Yazarlar Blinken Parisi hayal kırıklığına uğrattı

Blinken Paris’i hayal kırıklığına uğrattı

Abdullah Muradoğlu
Abdullah Muradoğlu Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

ABD Başkanı Joe Biden’ın Dışişleri Bakanı olarak Antony Blinken’ı seçmiş olması Fransız medyasında büyük bir coşkuyla karşılanmıştı. Gazete manşetlerinde “Franfopon Blinken ABD Dışişleri Bakanı oldu” başlıkları yer alıyordu. Fransız diplomasi çevrelerindeyse “Frankopil Blinken”ın Washington ve Paris arasında önemli bir köprü rolü oynayacağına vurgu yapılıyordu. Fransa ile ABD arasında Trump döneminde ciddi sürtüşmeler yaşanmıştı. Blinken’ın iki ülke arasında yeni sayfa açılmasında son derece yararlı bir misyon üstleneceği düşünülüyordu. Blinken Fransa’ya yaptığı ilk ziyaretinde Paris’te krallar gibi karşılanmıştı.

Akıcı derecede Fransızca konuşan Blinken 1970’llerin başlarında annesinin ikinci evliliği sebebiyle uzun bir süre Fransa’da yaşamıştı. Blinken’ın üvey babası Samuel Pisar hem Fransa, hem ABD’de çok meşhur bir avukat ve yazardı. Melbourne Üniversitesi’nden mezun olan Pisar “Harvard” ve “Sorbonne” hukuk fakültelerinde doktora da yapmıştı. Amerikan Yahudi Kongresi’nin önde gelen isimlerinden olan Pisar ABD Başkanlarından John. F. Kennedy’nin dış ekonomik danışmanı ve sırdaşıydı. Pisar Fransa Cumhurbaşkanları François Mitterand ve Valery Giscard d’Estaing ile de çok yakın arkadaştı. Pisar 1991’de netameli şekilde Atlantik Okyanusu’nda özel yatında denize düşerek hayatını kaybeden medya imparatoru Robert Maxwell’in de avukatıydı. Pisar’ın Maxwell ile son konuşan isimler arasında olduğu söylenir.

ABD Başkanlarından Barack Obama’ya da yakın olan Samuel Pisar, üvey oğlu Blinken’ın kişisel kariyeri üzerinde bir hayli etkili oldu. Pisar 2015’de New York’ta hayatını kaybettiğinde Barack Obama ABD Başkanı, Joe Biden Yardımcısı, Blinken ise Dış İşleri Bakan Yardımcısı’ydı.

ABD, İngiltere ve Avustralya arasında 15 Eylül’de açıklanan “AUKUS Savunma Paktı”, ABD’nin Fransa ile ilişkisinde çok ciddi bir yara açtı. “AUKUS Paktı”, Fransa’nın 2016’da Avustralya ile yaptığı denizaltı sözleşmesini öldürdü. Fransızların “Yüzyılın Sözleşmesi” olarak addettiği sözleşmeye alçaltıcı şekilde son verilmesi Fransa’ya göre tam bir arkadan bıçaklanmaydı.

Fransa, “Yeni Kaledonya” ve “Fransız Polinezyası” üzerinden bölgede kendisini yerleşik güç olarak niteliyor. Bu yüzden “AUKUS Paktı”yla Hint-Pasifikler’de devre dışı bırakılmasını içine sindiremedi. Fransa’ya ait Reunion Adasıysa Avustralya’ya komşuydu. Hatta ABD, Fransa ve Avustralya Pasifikler’de ortak devriyeler gezdiriyorlardı. Fransa ABD tarafından ciddiye alınmamaktan ötürü çok kızgın. Öyle ki Fransa Washington Büyükelçisi’ni geri çekti. Bu vâkâ Fransa-ABD ilişkileri tarihinde bir ilkti. Böylesi bir vâkâ Trump döneminde bile yaşanmadı.

Gerçi Biden Fransa Cumhurbaşkanı Macron ile telefon görüşmesi yaparak teskin etmeye çalıştı. Bu görüşme sonucunda Macron, Washington Büyükelçisi’nin ABD’ye dönmesine izin verdi. Biden “Küçük Napolyon” olmaya hevesli Macron’un sırtını sıvazlayıp pış pışlasa dahi Fransız kamuoyunun öfkesini kısa sürede dindiremeyeceği aşikar gözüküyor. 2022 Nisan’ında Fransa’da seçimler var. Macron, “AUKUS”la uğradığı itibar kaybını gideremez, ciddi bir karşılık veremez ise muhalefet seçimlerde bunu önemli bir koz olarak kullanmak isteyecektir.

Ekim ayı sonunda Roma’da “G-20 Zirvesi” var. Biden ve Macron’un Zirve’de görüşmesi bekleniyor. Bu görüşmede Macron, Biden’dan Avrupa’nın özerk savunmasına destek taahhüdü almak istiyor. Diğer bir yandan Fransa Ocak ayında AB Dönem Başkanlığı’nı üstlenecek. Macron Biden’dan beklediği taahhüdü alamazsa, AB platformunu ABD’ye karşı koz olarak öne sürmeye çalışacak. Fransa “AB” içinde “Avrupa Ordusu” söylemini en fazla dillendiren ülke. Ancak “AB”nin bir blok olarak ABD ile sürtüşmesi pek mümkün değil. ABD’ye rağmen ‘Müşterek Avrupa Ordusu’nun teşekkül ettirilmesi de bir o kadar zor gözüküyor.

Geçtiğimiz hafta içerisinde Blinken “Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün (OECD) Bakanlar Toplantısı için Paris’teydi. Ancak bu kez “Frankopil Blinken” hayli soğuk karşılandı. Bu karşılama ilkine kıyasla sönük geçti. Blinken’ın Macron ile baş başa görüşmesi de sürpriz oldu. Oysa Macron ile Blinken görüşmesi programda yoktu. Blinken mevkidaşı Jean-Yves Le Drian ile görüşmüş olsa da ortak basın toplantısının gerçekleşmemesi dikkat çekiciydi tabii.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.