
ABD Başkanı Donald Trump'ın Hürmüz Boğazı'ndaki ticari gemileri korumak amacıyla büyük bir iddiayla duyurduğu "Özgürlük Projesi", Suudi Arabistan'ın beklenmedik hamlesiyle ciddi bir darbe aldı. Washington'ın operasyon planları, Riyad yönetiminin Amerikan ordusuna yönelik üs ve hava sahası kullanımını kısıtlaması neticesinde 36 saat gibi kısa bir süre içinde rafa kaldırılmak zorunda kaldı.
NBC kanalına konuşan ABD'li yetkililerin paylaştığı bilgilere göre, krizin temelinde Washington'ın hatalı iletişim stratejisi yatıyor. Trump yönetiminin, Hürmüz Boğazı'nda askeri koruma kalkanı oluşturmayı hedefleyen bu kapsamlı operasyonu diplomatik kanallar yerine sosyal medya üzerinden ilan etmesi, bölge başkentlerinde adeta soğuk duş etkisine neden oldu. Sürece dair önceden bilgilendirilmemeye sert tepki gösteren Suudi Arabistan yönetimi, ABD güçlerinin Prens Sultan Hava Üssü'nü kullanmasını ve askeri unsurların Suudi hava sahasından geçişini onaylamayacağını Washington'a iletti. Uluslararası basına yansıyan bir diğer iddiaya göre ise benzer bir diplomatik tepki Kuveyt'ten de geldi ve bu ülke de ABD'nin üs kullanımı ile üstten uçuş haklarına erişimine kısıtlama getirdi.

Liderler arası görüşme krizi aşamadı
Tırmanan bu krizin ardından ABD Başkanı Trump ile Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman arasında gerçekleşen doğrudan temas da mevcut tabloyu değiştirmedi. ABD'li kaynaklar, Washington'ın Körfez'deki kritik hava sahası erişimini bütünüyle yitirme riskini göze alamadığı için mecburi bir adımla operasyonu askıya alma kararı verdiğini belirtiyor. Yaşanan bu diplomatik tıkanıklığın ardından strateji değiştiren Trump, süreci İran ile yürütülen olası bir diplomasi penceresiyle açıklama yoluna giderek sosyal medya hesabından durumu şu sözlerle duyurdu: “Savaşı sona erdirecek bir anlaşmanın sonuçlandırılıp imzalanıp imzalanamayacağını görmek için Özgürlük Projesi kısa bir süreliğine durdurulacak.”

Bölgesel koordinasyon eksikliği ve askeri yığınak
Washington'ın tek taraflı hamlesi yalnızca Riyad ve Kuveyt'te değil, Katar ve Umman gibi bölgenin diğer kritik aktörlerinde de şaşkınlıkla karşılandı. Süreç hakkında ancak sonradan bilgilendirilen bölge ülkelerinin tepkisi, Ortadoğulu bir diplomatın şu sözleriyle somutlaştı: “ABD bir duyuru yaptı ve ardından bizimle koordinasyon sağladı”. Diğer yandan Suudi diplomatik kaynakları, Trump yönetimiyle temasların sürdüğünü ve Washington ile Tahran arasındaki diplomatik çözüm arayışlarına destek verdiklerini ifade ediyor. Sahadaki siyasi belirsizliğe rağmen Pentagon'un bölgedeki hazırlıkları ise somut bir şekilde ilerledi. ABD Merkez Komutanlığı'nın koordinasyonunda Körfez'e ek gemiler sevk edilirken; savaş uçakları, hava savunma sistemleri ve yakıt ikmal tankerleri operasyonel düzeyde hazır bekletiliyor. Askeri yetkililer, temel hedefin gemiler üzerinde bir savunma şemsiyesi kurmak olduğunu vurgularken, Amerikan bayraklı iki geminin Hürmüz'den geçiş yaptığı da daha önce kamuoyuna yansıtılmıştı.

Washington ve Tahran hattında 'anlaşma' mesajları
Sahadaki bu çalkantılı sürecin gölgesinde Oval Ofis'te kameralar karşısına geçen Trump, İran ile diplomatik temasların sürdüğüne işaret ederek, “Anlaşma yapmak istiyorlar” değerlendirmesinde bulundu. Görüşmelerin olumlu bir eksende ilerlediğini belirten ABD Başkanı ayrıca, “Son 24 saatte çok iyi görüşmeler yapıldı” ifadelerini kullandı. Bu ılımlı mesajlara Tahran cephesinden de paralel bir karşılık geldi ve İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bağhayi, masadaki yeni bir barış teklifini değerlendirme aşamasında olduklarını duyurdu. İran'ın uzlaşmaya sıcak bakmasının arka planındaki temel motivasyonun ise ülkenin içinde bulunduğu ekonomik darboğaz olduğu iddia ediliyor. Habere yansıyan Ürdünlü bir yetkilinin analizi, Tahran'ın mevcut tablodaki direncine dair şu çarpıcı tespiti içeriyor: “İranlıların bunu sürdürecek ekonomik imkanları yok. Ekonomileri çöküyor, maaşları ödeyemiyorlar”.









