Cennetin Çocukları nefes alacak adres oldu

Sevda Dursun
Sevda Dursun
04:008/04/2026, Çarşamba
G: 8/04/2026, Çarşamba
Yeni Şafak
Evliya Aykan
Evliya Aykan

Yeni başrol karakterleriyle yayın hayatına devam eden Cennetin Çocukları dizisini, Oltacı Bayram karakterini oynayan Evliya Aykan’la konuştuk. TRT 1’de yayınlanan dizinin, entrika ve suç hikayelerine tepkili olan seyircinin atmak istediği tokadı attığını söyleyen Aykan, “Televizyonda nefes alacak bir adres oldu” dedi.

TRT 1 ekranlarında yayınlanan "Cennetin Çocukları" dizisi, özlenen aile sıcaklığı ve dostluk temasını işlemesiyle ekranların yüz akı oldu. Çekimleri Balıkesir'in Ayvalık ilçesi ve çevresinde gerçekleştirilen, hayatları bir şekilde yarım kalmış insanların Ege'nin sıcak kasabası Arafköy'de kesişen yollarını konu alan aile dramı ve komedisi türündeki dizi, bu sezonun en çok izlenenleri arasına girmeyi başardı. İsmail Hacıoğlu’nun diziden ayrılmasıyla yeni başrolleriyle yayın hayatına devam eden diziyi, Oltacı Bayram karakterine hayat veren Evliya Aykan’la konuştuk.

Cennetin Çocukları dizisinin bu kadar çok sevilmesinin sebebi ne sizce?

Ulusal kanallarda entrikaya, suça ve yenge hikayelerine en az bizim kadar tepkili olan seyircinin atmak istediği tokadı atmış oldu Cennet’in Çocukları. Acıyı, korkuyu ve hayat mücadelesini silah kardeşliği üzerinden değil de aile ve yakınlarla paylaşmaya odaklanmış bir hikâye. Nerede eski bayramlar dediğimiz bayramların içindeki aile ve anıları barındıran tatlı bir aile draması ve komedisi. Televizyonda nefes alacak bir adres oldu Cennet’in Çocukları.

HAYALLERİ BÜYÜK CEBİ KÜÇÜK

Dizide oynadığınız Oltacı Bayram nasıl bir karakter? Gerçek hayattaki size benzer yönleri var mı?

Fedakâr, saf ve hayalperest bir adam. Denizden kurtardığı kadını deniz kızı olarak gören yanılsamalarda yaşayan bir karakter. Hayalleri büyük, cebi küçük. Ailesi, kuzenleri ve teyzeleri için yaşayan, kendi önceliklerini sonraya erteleyen minnoş bir adam. Öncelik meselesi olarak birbirimize çok benzetiyorum. Başkası için yaşama, karşıdakinin mutluluğundan mutluluk çıkarma tarafı ikimizde de var. Bireyselliği biraz ezen bir milletiz. Kişisel alanı, zevkleri hor gördüğümüz çok alan var. Evliya biraz daha bireysel olmanın, tadına vardı. Umarım Bayram da bazen sadece kendisi için ufak adımlar atar.

OYNAMADIĞIM ÇOK AZ ŞEY KALDI

Asla oynamam dediğiniz bir karakter veya bir rol var mı?

Benim kariyerimde Çok Güzel Hareketler 2’den ötürü oynamadığım az şey kaldı sanırım. En son Mimar Selim Bey’in karısını ve Squid Game dizisinin katil bebeğini oynayınca yolculuğumun çeşitliliğine ikna oldum. Etiket olarak, bir tecavüzcüyü, kadına şiddet gösteren veya bir ulusu katleden bir diktatörü oynamak istemem. Yalnız yazma sanatı, ironi ve hiciv gücüyle bu karakterleri dahi sanatsal bir estetikle buluşturabilecek güçtedir. Benim şahsi fikrim, bir oyuncu şunu oynamam dediği rolün iyi haliyle karşılaşmamıştır. Kendime çizdiğim sınırların, esnetilebilir yönleri var. Elbette ki sanatsal bir estetik, derinlikli bir hikâyeye sahipse.

Aklınızın kaldığı bir rol var mı?

Bana teklif edilen rolleri düşününce pişman olduğum bir karakter yok. İçime sinen işleri kabul ettim bile. Kendimi hayal ettiğim roller var elbet: Avrupa Yakası’ndan Burhan Altıntop, Leyla ile Mecnun’dan İsmail Abi ve Hayat Güzeldir’den Guido Orefice…

GÜDÜK NECMİ KİM OLACAK?

Başrolün arkadaşı rolleri Doğu dizisinden beri üzerinize yapıştı. En iyi arkadaş ödülü en çok sizin hakkınız. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Herkes ister esas kadın, esas adam olmayı. Peki kim olacak bu işlerin Güdük Necmi’si, Badi Ekrem’i?

Türk dizilerinde en beğendiğiniz ve en çok eleştirdiğiniz şeyler neler?

En beğendiğim özelliğimiz, etkileyen karakterler yaratıyoruz. Sokağın dilini etkiliyor. Bu suç hikâyeleri ile ters tepmiş olsa da... Diğer taraftan suç teması tutunca suç, inanç teması tutunca inanç, yenge tutunca, ki tutmadığı bir dönem yok, hangi tema karşılık bulursa anlıyorum ki önümüzdeki on yıl bunlarla geçecek.

HER 5 MİLYON AYRI DİZİ İZLİYOR

Dizilerin senaryosunun fan kitlesiyle değişip dönüştürüldüğü bir dönem yaşıyoruz. Sizce izleyicinin dizilere bu kadar müdahil olması doğru mu?

Üreten ve tüketen arasındaki bu organik bağı tatlı buluyorum. Yazılana verilen hızlı refleksi değerli buluyorum. Ama bu hız ve bu istek rutini vasıfsız işlerin çoğalmasını, seyircinin bölünmesini sağladı. Eski Türkiye aynı dizileri severdi. Şimdi her 5 milyon ayrı bir dizi izliyor. Kendi fikrini empoze ediyor. Çok hikâye olması, çok renklilik güzeldir. Dikte edilmediği sürece.



#Cennetin Çocukları
#aktüel
#Evliya Aykan