Madem ki, 82 Anayasa'sının devletçi ve otoriter izler taşıması, sorun ve krizlere yol açması, kendi içinde çelişkiler barındırması ve temel toplumsal sorunların çözümünün önünde engel oluşturması, onun yenilenmesini gerektiriyor, öyleyse yeni anayasa bu özelliklerden uzak bir içeriğe kavuşturulmalıdır. Dolayısıyla yeni anayasa, bireyi, özgürlükleri, çoğulculuğu, sivilliği ve hukukun üstünlüğünü esas almalıdır.

BAŞLANGIÇ VE GENEL ESASLAR EVRENSEL OLMALI

İlk kez kendi iradesiyle bir toplumsal sözleşme mahiyetinde olacak bir anayasa yapma fırsatını elde eden Türkiye halkı olarak; bugüne kadar bize dayatılan "zorunlu birlikteliğin" değil, bizce oluşturulan "gönüllü birlikteliğin" anlam ve önemine değinen; hiçbir kişi, kurum, ideoloji ve kültürel kümeye kutsallık ya da meşruiyet kazandıracak bir atıf içermeyen; bütün farklılıkları kültürel zenginliğimizin bir parçası gibi gören ve insan hakları, hukukun üstünlüğü ve demokrasi gibi evrensel değerleri barışçıl birlikte var oluşumuzun vazgeçilmezleri olarak kabul eden kısa ve özlü bir "Başlangıç" metnini kaleme almalıyız.

Anayasa önerisinin genel esaslar kısmında, "Cumhuriyetin nitelikleri" formüle edilirken, bize özgücülüğü çağrıştıran ilkelere yer vermekten kaçınılmalı; Türkiye Cumhuriyeti'nin, insan haklarına dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devleti olduğu ifade edilmelidir. Bu ilkelerin değiştirilmezlik zırhıyla korunma altına alınmasında hiçbir yarar yoktur. Çok ısrarcı olunduğu takdirde, Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk iki anayasasında (1924 ve 1961 Anayasalarında) olduğu gibi, değiştirilmezlik, yalnızca devlet şeklinin cumhuriyet olduğu hükmüyle sınırlı tutulmalıdır.

Devletin temel amaç ve görevleri insandan hareketle tanımlanmalı; insan hakları ve onun özünü oluşturan insan onuru kavramı belirleyici kılınmalıdır. Devletin, ideolojik, kültürel ve benzeri farklılıklar karşısındaki tarafsızlığına vurgu yapılmalıdır.

Anayasada yer alacak olan her kurumun, kendisini egemenlik yetkisini kullanan bir kurum olarak görmesini engellemek için, millet adına bu yetkiyi kullanacak olan organları tek tek ifade etmede yarar vardır. Egemenliğin kullanımına ilişkin düzenlemede, Türkiye'nin uluslararası kuruluşlara üyelikten kaynaklanan yükümlülükleri dikkate alınmalıdır.

Anayasacılık bakımından anayasa yapmanın yegane amacı, devlet iktidarını sınırlamak suretiyle bireylerin hak ve özgürlüklerini bu iktidar karşısında koruma altına almaktır. Esas olan, devlet karşısında güçsüz olan bireyi ve onun özgürlüklerini olabildiğince geniş bir çerçevede korumak ve özgürlüklerin alanını geniş tutmaktır. Bunu gerçekleştirebilmenin yolu, özgürlüklerin kural, sınırlamanın ise istisna olduğu biçimindeki ilkenin temel referans olarak kabul edilmesinden geçer. Anayasa önerisinin özgürlükler rejimi düzenlenirken bu ilkeden hareket edilmelidir. Bu bağlamda, özgürlüklerin nereye kadar ve nasıl sınırlanabileceğini düzenleyen genel bir koruma hükmü konulmalıdır. Temel haklara yapılan vurguyu zayıflatacağı için, temel haklar, "ödev ve sorumluluk" kavramlarıyla ilintilendirilmemelidir. Ayrıca, temel hak ve özgürlüklerin kötüye kullanılma yasağına yer verilmemelidir. Zira, temel hakların kötüye kullanılmasının hukuk tarafından korunmayacağı hususu, mahkemeler tarafından res'en dikkate alınan genel bir hukuk ilkesidir.

DEVLET DEĞİL, BİREY ÖNDE olmalI

Hak ve özgürlükler düzenlenirken, Türkiye'nin de onaylamış olduğu insan haklarına ilişkin uluslararası sözleşmeler (özellikle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve bu Sözleşme'yi yorumlayan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin içtihatları) esas alınmalıdır. Hak ve özgürlüklere ilişkin tanım ve sınırlamalar, ilgili hak ve özgürlüğün niteliğine göre farklılaştırılmalıdır. Sınırlama nedenleri bakımından hukuki olmayan ya da hukuken tanımlanması mümkün olmayan ölçütlere yer vermekten şiddetle kaçınılmalıdır.

