
Türkiye'de uzun yıllardan bu yana devletin kurumları ve siyaset mekanizmaları içine sızarak kurumları ve siyaseti yozlaştıran, Yeni Türkiye'nin darbecilerle ve derin yapılarla yüzleşmesiyle ilgili davaları sulandırarak veya kumpaslarla engelleyen FETÖ, 2009'da Davos'ta yaşanan Van-Minut olayından sonra, uyandırılmıştı. Bu illegal yapı Türkiye'nin Milli Güvenliği ve menfaatlerine karşı, Kaos ve algı faaliyetlerini yurt içinde ve dışında icra etmeye başlamıştı. Üst Aklın yönetim ve kontrolünde etki ve nüfuz ajanı olarak ülkemizde faaliyet gösteren FETÖ mensuplarınca, ilk olarak siyaset mekanizmalarının operasyon el olarak dizayn edildiği süreç başlatılmıştı. CHP ve MHP'ye yönelik şantaj kasetlerinin ortalığa saçılması sonrasında Baykal koltuğunu bırakmak zorunda kalmış, MHP ise 2011 seçimlerinde 2009 yerel seçimlerine göre önemli oy kaybı yaşamıştı. Bu süreçten sonra CHP, MHP ve Büyük Birlik Partisine cemaat kisvesi altında FETÖ'nün çekirdek kadrolarının sızdığı anlaşılmıştı.
FETÖ'nün başarısızlıkla sonuçlanan 7 Şubat 2012 MİT, 17-25 Aralık ve Gezi darbesi girişimleri, 7 Haziran seçimleri sonrasında, HDP-CHP ve MHP'den oluşması planlanan %60 blok projesi ile AK-Parti'yi muhalefete düşürme planı, Bahçeli'nin HDP ile koalisyon yapmayacağı ve erken seçim açıklamasıyla çökmüştü. 1 Kasım'daki erken genel seçimlerde AK-Parti oylarını yaklaşık 9 puan arttırarak 49,48 oy oranı ile 5 ay sonra tekrar tek başına iktidar olmuştu. Bu durum, MHP içinde Bahçeliye karşı tepkilere neden olmuş, Sinan Ogan, Koray Aydın, Meral Akşener ve Ümit Özdağ, Bahçeli yönetimine kazan kaldırarak genel başkanlık için aday olmuşlardı.
Bahçeli 2011 yılında seçimlerden kısa bir süre önce FETÖ tarafından partisinin üst düzey yöneticilerine yapılan kaset operasyonlarına uzun zaman sessiz kalmıştı. Hatta FETÖ'nün parti içindeki faaliyetlerine kontrollü bir şekilde göz yumduğu mahkemenin ''Tüzük Kongresinin'' kararından sonra FETÖ aleyhine yaptığı sert ve suçlayıcı açıklamalardan anlaşılmıştı. (Bizim Paralele teslim edilecek partimiz yoktur! İslamiyet'in yüz karaları, okyanus ötesi kaçkınları, ABD'nin kuklası vs...)
Bu açıklamalar aynı zamanda AK-Partiye karşı gerçekleştirilen 17-25 Aralık darbe girişiminde Bahçeli'nin ortaya koyduğu kırmızı çizgileri ile de çelişiyordu. Şubat 2015 tarihinde, Bahçeli'nin sosyal paylaşım sitesi Twitter'deki adresinden paylaştığı fotoğrafta, masasının üzerinde Aksiyon dergisi ve Bank Asya ile ilgili bir dosya bulunması, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan operasyonlarda, Fetullahçı Terör Örgütüne finansman desteği verdiği için Koza grubuna yapılan baskınları, ''basın ve sermaye grupları üzerinde baskı ve tedirginlik yaratacak davranışlar'' olarak izah etmesi ne anlama geliyordu?
Bütün bu gelişmelerden, MHP lideri Bahçeli'nin partisi içindeki FETÖ yapılanmasını az çok bildiği, ancak bu ekibin kontrolüne girmediği varsayımını çıkarabiliriz. Zira Bahçeli bu yapının MHP'nin kurumsal kimliğine ve liderliğine yapılan saldırılar karşısında hazırlıklı olarak gerekli hukuki ve idari tedbirleri almış görünüyor. Elinde güçlü veriler olduğu muhakkak. Yoksa, 8 Mayıs'ta tüzük kongresi yapılmayacak, diyemezdi. Bir iddiaya göre adayların partiden ihraç edilmesi veya tedbirli olarak disiplin kuruluna sevk edilmeleri dahi adaylıklarını bitirdiğinden, genel merkez en son çare olarak bu yola başvuracak.
Meral Akşener, şüphesiz 28 Şubat sürecinde vesayetçi yapılara karşı dik durmuş, millet iradesini savunan, vatanı ve milletini seven, siyasette önemli bir aktör. Ne yazık ki günümüzde, başta Bahçeli olmak üzere, yerli ve muhafazakar medyada Fetullahçı veya paralelci olmakla itham ediliyor. Bu algının yaratılmasında şüphesiz başta kendisinin 28 Şubat ve paralel yapı medyasında sık sık boy göstermesi ve bazı açıklamaları önemli rol oynuyor. Diğer taraftan FETÖ, kendisinin bilgisi dışında Meral Akşener'in yıldızını parlatma(!) amacıyla yurt içinde ve dışında bazı faaliyetlerde bulunarak, bazı şaibeli strateji veya danışmanlık şirketlerini de devreye sokarak, Akşener'in topuk seslerinin geldiği algısını yurt içinde ve dışında medyada dillendirmek suretiyle iç ve dış kamuoyunu etkilemeye çalışıyor.
Diğer önemli bir husus da, MHP'de lider değişikliğinin FETÖ ve arkasındaki dış güçlerce planlandığı, kısa vadedeki hedefin, mayıs ayında Gezi'nin yıldönümünde sokak terörünü azdırarak, Türkiye'de istikrarsızlık ve KAOS yaratıp iktidarı düşürmek suretiyle, Cumhurbaşkanını etkisiz hale getirmek olduğuna yönelik bazı iddialar kamuoyuna üfleniyor. Bahçeli bugüne kadar ülkücü hareketi sokaklardan uzak tutarak PKK (YDG-H)terör örgütü sempatizanları ile çatışmaya sokmamıştı. Bu nedenle Tüzük Kongresinin neden alelacele bu kadar erken ve Gezi'nin yıldönümüne yakın bir zaman dilimine alındığı pek çok soru işaretlerini de beraberinde getiriyor.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.