Riyalpolitik geri dönüyor!

04:00, 28/01/2025, SalıG: Güncelleme: 12:31, 28/01/2025, Salı
Yeni Şafak
Riyalpolitik geri dönüyor!
Donald Trump.

Trump’ın “sığ pragmatizm” olarak tanımlanan dış politikası, ekonomik kazançları ve maliyetleri temel öncelik haline getiren bir yaklaşımı temsil ediyor. Trump, başkanlık koltuğuna otururken ABD’nin küresel müttefiklerine sağladığı güvenlik garantilerinin ülkeye ekonomik olarak büyük bir yük getirdiği konusunda açık bir tavır sergiledi.

Doç. Dr. Necmettin Acar / Mardin Artuklu Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı

Trump’ın ikinci başkanlık döneminin başlaması, küresel siyasette ciddi değişimlere kapı aralayabilir. İlk döneminde “Önce Amerika” sloganıyla şekillenen ekonomik ve pragmatik dış politika anlayışı, bu beklentinin temelini oluşturuyor. Geleneksel diplomatik öncelikleri geri plana atan bu yaklaşım, ekonomik kazançlara ve ticaret anlaşmalarına odaklanmasıyla dikkat çekiyor.

Trump’ın ilk döneminde Riyad’a yaptığı ziyaret ve bu ziyaret sırasında 110 milyar dolarlık anlaşma imzalaması, onun dış politikasındaki ekonomik odaklı yaklaşımın somut bir örneğiydi. İkinci döneminde Riyad’a yeniden gitmeyi planladığını ve bu kez bir trilyon dolar gibi devasa bir miktarla geri dönmeyi hedeflediğini açıklaması, Orta Doğu siyasetinde riyalpolitiğin yeniden güç kazanacağının sinyallerini veriyor. Bu yazının temel iddiası bölgede kurulacak yeni statükonun parametrelerinin Suudi Arabistan’ın güvenlik ihtiyaçları ve Trump’ın “sığ pragmatizmi” tarafından belirleneceğidir.

BAŞKANIN SIĞ PRAGMATİZMİ

Trump’ın “sığ pragmatizm” olarak tanımlanan dış politikası, ekonomik kazançları ve maliyetleri temel öncelik haline getiren bir yaklaşımı temsil ediyor. Trump, başkanlık koltuğuna otururken ABD’nin küresel müttefiklerine sağladığı güvenlik garantilerinin ülkeye ekonomik olarak büyük bir yük getirdiği konusunda açık bir tavır sergiledi. Aynı zamanda dünyanın dört bir yanına yayılmış ABD askeri üslerinin maliyetlerinden rahatsızlığını ifade edip ve bu maliyetlerin müttefikler tarafından paylaşılmasını veya tamamen karşılanmasını istedi. Bu yaklaşım, ABD’nin dış politika eylemlerinde masrafların kim tarafından karşılanacağına dair yeni bir tartışma başlattı. Yönetiminde iş dünyasından isimlere ağırlık vermesi ve deneyimli bürokratlara mesafeli durması, ülkeyi bir şirket gibi yönetme vizyonunu güçlendiren adımlar arasında.

Son bir haftada yaşananlardan Trump’ın ABD’nin ekonomik kazançlarını artırma ve harcamalarını kısma odaklı bir politika izleyeceği anlaşılıyor. Bu durumda ABD, sağladığı güvenlik garantilerinin maliyetini müttefiklerinden tahsil etmeye çalışacak, maliyetli dış politika adımlarına girmeden önce bu girişimleri finanse edebilecek ortaklar arayacak ve geleneksel liderlik rolü yerine daha sınırlı ve ekonomik çıkar odaklı bir ABD dış politikası izleyecektir.

AL-VER EKSENİ

ABD’de geleneksel diplomatik öncelikleri geri plana atan, ekonomik kazançlara ve ticaret anlaşmalarına odaklanan Trump döneminin başlamasıyla Suudi Arabistan kilit bir aktör olarak öne çıktı. Sınırlı askeri kapasitesi ve zayıf toplumsal meşruiyeti nedeniyle güvenliğini büyük ölçüde ABD’nin sağladığı fiili güvenlik garantilerine dayandıran Riyad, bölgede liderliğini korumak için Trump yönetimiyle daha fazla iş birliğine gitmek zorunda kalacaktır. Petrol gelirlerinden elde ettiği devasa fonlar, Riyad’a bu süreçte esneklik sağlasa da ABD’nin güvenlik garantilerinin maliyetini doğrudan üstlenmesi gerekliliği, ABD-Suudi ilişkilerini “al-ver” eksenine oturtacaktır.

