Küreselleşme ve neoliberalizmin sonu mu?

04:009/02/2026, Pazartesi
G: 9/02/2026, Pazartesi
Ayşe Böhürler

Bu soruyu İsmail Ertürk hoca, “Çin›in büyümesi Amerika›yı ekonomik ve siyasi olarak nasıl düzenleyecek?” sorusu ekseninde cevaplıyor: “Friedrich August von Hayek Chicago Boys ekolünden neoliberal yaklaşımın babası. Bu yaklaşım Soğuk Savaş yıllarında değer gördü. Amerikan politikaları o yıllarda sadece neoliberalizm ve serbest piyasa önceliğine sahip değildi, Sovyetler Birliği bir rakipti. Amerika komünizmin büyümemesi için kaynaklarını kullandı ama komünizmin yıkılması, Amerika’nın bir siyasi rakibini

Bu soruyu İsmail Ertürk hoca, “Çin›in büyümesi Amerika›yı ekonomik ve siyasi olarak nasıl düzenleyecek?” sorusu ekseninde cevaplıyor:

“Friedrich August von Hayek Chicago Boys ekolünden neoliberal yaklaşımın babası. Bu yaklaşım Soğuk Savaş yıllarında değer gördü. Amerikan politikaları o yıllarda sadece neoliberalizm ve serbest piyasa önceliğine sahip değildi, Sovyetler Birliği bir rakipti. Amerika komünizmin büyümemesi için kaynaklarını kullandı ama komünizmin yıkılması, Amerika’nın bir siyasi rakibini ortadan kaldırdı.

Çin büyürken Amerika’ya siyasi rakip olarak çıkmadı. Ben de kapitalistim, biz de zengin olacağız, bunu birlikte yapalım dedi. O yüzden ben Jeffrey Sachs’ın değerlendirmelerinin eksik olduğunu düşünüyorum. Amerikan merkezli bakıyorlar, küresel bakmıyorlar. Bir de çok makroekonomik bakıyorlar. Bu finansallaşma dediğim, şirketlerin davranışlarının makroekonomik sonuçlarını analiz eden bir modelleri yok.


IMF VE DÜNYA BANKASI YERİNE YENİ KURUMLAR OLMALI

IMF ve Dünya Bankası yerine dünyada yeni kurumların olması gerekiyor. Çin siyasi bir rakip değil. O ekonomik olarak büyümek istiyor, küreselleşme işine geliyor.

Trump’ın etrafında bir sürü siyasi felsefeci var ve neoliberal ekolü de terk etmiş değil. Ancak artık rakip komünizm değil. Neoliberalizmin şimdiki düşmanı; çevre, yeşil ekonomi ve onunla ilişkilendirilen girişimler. Trump’ın arkasındaki ideolojiyi geliştiren birtakım think tank’ler Avrupa’da, Amerika’da kendi düşünce kuruluşlarıyla birlikte benzer fikirlerin altyapısını kuruyorlar. ABD, Avrupa sağı ekseninde yeni bir form kazanan neoliberalizm devleti küresel ısınma, yeşil ekonomi ve biyoçeşitliliği ciddiye alan siyasi görüşlere karşı koruma refleksi geliştiriyor. Çin ise bunun tam karşısında konuşlandı. Çin, ekonomisinin yüzde 50’sinin küresel ısınmadan dolayı riskli olduğunu hesapladı. Ekonomik gücünü korumak için yeşil ekonomiyi önceledi.

Trump’ın politik seçimleri çok kesin. Bunda Trump’ın psikolojisi bir açıklayıcı faktör olarak kullanılabilir. Trump’ın gözünde güçlüler ve zayıflar var. Putin’i güçlü görüyor mesela. Trump ve arkadaşlarının bir başka bakış açıları daha var o da uluslara bakıyorlar ve dünya medeniyetine hangi ülkeler katkıda bulundu diye soruyorlar. Diğer taraftan güçlülerin zayıfları yenmesini doğal buluyorlar, oradan Darwinizme kadar gidenler var. Güçlü olanlar ayakta kalacak derken Trump, Avrupa’ya zayıf diyor, Çin›i, Rusya’yı ciddiye alıyor.

Trump’ın ekonomik alanda yaptığı hamleler küresel boyutta güvenliğe etki ediyor.

Bu hamlelerin neye tekabül ettiğini anlamak için uzmanlar Peter Zeihan’ın 2022 yılında yayınladığı The End of the World. Is Just the Beginning isimli kitabını öneriyorlar.

