Gönül dünyamızın mimarlarından bir irfan âlimi: İbrahim Akkökler
04:00, 27/07/2026, Pazartesi
Yeni Şafak

Arşiv.
S
erkan Kamacı/Ney Sanatkârı, Kültür ve Turizm Bakanlığı
Maneviyat dünyamızın ve kültür atlasımızın sessiz kahramanları, asırlar boyu hakikat nefesini nesilden nesile aktaran irfan erenleri olmuştur. Bizler inanıyoruz ki, kültür ve sanat hayatımızın o meşakkatli basamakları ancak manevi büyüklerimizin nazarları, nefesleri ve himmetleriyle tırmanılabilir. Dünya hayatının bitmek bilmeyen koşuşturması içerisinde bizlere her daim doğruyu, iyiyi ve en güzeli işaret eden manevi rehberler; ahlakımızı güzelleştirmek ve Efendimiz aleyhissalâtü vesselâm ile olan manevi münasebetimizi kuvvetlendirmek adına medeniyetimizin en hayati unsurlarıdır.
Tasavvuf musikimizin bugüne en doğru, en saf ve en güzel şekliyle ulaşmasında büyük emekleri bulunan, kültür hayatımızın gizli hazinelerinden biri de Muzaffer Ozak Efendi Hazretleri’nin halifelerinden merhum İbrahim Akkökler Hocaefendi’dir. Dokunduğu her yürekte derin izler bırakmış olan bu gönül sultanı, hem ilim ve irfan dünyasındaki hizmetleriyle hem de Cumhuriyet dönemi sivil havacılığımıza kattığı değerlerle müstesna bir şahsiyettir.
YÂR-I SADIK HALKASININ MERKEZİNDE YER ALDI
İbrahim Akkökler, gençlik yıllarından itibaren ilim, irfan ve tasavvuf çevreleriyle hemhal oldu. Sahaflar Çarşısı’ndaki meşhur dükkânında Sahaf Muzaffer Ozak Efendi’nin en yakın hizmetdaşı, sırdaşı ve can yoldaşı olan Akkökler, Muzaffer Efendi’nin muhabbetle hitap ettiği şekliyle o “yâr-ı sâdık” halkasının merkezinde yer aldı. Nitekim Muzaffer Ozak Efendi, İbrahim Akkökler’e yazdığı bir mektubunda bu sarsılmaz sadakati ve sevgiyi mühürleyerek; “İhvân-ı yârân çoğaldı, velâkin yâr-ı sâdık bulmak güç...” ifadelerini kullanmıştı. İşte İbrahim Akkökler, o bulunması güç olan sadık dostlardan biri olarak Sahaflar Çarşısı’nda kurulan gönül köprülerinin bizzat şahidi ve taşıyıcısı oldu.
İbrahim Akkökler, klasik geleneksel irfan birikimini çağdaş donanımla birleştiren son derece çok yönlü bir portre çizmiştir. O dönem için parmakla gösterilecek derecede ileri düzeydeki İngilizce bilgisi sayesinde, Sahaflar Çarşısı’na ve Halvetî-Cerrâhî asitanesine dünyanın dört bir yanından gelen, İslam’ı ve tasavvufu öğrenmek için can atan yabancı misafirlere gönüllü rehberlik ve tercümanlık yaptı. Hakikat kelamının Doğu’dan Batı’ya uluslararası ölçekte anlaşılmasına, pek çok yabancı akademisyen ve mütefekkirin İslam’ın estetik yüzüyle tanışmasına vesile oldu.
HAVACILIK TARİHİMİZDE VE KÜLTÜR ATLASIMIZDA SİLİNMEZ İZLER BIRAKTI
İrfan dünyasındaki bu hizmetlerinin yanı sıra mesleki hayatında da öncü ve kurucu bir role sahipti. Sivil havacılık alanında uzun yıllar idari ve teknik kadrolarda hizmet vererek Türkiye’de havacılığın gelişmesinde, ilerlemesinde ve kurumsallaşmasında çok kıymetli pay sahibi oldu. Mesleki ciddiyeti ile manevi derinliğini mükemmel bir muvazene ile yürütmesini bildi.
Manevi şahsiyetinin en belirgin vasıflarından biri de derin Ehl-i Beyt sevgisi ve hususiyle Hz. Hüseyin Efendimize duyduğu sarsılmaz bağlılıktı. Sohbetlerinde Ehl-i Beyt muhabbetini, Allah sevdası ile Rasulullah aşkını daima merkeze alırdı. Klasik Türk musikisine, ney sadasına ve ilahilere olan derin vukufu, tasavvuf musikisinin aslına uygun şekilde yaşatılmasına hizmet etti. Bununla birlikte muazzam bir rüya tabircisi olan Akkökler, en sıkıntılı rüyaları dahi hayra ve inşirah vesilesine yoran kuşatıcı bir tevazuya ve iyimserliğe sahipti. Evinde tuttuğu notlarla bizzat derdine derman olmaya çalıştığı hacet sahiplerinin isimlerini saklar, kapısına gelen kimseyi geri çevirmezdi. Gönlüne dokunduğu sayısız insan güzeliyle 31 Ocak 2014 tarihinde beka âlemine, Hakk’ın rahmetine kavuşan İbrahim Akkökler Hocaefendi; hem havacılık tarihimizde hem de kültür atlasımızda silinmez izler bırakmıştır. Rabbim mekânını cennet, makamını âlî eylesin...
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.