ÇÖZÜM BEKLEYEN KRİZ ALANLARI

Bölgede çözüm bekleyen kriz alanları, Trump’ın ekonomi odaklı dış politikasını daha da öne çıkarıyor. Gazze’nin yeniden imarı ve Filistin siyasetinin geleceği gibi konular, yalnızca insani bir gereklilik değil, bölgesel istikrar için de kritik öneme sahip. Trump yönetiminin İsrail yanlısı tutumu ve ekonomik öncelikleri, Suudi Arabistan gibi müttefiklerin bu süreçte finansal sorumluluk üstlenmesini gerektirebilir. Suudilerin, Gazze’nin yeniden imarına sağlayacağı ekonomik destek Filistin siyasetinde Suudi etkisini artıracaktır.

Benzer şekilde Suriye’nin yeniden inşası ve Esed sonrası dönemin şekillenmesi ve Şam yönetiminin uluslararası meşruiyeti gibi konular ABD’nin aktif desteğine ihtiyaç duyuyor. Ancak bu politikanın maliyetini paylaşacak bölgesel ortakların desteği olmaksızın, Trump’ın tek başına bu sürece yoğunlaşması zor görünüyor. Suudi Arabistan’ın Trump’a sağlayacağı finansal destek, Suriye’de politik sistemin yapılanmasında Suudi etkisini artıracaktır.

Lübnan da bu yeniden yapılanma denkleminde önemli bir yer tutuyor. İsrail saldırıları sonrası tahrip olan altyapı ve ülkede İran’ın nüfuzunun azalması, Lübnan’ı kırılgan bir duruma sürüklemiş durumda. ABD’nin Lübnan’ın istikrarına yönelik sağlayacağı destek, Trump yönetiminin maliyet-fayda hesaplarına ve Riyad’ın oynayacağı role bağlı olacaktır.

YENİ BÖLGESEL DÜZENİN HABERCİSİ

Son dönemde İran’ın bölge genelinde nüfuzunun azalmasıyla Suriye, Lübnan, Filistin gibi alanlarda önemli bir güç boşluğu oluştu. Bu güç boşluğunu doldurmaya en hevesli aday Muhammed bin Selman olacaktır. Suriye, Gazze ve Lübnan’ın imarı ve bu ülkelerde politik sistemin yeniden yapılanması süreci ciddi ekonomik kaynaklara ihtiyaç duyuyor. Suudiler bu kaynağı sağlayacak yegane bölgesel aktördür. Riyad yönetimi Trump’ın sığ pragmatizminden de istifade ederek ABD’nin bölgeye dönük dış patikasının maliyetini üstlenme karşılığında bölgede nüfuzunu genişletmek isteyecektir.

Sonuç olarak, Trump’ın ikinci döneminde ekonomik çıkarların öncelikli olduğu bir dış politika anlayışı, bölgedeki krizlerin çözümünde belirleyici olacaktır. Gazze, Suriye ve Lübnan gibi alanlarda oluşacak yeni statüko, ABD’nin sağlayacağı güvenlik ve diplomatik destek karşılığında Suudi Arabistan’ın ödeyebileceği bedeller üzerine şekillenecektir. Bu durum, Trump’ın “sığ pragmatizmi” ile Riyad’ın güvenlik ihtiyaçlarının bir araya gelerek oluşturduğu yeni bir bölgesel düzenin habercisidir.


Dijital zincirlerimiz: Teknofeodal beylerin gölgesinde bir gençlik
Düşünce Günlüğü
Dijital zincirlerimiz: Teknofeodal beylerin gölgesinde bir gençlik
Elon Musk Uluslararası ilişkilerde yeni bir tehdit mi?
Düşünce Günlüğü
Elon Musk Uluslararası ilişkilerde yeni bir tehdit mi?

Başlıklar :TrumpABDpolitika
Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026