ABD Fethullah Gülen''i geri iade eder mi?
00:00, 09/05/2014, Cuma
Yeni Şafak

Gündem
ABD Basın Sözcüleri''nin ağzından, içinde ''Türkiye'', ''özgürlük'', ''endişe'' kelimeleri geçen bir cümle için kırk takla atan ''embedded'' gazeteciler küçük istasyonlarda sallanadursun, oval ofislerde bunların değil, gücün, istikrarın ve menfaatlerin konuşulduğunu cümle âlem görüyor, demokrasinin ''d''sinin, özgürlüğün ''ö''sünün olmadığı Körfez ülkeleriyle ABD''nin nasıl can ciğer kuzu sarması olduğunu biliyor.
Başbakan Erdoğan''ın, Fethullah Gülen''in ABD''den iade edilmesi ya da sınır dışı edilmesine ilişkin hukuki sürecin başlayacağını söylemesi, örgüt ve destekçilerinin yüreklerini hoplattı. Böyle bir şeyin mümkün olamayacağını, kafaları karışık vaziyette ve kendilerinden çok da emin olmayan ifadelerle söyleyenlere can suyu ise New York Times''dan (NYT) geldi. NYT, artık acınası bir alışkanlığa dönüşen, ''Erdoğan''a su istese bile vermeyin'' çırpınışlı başyazılarına bir yenisini ekleyerek Obama yönetimine Gülen''i iade etmeme çağrısında bulundu ve ''bazı uzmanlar''a göre, Gülen''e karşı yasal dayanağı olmadığı için iade talebinin yasal dayanağı olmadığını belirtti. Bu çağrıyla güç bulan paralel yapı uzantıları da seslerini yükseltmeye başladı. Çarşamba günü Gazeteci ve Yazarlar Vakfı (GYV) bir basın toplantısı düzenleyerek Gülen''in iadesinin hukuken mümkün olmadığını söyledi.
Zaten Erdoğan da başlamış bir hukuki süreçten bahsetmemiş, başlayacak bir hukuki süreçten söz etmişti ama maksat milletin aklı bulansın. NYT tam da bu nedenle başyazıda ''Erdoğan dediklerini yapar ve resmi bir iade isteğinde bulunursa, yasalara göre Amerikan hükümeti isteği değerlendirmek zorunda'' diyor. Bunun ötesinde NYT sözkonusu başyazıda böyle bir ihtimalin var olduğunu kabul ederek ''Ama siz yine de vermeyin'' diyerek akıl veriyor, ''Gülen Türkiye''ye verilmez, verilemez'' diyemiyor.
İnsan tabi, bazı Türklerin hangi akla hizmetle ''ABD''nin Gülen''i iade ya da sınır dışı etmesi mümkün değil'' argümanını savunduğunu anlayamıyor. GYV Başkanı ise, ''ABD''nin hukuksuz bir sınır dışı etme taraftarı olmadığını biliyoruz'' diyerek ilginç bir cümleye imza atıyor. ''Hukuksuz sınır dışı etmeye taraftar olmak'' da ne demek diyorsunuz, değil mi? ''Hukuki sınır dışı etmenin yanı sıra bir de hukuksuz bir sınır dışı etme var ancak ABD buna sıcak bakmıyor'' gibi görünüyor. Yani sadece GYV Başkanı''nın bu ifadesinden bile tüm bu ''Gülen''in iadesi hukuken mümkündür, değildir'' tartışmaları boş, iade mevzusu esasen siyasi bir meseledir çıkarımı yapılabilir.
İKİ ÜLKE ARASINDAKİ GERİ İADE ANLAŞMASI NE DİYOR?
Ancak yine de kimseye güvenmeyip yasa ne diyor ona bakalım. 1979 tarihli ABD ve TC arasında imzalanan suçluların geri verilmesine ilişkin anlaşma, suç, geri iadeyi talep eden tarafın ülkesi dışında işlenmiş olduğu takdirde, geri iade etmesi istenilen tarafın kendi yasaları da benzer koşullarda işlenmiş böyle bir suçun cezalandırılmasını öngörüyorsa, tarafların geri iadeyi gerçekleştirebileceğini söylüyor.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı''nın Gülen hakkında başlattığı soruşturma, anayasayı ihlal temelinde Türk Ceza Kanunu''nun suç örgütü kurmak suçlaması çerçevesinde yürütülüyor. Dolayısıyla suç örgütü kurmak, ABD yasalarında da cezalandırılması öngörülen bir suç olduğu için, resmi başvuru kitabına uygun şekilde yapıldığında ABD''nin bunu incelemeye almama şansı yok. Zaten anlaşmanın ''Geri vermeye neden olabilecek suçlar'' başlıklı ikinci maddesinin 3. fıkrasının b. bendi buna ilişkin durumu şöyle açıyor. TC yasalarına göre suç işlemek için örgüt kurma ve ABD yasalarına göre iki veya daha çok kişinin kanunsuz bir eylem için anlaşması durumunda geri iade kabul ediliyor.
Gelelim geri iade talebinin reddi meselesine. Geri iade talebine konu olan suç, siyasi nitelikte ve böyle bir suçla irtibatlı bir suç sayılırsa veya geri iadenin istenildiği tarafta, kişinin siyasi görüşleri nedeniyle kovuşturulmak veya cezalandırılmak için iadesinin istendiği kanaati oluşursa, iade reddedilebiliyor. Örgütün, Gülen''in muhalif fikirleri dolayısıyla cezalandırılmak üzere geri iadesinin talep edildiği iddialarını köpürtmesinin nedeni de bu. Ancak… Bir Devlet Başkanına veya Hükümet Başkanına veya aile üyelerinden birine karşı işlenmiş ya da işlenmeye teşebbüs edilmiş suçlar, siyasi nitelikte suç sayılmıyor. Yani Gülenciler ne kadar, ''Burada bir suç örgütü durumu yok, siyasi nitelikte bir iade talebi var'' dese de, Gülen direkt Erdoğan''ı ve ailesini hedef aldığı için, bu kapsama kendini sokmakta oldukça zorlanacak gibi görünüyor.
