27 Mayıs ve ‘genç subaylar sendromu’

04:0030/05/2018, Çarşamba
G: 30/05/2018, Çarşamba
Bülent Orakoğlu

Türkiye bölgesel bir güç ve küresel güç olmaya aday bir ülke olarak eski Türkiye’den nerelere geldi. ‘Bağımsız Türkiye Konsepti’nde stratejik öneme sahip, yerli savunma sistemlerinin dışa bağımlılıktan kurtarılması ve millileştirilmesi adına, Türk Savunma Sanayii’nin son yıllarda yaptığı büyük atılım ve hamleler Türkiye’nin caydırıcı gücünü kat be kat artırarak dost ülkelere güven verirken düşman ülkelere de korku saldı. AK Parti’nin iktidar olduğu 2002 yılından başlayarak günümüze değin vesayet

Türkiye bölgesel bir güç ve küresel güç olmaya aday bir ülke olarak eski Türkiye’den nerelere geldi. ‘Bağımsız Türkiye Konsepti’nde stratejik öneme sahip, yerli savunma sistemlerinin dışa bağımlılıktan kurtarılması ve millileştirilmesi adına, Türk Savunma Sanayii’nin son yıllarda yaptığı büyük atılım ve hamleler Türkiye’nin caydırıcı gücünü kat be kat artırarak dost ülkelere güven verirken düşman ülkelere de korku saldı. AK Parti’nin iktidar olduğu 2002 yılından başlayarak günümüze değin vesayet mekanizmalarının bitirilmesi ve millet iradesinin tecelli etmesi yönünde siyasi iradenin açıkça ortaya koyduğu tavır demokrasinin sürekli geliştiği dinamik bir süreci gözler önüne seriyor. Bu süreç bölgesinde ve dünyada yeni ve güçlü bir Türkiye perspektifini, demokrasi, insan hakları ve özgürlüklerini öne çıkaran reformlar ile taçlandırılmış bir döneme işaret ediyor.



Oysa Türkiye’nin, cumhuriyetin ilk yıllarında Atatürk’ün Cumhurbaşkanı, Fevzi Çakmak’ın Genelkurmay Başkanı olduğu dönemde ‘genç subaylar rahatsız ‘ sendromu ile karşı karşıya kaldığı şair ve yazar Dagobert von Mikusch tarafından kaleme alınan ‘Gazi Mustafa Kemal’ adlı eserde iddia edilmektedir. Yazara göre ‘’Kazım Karabekir ve arkadaşları Mustafa Kemal’i öldürmek için suikast düzenledikleri gerekçesi ile yargılanırlar. Yargılama sırasında Mustafa Kemal, Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak’ı Çeşme’ye çağırır ve Fevzi Çakmak’a mahkemede Kazım Karabekir ve arkadaşlarının idamı yönünde bir karar çıkarsa ordunun tavrının ne olacağını sorar. Fevzi Çakmak’ın vermiş olduğu cevap manidardır. “Genç subaylar rahatsız olacaktır.” Oysa genç subayların rahatsız olduğu tabiri veya sendromunun 27 Mayıs askeri darbesi ile siyasi literatürümüze girdiği sanılmaktaydı.

Genç subaylar rahatsız tabiri veya sendromunun Türkiye’de siyasi iktidar ile TSK arasına nifak tohumları ekmeye ve devletin üst katlarını alttan (alt rütbeler) gelen bir darbe baskısı ile huzursuz etme amaçlı bir psikolojik harp taktiği olduğu düşünüyorum. Zira bu sendromun TSK içinde genç subayların karıştığı tüm olaylarda ordu hiyerarşisini ciddi anlamda tehdit ettiği ibretle incelenmiştir. Bu nedenle bu söyleminin sadece demokrasi ekseninde sivil otoritede değil komuta kademelerinde de sıkıntılar yarattığı bir vakadır.

27 Mayıs 1960 sabahı ‘genç subaylar’ darbe yaptılar. Müdahale alttan geldi. Türkiye genelinde teşkilatlanan genç subaylar Harp Okulu’nu sokaklara dökerek radyoyu ele geçirdiler. Dönemin Genelkurmay Başkanı Rüştü Erdelhun başta olmak üzere Cumhurbaşkanı Bayar’ı,Başbakan Menderes’i bakanları ve iktidar partisi DP’nin tüm milletvekillerini tutukladılar. Demokrat Parti’ye yakın valileri, bürokratları hatta bazı polis memurlarını bile tutukladılar. Tutuklananlar iki sıra halinde silahlı askerlerin arasından geçirilirken tekmeleniyor, tokatlanıyorlardı. Küfür ve tükürük yağmuru altındaydılar. Darbeden çok kısa bir süre sonra TSK’de büyük bir tasfiye hareketine geçildi. Darbeye karşı olması muhtemel 245 general ve amiral çeşitli rütbelerde 4000 subay ve astsubay re’sen emekli edildi. 147 öğretim görevlisi görevlerinden uzaklaştırıldı. Hukuk kuralları hiçe sayılarak subjektif ve peşin hükümlerle karar veren, uydurma bilgi ve belgeler üzerinden yargılama yapan mahkeme 15 kişiyi ölüm, 32 kişiyi de müebbet hapis cezasına çarptırdı. Böylece Türk demokrasi tarihine silinemez bir kara leke bulaşmış oldu.

27 Mayıs darbesi ve Talat Aydemir’in darbe girişimleri, 12 Mart 1971 Muhtırası ve 12 Eylül darbelerinden yaklaşık 25 yıl sonra genç subaylar yeniden tartışılmaya başlanmıştı. Cumhuriyet Gazetesi yazarı Balbay 23 Mayıs 2003 tarihinde “Genç Subaylar Rahatsız” başlığıyla yayınladığı habere dönemin Başbakanı Erdoğan ve Genelkurmay Başkanı Özkök çok sert tepki göstermişlerdi.

AK Parti iktidar olduğu 2002 yılından günümüze kadar, Türkiye’yi hedef alan küresel ve Batılı güçlerin ülkemizi kamplara bölüp kutuplaşma yaratarak iç savaş çıkarmaya yönelik psikolojik harp faaliyetlerinin merkezine yerleştirdikleri İRTİCA ve TÜRBAN konusunun kaşınması hususu siyasi iktidar tarafından alınan hukuki tedbirlerle sona erdirilmişti. Darbelere zemin hazırlayan TSK İç Hizmet Kanunu’nun 35’nci maddesinin iptal edilmesiyle darbelere meşruiyet sağlayan vesayet sistemi de sona erdirilmişti. Bugün başta TSK ve polis teşkilatı içinde türbanlı kadınların görev alması Türkiye’de geçmişte TÜRBAN üzerinden KAOS ve siyasi istikrarsızlık yaratmaya çalışan BATI’ya en güzel cevap olmuştur sanırım.

Darısı 24 Haziran’da yapılacak cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerine inşallah.

#27 Mayıs
#Darbe