Meclis’te dinamik ittifaklar modeli

04:0025/06/2018, Pazartesi
G: 25/06/2018, Pazartesi
Bülent Orakoğlu

Türkiye 2007 yılındaki Anayasa değişikliği ile rejimi değil yönetim sistemini değiştirme yolundaki ilk adımı ‘Cumhurbaşkanı’nı doğrudan halkın seçmesiyle’ atmıştı.Nitekim Cumhurbaşkanı Erdoğan Anayasa değişikliğindeki amacın; siyasi çekişmelere, koalisyonlara, darbe’lere, ekonomik kriz’lere,dış müdahalelere yol açan mevcut zayıf sistemin yerine, istikrarı garanti altına alan güçlü bir yönetim getirmek olduğunu kaydederek bunun için, yasama yürütme ve yargının görev tanımlarının yeniden yapıldığını

Türkiye 2007 yılındaki Anayasa değişikliği ile rejimi değil yönetim sistemini değiştirme yolundaki ilk adımı ‘Cumhurbaşkanı’nı doğrudan halkın seçmesiyle’ atmıştı.


Nitekim Cumhurbaşkanı Erdoğan Anayasa değişikliğindeki amacın; siyasi çekişmelere, koalisyonlara, darbe’lere, ekonomik kriz’lere,dış müdahalelere yol açan mevcut zayıf sistemin yerine, istikrarı garanti altına alan güçlü bir yönetim getirmek olduğunu kaydederek bunun için, yasama yürütme ve yargının görev tanımlarının yeniden yapıldığını açıklamıştı.Demokrasiden, özgürlüklerden ve insan haklarından, cumhuriyetimizin kazanımlarından en küçük bir taviz vermeden yeni bir yönetim sistemin kurulduğunun işaretleri verilmişti.

Türkiye saatler sonra 24 Haziran erken seçiminde Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi doğrultusunda Cumhurbaşkanı ve 27’nci parlamentosu milletvekillerini seçmek için sandıklara gidecek. Öncelikle cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerinin ve yeni sistemin ülkemize hayırlı ve uğurlu olması dileklerimi iletiyorum. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin demokratik hukuk devleti ve ülkemizin bekası açısından önemi tartışılamaz sanırım. Bu yazı cumartesi gecesi seçimden saatler önce kaleme alındı. İnşallah pazartesi günü gazetemizde yayınlanacak. Cumhurbaşkanlığı seçiminde, Erdoğan’ın bir sürpriz yaşanmazsa 1’inci turda ülkemizin bekası açısından kazanacağına kazanması gerektiğine inananlardanım. Parlamentoda ise yeni sisteme göre baraj sıfırlandığı için ve partiler arasında yapılan ittifaklar ile seçimlere katılma gibi olumsuz nedenlere rağmen AK Parti’nin MHP tabanından gelmesi gereken ve Saadet Partisi’nden alması muhtemel oylarla HDP barajı geçse dahi 301 milletvekili veya üstünde bir sayıya erişebileceği kanaatindeyim. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Ak Parti’nin parlamentoda 301’i geçememesi durumunda 7 Haziran’da olduğu gibi erken bir seçime gidebileceği güçlü bir olasılık olarak cumhurbaşkanlığı danışmanları tarafından bile iddia ediliyordu. Ancak Erdoğan katıldığı bir canlı yayında parlamentoda çoğunluğu elde edemezlerse koalisyona gidebilecekleri yönündeki açıklaması çifte seçimler sonrasında geçeceğimiz Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile yakından ilgili. Bazı uzmanlara göre “Bu sistem ile birlikte Türkiye’de kalıcı ittifaklar dönemi seçimle birlikte sona ermesi kuvvetle muhtemel. Burada kasıt bir kabine koalisyonundan çok yasalar konusunda yapılacak uzlaşılar ve ittifaklardır. Erdoğan bu açıklamasıyla seçim sonrasında Meclis’te sadece MHP ile bağlı olmadığı mesajını verdi. Meclis’ten sadece MHP ile birlikte değil, duruma göre farklı partilerle uzlaşıp, ittifak yaparak yasa çıkarabileceğini ortaya koydu. Erdoğan, kalıcı ittifaklar yerine Meclis’te dinamik ittifaklar modelini tercih edecek. Çıkaracağı yasaya göre mecliste farklı siyasi partiler ile uzlaşılar ve ittifaklar arayacak.”

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, Türkiye’nin istikrarının, milletin güveni ve huzurunun ve bekasının teminatı olacağı için Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından gündeme getirilmesi ve 24 Haziran ’cumhurbaşkanlığı seçimlerinde’ Erdoğan’ın güçlü bir aday olarak 1’inci turda ipi göğüsleme şansının çok yüksek oluşu bu kez de Batılı oryantalist güçleri rahatsız etmişti. İngiliz gazetesi The Guardian’da yayımlanan bir analizde Türkiye’nin Ortadoğu ve dünyada (Bölgesel ve küresel güç) giderek daha önemli bir aktör olduğu bu durumun ise Avrupa ve ABD için riskler oluşturduğu savunularak Erdoğan’ın hem Türkiye hem de dünya için bir tehdit olduğu öne sürülmüştü. Analizde en garip ve saçma istek ise Türk seçmenine yapılan ‘Erdoğan’ın iktidardan düşürülmesi ‘çağrısıydı. Bu ve buna benzer skandal çağrılar 15 Temmuz’da ABD ve NATO’nun ajanları olarak Türkiye’yi işgal ve iç savaş projesiyle dize çöktürme operasyonunda kullanılan FETÖ’cü askerleri canı pahasına engelleyen Türk milletine karşı yapılmış açık bir hakaret ve kışkırtma olarak telakki edilecektir şüphesiz. Şüphesiz devletimiz Cumhurbaşkanını hedef alan bu alçakça girişimlere karşı gereğini yapacaktır. Ancak millet olarak bizler de 15 Temmuz ruhu ile sandıklarda verdiğimiz oylar ile bu şer güçlere en güzel cevabı veririz inşallah.

#TBMM
#İttifak