ABD BaşkanıDonald Trump’ın 19 Eylül’de Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmanın yankıları sürüyor. Trump üye devletlere adeta‘ikincil ülkeler’olarak hitap etti. Oysa BM, bu yaklaşımı ilerletmek için uygun bir forum değil. Zira BM sözleşmesi tüm üyelerinin egemen eşitliği ilkesine dayanıyor. Trump her zaman Amerika’yı ön planda tutacağını vurgulayarak diğer ülkelere de aynı şekilde davranmalarını önerdi. Bu yaklaşım, BM’nin kuruluşunda temel olan, uluslararası sorunlara barış içinde
ABD Başkanı
ın 19 Eylül’de Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmanın yankıları sürüyor. Trump üye devletlere adeta
olarak hitap etti. Oysa BM, bu yaklaşımı ilerletmek için uygun bir forum değil. Zira BM sözleşmesi tüm üyelerinin egemen eşitliği ilkesine dayanıyor. Trump her zaman Amerika’yı ön planda tutacağını vurgulayarak diğer ülkelere de aynı şekilde davranmalarını önerdi. Bu yaklaşım, BM’nin kuruluşunda temel olan, uluslararası sorunlara barış içinde birlikte çözüm bulma ilkesini dışarda bırakıyor. İsveç Dışişleri Bakanı
yaptığı açıklamada “
Trump yanlış zamanda, yanlış izleyiciye yanlış bir konuşma yaptı
” ifadesini kullandı.
Trump bürokrasi ve kötü yönetim nedeniyle BM’nin başarısız olduğunu belirterek reform çağırısı yaptı ama Güvenlik Konseyi’nin oligarşik yapısı hakkında tek kelime etmedi. Küresel oyun, veto hakkına sahip olan ABD, İngiltere, Rusya, Çin ve Fransa tarafından oynanıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “
” sözüyle kastettiği, bu yapının reforme edilerek dünya gerçeklerine uyarlanmasıydı. Trump, bu konunun kenarından bile geçmedi.
Trump’ın konuşma dili “
”ın diliydi. Hatta daha da ötesinde, sıcak savaşlara yol açabilecek bir üslup. Trump sözde dünya barışı için kurulan BM kürsüsünü savaş sahnesi olarak kullandı. Trump’ın konuşmasını, Temmuz’da Polonya’da yaptığı konuşmanın daha üst dilden açılımı olarak değerlendirmek mümkün. Trump Polonyalılara hitap ederken,
un ”
” söylemini çağrıştıran “
” bir dil kullandı.
Trump, Polonya konuşmasında Batı’yı Doğu ve Güney’den gelen müslüman göçmenlere sınırları kapamaya çağırmıştı. Polonya’da “
” tehlikesine dikkat çeken Trump, BM Genel Kurul konuşmasında da bu terimi telaffuz etti. Trump, Polonya konuşması ile BM konuşması arasındaki sürede bu terimi “
”ü anma törenlerde bile kullanmamış ve bu yüzden Amerikan radikal Sağ çevreleri tarafından eleştirilmişti. Aynı süre içerisinde Trump, Beyaz Saray’da etkin görevlere getirdiği ‘Ulusalcı’ danışmanlarını da kapı dışarı etmişti.
Trump BM konuşmasında Türkiye, Ürdün ve Lübnan’a Suriyeli sığınmacıları kabul ettikleri için teşekkür etti. Alman Başbakan
1 milyon mülteciyi kabul edeceğini açıkladığında en sert tepki Trump’tan gelmişti. Trump, müslüman göçmenlere karşı sert politikalar izleyen Polonya ve Macaristan’a ise övgüler yağdırmıştı. Trump, Meksika sınırına duvar inşa ederek ABD’ye göçmen girişini engelleyeceğini vaat etmiş, hatta halkı müslüman 7 ülkenin vatandaşlarının ABD’ye seyahat etmelerini yasaklayan bir kararname yayımlamıştı. Müslüman göçmenleri ABD ve Avrupa’da istemeyen Trump’ın bu teşekkürüne ne demeli?
Breitbart çevresine göre Trump, BM konuşmasının içeriğini Beyaz Saray’daki “
” ekipten ‘kaçırmayı’ başarmıştı. Amerikan medyasında, Beyaz Saray’ın idari patronu
in Trump’ın BM konuşması sırasında başını ellerinin arasına aldığını gösteren kareler yayınladı. Kelly’nin Trump’ın konuşmasını acı içinde izlediği her halinden belliydi.
Trump’ın konuşmasını “
” adeta sevinç çığlıklarıyla karşıladı. Breitbart ve çevresi Globalistler’i Trump’ı kendilerinden çalmakla suçluyordu. Konuşma metnini
ve
nın Beyaz Saray’dan kovulmadan önce Trump’la birlikte kaleme aldıkları iddia edildi. Gorka’nın ortaya attığı bu iddiayı “Beyaz Saray” yalanladıysa bile metnin dilinin “
“olduğunu herkes kabul ediyor. Peki Trump “Globalistler”den uzaklaşıyor ve Breitbart’çı Ulusalcıları’na geri mi dönüyor? Sadece BM konuşmasından hareketle böyle bir kanıya varılamaz. Trump bir tweetle yine herkesi ters köşeye yatırabilir.