Zeihan diyor ki: ‘Aslında bir küresel çöküş yok ama küreselleşme çözülüyor.’ Bölgesel güçler yükseliyor. Yazar bu çözülmenin yaşandığı beş alan tespit ediyor: güvenlik enerji, demografi, tedarik zincirleri ve rezerv para birimi. Bu alanlardaki çözülmelerin çok daha gerilerden başladığını söyleyerek ‘Trump’ın 1987 yılında daha başkan bile değilken, Amerika Birleşik Devletleri’nin önde gelen gazetesine tam sayfa verdiği ilana bakın.’ diyor. Bu ilanı verdiğinde Trump başkan adayı dahi değil. İlanda diyor ki: ‘Japonya’nın bekçiliğini yapmamız yeter, başkası için Amerika’nın paralarını bu kadar çarçur ettiğimiz yeter.’

Trump’ın tüm ekonomik hamleleri düşünülmüş ve birbirinin devamı.

İlk adımı OPEC üzerinde kurulan baskılar oluşturdu. Petrol fiyatlarının düşmesinden en çok etkilenecek ülke Rusya ve İran’dı. Petrol fiyatı 60 dolar üzerinde sabitlendi. İkincisi Amerika›nın rezerv varlıkları alanında ciddi hamleler yaptı. Altın rezervlerini merkezileştirdi. Bitcoin’i regülasyon altına aldı, dijital dolar rezerv projelerine hız kazandırdı. Amerika Birleşik Devletleri’nin dünyanın bekçisi olmayı bıraktırıp ekonomik egemenlik peşinde koşmaya yönlendiriyor. Zeihan kitapta bunu Truman Doktrini başlangıcına benzetiyor. Truman Doktrini ile Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere’den dünya hegemonyasını teslim almıştı. Trump doktrinine meydan okuyan bir başkan değil, tam tersi sahip çıkan bir başkan.

NATO’yu da konsolide etti, NATO’yu yeni kuvvet yapısına büründürerek Çin’e yönlendirdi.

Trump’ın söylem olarak kullandığı önemli bir cümle var: ‘Bir ürünün nereden geldiği önemli değil. Bu ürünün geldiği ülkeye güvenebilir miyiz?’ Birinci önceliği güvenlik, ilişkilerini güvenlik üzerine kuruyor. Beş ana alandan birisi olan tedarik zincirindeki kesilmeleri engellemeye çalışıyor.

ABD’de son yıllarda emeklilik fonlarında ciddi anlamda da düşüş başladı. Bu, özellikle orta sınıf ve yaşlılar üzerinde çok olumsuz etki yapıyor. Trump diğer taraftan da yok olan orta sınıfı koruyor.

İran›la olan ilişkileri ciddi bir savaşa dönüşmeden götürerek, Orta Doğu’dan maliyeti olduğu gibi azaltıp, Çin hedefine dönmek isterken yaptırımlarla Rusya’yı köşeye sıkıştırıyor.

Türkiye ise Orta Doğu’da önemli bölgesel bir rol almış durumda.


EKOLOJİK GÜVENLİK

Ekolojik güvenlik yaşamı tehdit etmesinin ötesinde finans sistemi ile de ilintili. Körfez ülkeleri de, İsrail de, Amerikan fon şirketleri de ciddi şekilde tarla satın alıyorlar. Ekolojik sorunlar artık önemli bir güvenlik konusu olmuş durumda. Küresel ısınma ileri boyutta, yeşil enerji ise çok maliyetli. Böyle bir ortamda ekonominin yeniden kurulmasına, ekolojik güvenlik sağlayan girişimlere Trump, olur diyor. ‘Florida’dan kalkar Kanada’yı alır, yerleşiriz ya da daha serin yere gideriz.’ Savaş çıkarmadan çözüm arıyor.

Birçok ülke Avrupa Kalkınma Bankası’ndan ciddi kredi alarak filolarını yeşile dönüştürüyorlar. Avrupa, ‘eğer sizin geminiz işte bu kadar karbon emisyonu yapıyorsa benim limanına giremez’ diye kurallar koymaya başlayınca Trump da Avrupa’ya savaş açmaya başladı. Avrupa Amerika’dan bağımsız kendi savunma sanayilerini kurmaya başladı. Almanya ilk kez borçlanma oranlarını yüzde 3’ün üzerinde artırdı.

Trump’a hiç kimse güvenmiyor, ne yapacağı, kiminle ortaklık kuracağı belli değil. Tüm bunların ortasında Türkiye güzel bir yerde bulunuyor. Çin için de Türkiye önemli. Türkiye’nin Çin ve Avrupa Birliği ilişkilerini de koruyarak ciddi bir ekonomik gelecek kurmak için eline büyük bir şans geçmiş gibi görüyorum.”

Prof. Dr. İsmail Ertürk ile uzun bir sohbetten kalanları özetleyerek aktardım.

Her gün yeni bir olaya uyanırken bu arka plan hafızamızda kalsın diye bu sohbeti yazıya dönüştürerek not düşmek istedim. İsmail hocaya teşekkür ediyorum.


#Politika
#Dünya
#Ayşe Böhürler