GERİ İADE HUKUKİ DEĞİL SİYASİ BİR MESELE
Yine de… Suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve siyasi nitelikli suç arasına kalın bir çizgi çekmek çok da kolay değil. Dahası Adalet Bakanlığı (yetkili makam bir mahkeme değil) suçun işlenip işlenmediğine dair ikna olsa dahi, nihai kararı Dışişleri Bakanlığı veriyor. Yani geri iade meselesi, hukuki değil siyasi bir mesele.
Bu yüzden NYT, Obama hükümetine açık mektup yazıyor; GYV ve örgüt yapıları Obama hükümetine şirin ve mazlum görünmeye çalışıyor. Biri Erdoğan''ı, ABD''yi bu siyasi tartışmanın içine çekmekle, diğeriyse ABD vermezse ''İstedik vermediler. Demek ki ABD Gülen''i koruyor'' algısı oluşturmaya çalışmakla suçluyor. Erdoğan da haklı ve bir siyasetçi olarak meseleye siyasi yaklaşıyor.
Nitekim, ABD Hükümetini etkilemek için kendini parçalayan gazetecileri, lobicileri bol bol göreceğiz önümüzdeki dönemde. Erdoğan''ın nasıl otoriter olduğunu, muhalifleri susturmaya çalıştığını göstermek için nice senaryoların uydurulduğuna şahit olacağız. Yerli ve yabancı ''Amerikancı'' uzmanların ''ABD özgürlüklere çok önem veren bir ülke şekerim. Bak işte, Erdoğan da şunu bunu yaptı, çok otoriter. O yüzden Gülen''i Türkiye''ye iade etmezler'' muhabbetlerini dinleyeceğiz.
PENSİLVANYA İÇİN GERİ SAYIM VAKTİ
Şahsım adına, bunların kapı gıcırtısından öteye gitmediğini, baş ağrıtmaktan başka bir işe yaramadığını düşünüyor ve sıkça yazıyorum.
Darbe girişiminin en sıcak günlerinde, 25 Aralık günü Yeni Şafak''ta yayımlanan ''Pensilvanya için geri sayım vakti'' başlıklı yazıma, ''17 yıldır bugünün gelmesini bekliyorum. Lafı dolandırmaya, ceza sahasının dışında top çevirmeye gerek yok. Gecenin en karanlık olduğu an şafağın sökmesine en yakın zaman. Kışın en sert günlerinin gelmesi yakında baharın geleceğine işaret'' diyerek başlamış, Obama''nın artık karar vermek zorunda kalacağını söylemiştim. Yazının yayınlanmayan son bölümünde ise şöyle demiştim: ''O an geldiğinde, kim bilir, belki Pensilvanya''ya da bir baskın düzenlenebilir, hatta içindekiler bir uçakla Türkiye''ye gönderilebilir. Erdoğan''ı Mursi gibi devirip Yüce Divan''da yargılatmak isteyenler, gelip burada örgüt liderliğinden hesap verebilir. Kim bilir…''
Daha Ukrayna krizi ortada yokken, Suriye''de savaşın seyri muhalifler yönünde yeniden değişmemişken, Mısır''ın darbe rejimi ardı ardına aldığı idam kararlarıyla sadece kendini değil ardındaki Batı''yı da rezil etmeye başlamamışken, 25 Aralık''tan 30 Mart''a giden o korkunç kaosun başındayken de belliydi ne olacağı, bugün de öyle. ABD Basın Sözcüleri''nin ağzından, içinde ''Türkiye'', ''özgürlük'', ''endişe'' kelimeleri geçen bir cümle için kırk takla atan ''embedded'' gazeteciler küçük istasyonlarda sallanadursun, oval ofislerde bunların değil, gücün, istikrarın ve menfaatlerin konuşulduğunu cümle âlem görüyor, demokrasinin ''d''sinin, özgürlüğün ''ö''sünün olmadığı Körfez ülkeleriyle ABD''nin nasıl can ciğer kuzu sarması olduğunu biliyor.
O yüzden Erdoğan daha tokadı vurmadan, örgüt ve sevdalıları bu kadar çok çığlık atıyor. Beyaz Saray ise bu sırada, Erdoğan''ın PBS röportajında yaptığı, ''ABD''nin talep ettiği 10 adet geri iadeyi uygulamış bir ülke olarak, şimdi NATO müttefikimizden aynı şekilde davranmasını bekliyoruz'' uyarısı yüzünden tırnaklarını yiyor. Devrileceğini zannettikleri süreçten güçlenerek çıkan adam, Gülen''le ilgili iade talebi gerçekleşmezse bundan sonra El Kaide''den Rusya''ya hangi konuda ABD''ye yumuşak davranır, Allah bilir.
Önerim beddua seansları bırakılıp tez dua seanslarına başlansın ve liderlerinin faydadan çok zarar getirmeye başladığı düşünülüp ''Zaten çok yaşlı ve hastaydı'' diyerek üstünü örtecekleri bir Amerikan istihbaratı fecaati yaşanmasın.
Başlıklar :
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.