Anayasa önerisinde yeni hak kategorilerine yer verilmelidir. Bilgi edinme hakkı, kişisel verilerin korunması, çocuk hakları ve vicdani ret hakkı gibi yeni haklar anayasada yerlerini almalıdırlar. Öte yandan, sosyo-kültürel alanda yaşadığımız sıcak sorunlar dikkate alındığında, kültürel kimlik haklarının anayasal güvenceye kavuşturulmasının ne denli önemli olduğu görülür. Bu çerçevede, BM Sivil ve Siyasi Haklar Sözleşmesi'nin 27. maddesine paralel bir düzenlemeye anayasada yer vermek doğru bir tercih olacaktır. Böylesi bir açılımı tamamlayıcı mahiyette iki önemli yenilik gerçekleştirilmelidir. Bunlardan birincisi, anadilde eğitim ve öğretim yapılabilmesini mümkün kılmak; ikincisi ise, -herhangi bir etnik, dini ya da kültürel kümeye gönderme yapmayan- kapsayıcı ve kuşatıcı bir vatandaşlık tanımına yer vermektir.

YARGI MEŞRUİYETLE GÜÇLENDİRİLMELİ

Yürürlükteki Anayasa'da sorunlu olan kimi hak ve özgürlüklerin düzenlenmesinde azami itina gösterilmelidir. Sözgelimi, din ve vicdan özgürlüğü bütün unsurlarıyla birlikte güvence altına alınmalı; devletin bütün inanç(sızlık)lar karşısındaki tarafsızlığı açık bir dille ifade edilmeli, dini özgürlüklerin keyfi bir şekilde sınırlandırılmasına yol açan "dini istismar" yasağına ve zorunlu din derslerine yer verilmemelidir. Demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurları olan siyasi partilerin kapatılması yaptırımına son verilmelidir. Şayet kapatma rejiminde ısrarcı olunacaksa, bu takdirde, "Venedik kriterleri" esas alınmalıdır.

Temel hak ve özgürlüklere ilişkin iç hukukumuzu uluslararası insan hakları hukukuyla uyumlu hale getirebilmek amacıyla, kanunların, temel hak ve özgürlüklere ilişkin uluslararası sözleşmelere aykırı olamayacağı açıkça ifade edilmelidir.

Hukukun üstünlüğü ilkesinin bir gereği olarak, idarenin her türlü eylem ve işlemi yargı denetimine tabi tutulmalıdır. Bu konuda hiçbir istisnaya yer verilmemelidir.

Yargı bağımsızlığı ve yargıç teminatı bütün gerekleriyle birlikte güvence altına alınmalıdır. Yargının bağımsızlığı ilkesi yanı sıra, bu ilkenin yöneldiği hedef olan yargının tarafsızlığına vurgu yapılmalıdır. Unutmamak gerekir ki, asıl amaç tarafsızlıktır; bağımsızlık ise, tarafsızlığın bir aracıdır. Türkiye'deki yargı pratiği dikkate alındığında, tarafsızlık ilkesine vurgu yapmanın ne kadar önemli olduğu daha iyi anlaşılır.

Yargının bütünlüğü, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı ilkelerine aykırı olan askeri yargıya yeni anayasada yer verilmemelidir. Sadece askeri kişiler tarafından işlenebilen ve askeri hizmetle ilgili olan askeri suçlar, askeri disiplin mahkemelerinin görev alanı içine sokulmalı; bunun dışındaki bütün suçlar için sivil mahkemeler görevli kılınmalıdır.

Millet adına egemenlik yetkisini kullanan yargı organlarının oluşumunda milletin iradesine hiçbir şekilde yer vermemek, yargının hesap verebilirliği ve demokrasi adına kabul edilemez bir durumdur. Yargının, toplumsallıkla olan bağını kurabilmek ve buna süreklilik kazandırıp güçlendirebilmek için, yargının millet iradesiyle ilişkilendirilmesi gerekir. Yargıya demokratik meşruiyet kazandırma arayışında, Anayasa Mahkemesi ile Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'na üye seçiminde parlamentoya yetki tanınması isabetli bir karar olacaktır.

ASKERİ VESAYET MERKEZİYETÇİLİK BİTMELİ

Türkiye demokrasisinin en fazla sorunlu olduğu alanların başında sivil-asker ilişkileri gelmektedir. Kuşkusuz, tarihsel derinliği olan bu sorunu tek başına anayasal-yasal düzenlemelerle çözmek mümkün değildir. Ancak askeri otoritelerin, demokratik siyasete müdahaleyi Anayasa ve yasalara referansla meşrulaştırmaya çalışan "legalist" tavırları dikkate alındığında, askeri vesayete kapı aralayacak ya da dolaylı yoldan onu meşrulaştıracak düzenlemelere yeni Anayasa'da yer vermemenin, "sivil otoritenin üstünlüğü ilkesi"ni hayata geçirmede ne denli önemli olduğu anlaşılır. Bu meyanda, Genelkurmay Başkanlığı'nın Milli Savunma Bakanlığı'na bağlanmasında ve Milli Güvenlik Kurulu'nun anayasal bir organ olmaktan çıkarılmasında sayısız yarar vardır.

Öte yandan, Türkiye'nin hâlihazırdaki katı merkeziyetçi yönetim yapısının yarattığı olumsuzluklardan kurtulup, iktidarın dikey bölüşümünü gerçekleştirmek suretiyle merkezi otoriteyi dengeleyecek ve demokrasinin katılımcı boyutunu geliştirecek bir yerel yönetim modeline yeni anayasada yer vermek gerekir. Bu model, üniter devlet yapısı içinde, Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı'yla uyumlu bir âdemimerkeziyetçi kamu yönetimi reformunu mümkün kılacak nitelikte olmalıdır.

* Prof. Dr.; Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi
fherdem@yahoo.com


Başlıklar :
Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026