Etik anlatılara ihtiyacımız var

Sevda Dursun
Sevda Dursun
04:004/06/2026, Perşembe
G: 4/06/2026, Perşembe
Yeni Şafak
“Bir Anne Hakkında” filmi
“Bir Anne Hakkında” filmi

Üç çocuklu bir annenin hayat mücadelesini konu alan “Bir Anne Hakkında” filmi, dünya prömiyerini Şanghay’da yapacak. Yeni Şafak’a konuşan yönetmen Büşra Bülbül, esin kaynaklarının geçmişten bugüne anlatılan süte su karıştırma hikâyeleri olduğunu belirterek, “Günümüzde hâlâ bu tarz etik anlatılara ihtiyaç olduğunu düşünüyoruz” dedi.

Yönetmen Büşra Bülbül’ün ilk kurmaca uzun metraj filmi “Bir Anne Hakkında”, dünya prömiyerini Şanghay’da yapacak. Sevda Erginci’nin başrolünü oynadığı TRT ortak yapımı film, 12 Haziran Cuma ve 21 Haziran Pazar tarihleri arasında Çin’in Shanghay şehrinde düzenlenecek Şanghay Uluslararası Film Festivali kapsamında, Asya’nın Yeni Yetenekleri bölümünde izleyiciyle buluşacak. Yapımcılığını Betül Demir’in üstlendiği, Duygu Köse, Ümran Şakır, Osman Doğan ve Ahmet Çelik‘in de rol aldığı film, üç çocuklu bir annenin hayat mücadelesini konu alıyor. İlk filmini ve Şanghay heyecanını Büşra Bülbül’le konuştuk.

Filminin ilk defa seyirciyle buluşmasından dolayı çok heyecanlı olduğunu söyleyen yönetmen Bülbül, “Bütün ekip hep birlikte orada olacağız ve ekip ilk defa filmin bitmiş halini izleyecek. Ayrıca uluslararası prestijli bir mecrada yine uluslararası seyirciyle ilk defa filmimizi paylaşmış olmak gerçekten tarif edilemez bir duyguymuş” dedi.

AHLAKİ DEĞERLERİMİZ DE SİLİKLEŞİYOR

Filmde, Ergenci’nin oynadığı Sibel karakteri, hastanede yatan kocasına bakarken, bir taraftan da sokakta süt satarak geçimini sağlar. Aynı zamanda çocuklarına annelik yapması gerekmektedir. Tabii hepsine birden yetişemez ve acil paraya ihtiyaç duyması sebebiyle zamanla sattığı sütlere su karıştırmaya başlar. Esin kaynaklarının geçmişten bugüne anlatılan süte su karıştırma hikâyeleri olduğunu belirten Bülbül, “Günümüzde hâlâ bu tarz etik anlatılara ihtiyaç olduğunu düşünüyoruz. Bu fikri eşim Bekir ile paylaştığımda hemen bunu bir senaryoya dökme fikri hasıl oldu ve o heyecan bizi buralara kadar getirdi. Bu filmde dert edindiğimiz bir diğer husus, toplumda var olan ancak görünmeyen sınıf ayrımı. Bunu hepimiz hissediyoruz, yaşıyoruz fakat dile getirmiyoruz. Eskiden sınıf çatışması zengin-fakir veya iyi-kötü arasında gerçekleşiyordu. Fakat şimdi bu çatışma gittikçe daha belirsiz bir ayrışmaya dönüştü. Artık alt tabaka ile daha alt tabaka arasında bir çatışma mevcut. İyi ve kötü grileşmeye başladı. Bu adı konulmamış sisli hava, sanki bizim ahlaki değerlerimizin de yavaş yavaş silikleşmesine neden oluyormuş gibi geliyor” diye konuştu.

Büşra Bülbül

İNSANİ BİR ZAAF

Hikâyede Sibel karakterinin bir taraftan çocuklarına annelik yapmaya çalışırken, yani onlara dürüstlüğü öğütlerken; kendisinin yavaş yavaş yanlış yola sapmasından çok etkilendiğini dile getiren Bülbül, “Bu çok insani bir zaaf, bunu hissedebiliyorum. İstikamet üzerindeki küçük bir ahlaksal sapma, bir süre sonra bizi hiç olmadığımız kötücül birisi haline getiriyor. Zaten beni bu filmi çekmeye iten en önemli nokta da bu oldu” ifadelerini kullandı.

ÜLKE OLARAK AŞAMADIĞIMIZ ÖN YARGILAR VAR

  • Başörtülü bir yönetmen olarak sektörde var olma çabalarına da değinen Büşra Bülbül, şunları söyledi: “Aslında bu ayrım sadece Türkiye içinde geçerli bir olgu maalesef... Ülke olarak hâlâ aşamadığımız bazı önyargılar mevcut, bunu ekseriyetle hissediyorum. Fakat yurt -dışında yaptığın iş ile ortaya çıkıyorsun ve bununla değer görüyorsun. Yani bizdeki gibi ön yargısal bir şekil şemalcilik yok. Fakat şunu söylemeliyim ki; anlattığım hikâye bizlere ait bir hikâye, filmdeki Sibel karakteri sanki çok yakından tanıdığım biri. Karakteri inşa ederken kendimden yola çıkarak dramaturjisini oluşturdum. Bunu dışarıdan oryantalist bir bakış açısıyla değil içeriden ve samimi bir şekilde anlatabilmenin önemli bir fark olduğunu düşünüyorum. Bu da seyircide karşılık buluyor. Çamaşır Suyu adlı kısa filmimde de bunu yaşamıştım ve aldığım yorumlardan gayet memnunum.”


#aktüel
#hayat
#toplum