Katılan takım sayısından, değişen kurallardan, para için yapılıp masumlaştırmak için adına “su molası” denilen modele kadar paraya endeksli bir organizasyonu onlarca tartışmanın gölgesinde geride bıraktık. Bir golle turnuvanın en az gol yiyen takımı İspanya, turnuvanın en fazla gol atan üçüncü takımı Arjantin’i mağlup ederek kupaya uzandı.
En fazla gol atan Fransa ile İngiltere teselli maçı oynarken, asist ve gol kralını bünyesinden çıkartan Fransa dereceye giremedi.
Enlerin darmadağın olduğu istikrar ve sistemle birlikte, planlamayı doğru yaparak zirve yapan performansıyla büyük organizasyonlara ambargo koyan İspanya, aslında okuyabilirsek dünyaya çok önemli de dersler verdi. Türk Milli Takımı’nın trajedisine değinmeye gerek yok.
Pirimin gölgesinde bedeviler gibi Amerika çöllerinde konaklayan bizim çocuklar, turnuvadan en az pay alan, ismi cismi duyulmamış takımlar arasında yerlerini aldılar. Kısacası bizimkilerde de “En” var ama bizim cenahtaki “En” en zayıf halka kategorisinde tarihe geçti.
Yarı finale kadar Çin işkencesine dönen turnuvanın son haftasında futbol adına bir şeyler hissettiğimiz doğru da, ya finaldeki İspanya’ya ne demeli? Sahadaki konumlanması başlı başına bir meziyet olan İspanyolların ikinci toplara hakim olmasından tutun da, alan ve adam paylaşımındaki kusursuz yardımlaşmaları Arjantin’i adeta mayın tarlasının ortasında bıraktı! Geçiş oyununda sürekli deneyen, olmadı değişkenlik gösteren formasyonun bu denli sadakatle ve inatla ortaya koyulması ve Arjantin gibi bir rakibe kabul ettirilmesi gerçekten futbol üstü bir görüntüydü. İspanya’nın bu büyük oyun başarısını ülkemiz takımlarında izleme şansımız olur mu diye düşünmedim değil. Fakat sadece düşündüm, sonra hemen uyandım.
Çünkü bizim coğrafyada ve futbol iklimimizde bir takımın oluşması için bırakın zamanı, haftalık opsiyon bile tanınmıyor.
Belki hayal olacak ama yine de yazayım. Bana göre İspanya’yı Türkiye’de kendisine rol model alacak en ideal kulüp Trabzonspor.
Bulunduğu coğrafyadan taraftarının heyecanına, kulüp performansından saha performansına geçişine kadar birçok avantajı bulunan Trabzonspor, aslında Başkan Ertuğrul Doğan ile Teknik Direktör Fatih Tekke’nin son iki sezonluk periyotta hamlelerini doğru okumalı.
Türk Milli Takımı’nda oyuncusu olmamasına rağmen turnuvadaki diğer maçlarda ismi çokça telaffuz edilen Trabzonspor, belli ki heyecanlı bir döneme girecek. Fakat hayal kırıklığı yaşanmaması için bu heyecanlı dönem taraftara ve camiaya doğru anlatılmalı.
Her zaman belirttiğim gibi oyuncu bütünlüğü, düşünce bütünlüğüyle birlikte oyun bütünlüğünü de beraberinde getirirse, gelişecek oyunla zaman içinde hikaye bir başka kulvara taşınır.
Takımda bu bütünlüğü sağlayabilirsiniz, sorun yok. Fakat önemli olan camianın bu bütünlüğü sağlaması.
Unutmayalım ki panik ve acelecilik, yetki kargaşasını doğurur. Sonrasında oluşacak kaos; gelir bu takımı iki sezon öncesinde olduğu gibi 14 yabancı oyuncunun yarattığı travmanın kapısının önüne koyar.
Bu nedenle herkes; o büyük oyunu hayal edip, meseleyi kendi meselesi gibi algılar ve yapılanmaya destek verirse melese, mesele olmaktan çıkar.
Bu mesele; sadece başkana, yönetime, teknik adama ve oyunculara bırakılacak kadar basit bir mesele değildir.


Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.