Terör üreten küresel merkez

04:0028/03/2016, Pazartesi
G: 13/09/2019, Cuma
Bülent Orakoğlu

Kuzey Atlantik Paktı Organizasyonu (NATO) 1949 tarihinde Belçika, Hollanda, Kanada, ABD, İngiltere başta olmak üzere 12 ülke tarafından kurulmuştu. Türkiye ve Yunanistan 1952 yılında, NATO'ya katıldılar. Daha sonraki yıllarda NATO'ya muhtelif tarihlerde yapılan katılımlarla üye devlet sayısı 28 olmuştu. NATO'nun kuruluş amacı, SSCB'nin Avrupa'daki yayılmasını durdurmaktı. Taraflardan bir veya birkaçına, Avrupa'da yahut Kuzey Amerika'da yapılacak herhangi bir tecavüz, pakta dahil bütün devletlere yapılmış sayılacak, her devlet tecavüze uğrayanların yardımına koşacaktı.



ABD, NATO'nun patronudur. ABD İstihbarat servisi CIA, NATO'yu örtülü operasyonlarda ABD menfaatleri çerçevesinde kullanmaktadır. NATO organizasyonunun bir sivil bir de askeri kanadı bulunuyor. Sivil kanadı Kuzey Atlantik Konseyi oluşturuyor. Askeri departman içindeki 3 komutanlıktan NATO'nun kalbi olarak kabul edilen ''Avrupa Müttefik Komutanlığı'' biriminin başına devamlı ''Amerikalı'' bir general atanıyor. Bu birimin önemi, ''NATO şemsiyesi altında tüm NATO'ya üye devletlerde oluşturulan gizli ve yasadışı 'gölge orduları' (GLADYO) Amerikan ve İngiliz Gizli Servisleri denetiminde ve gözetiminde Paramiliter anti-komünist hücreler olarak kurmak ve eğitmek görevini üstlenmesinden'' kaynaklanıyor.



NATO'nun gizli ordularının görünür hedefi Komünizm tehlikesini bertaraf etmek gibi gözükse de bu Gladyo tipi yapıların resmi yüzüdür. Asıl örtülü amacın, Amerikan menfaatleri ve çıkarlarını korumak olduğu ve gelişen konjonktüre göre gerekirse ''NATO ülkelerinin dahi hedef alınabildiği'' günümüzde tüm yönleriyle ortaya çıkmış gerçeklere işaret ediyor. Türkiye'de sistematik ve organize bir şekilde, Suriye kaynaklı terör üreten küresel merkezin kontrolünde, PKK ve DEAŞ tarafından gerçekleştirilen uluslararası terör saldırıları bu kez Belçika'nın başkenti Brüksel'i vurdu.



Avrupa Birliği'nin 3 ana kurumu olan, AB Komisyonu, AB Bakanlar Konseyi ve Avrupa Parlamentosu resmi organlarının büyük çoğunluğunun Brüksel'de yerleşik olması, bu kentin Avrupa Birliğinin Başkenti olduğu varsayımını da beraberinde getirmişti. Diğer taraftan NATO Merkez Karargahının Brüksel'de olması DEAŞ terör saldırısının neden Brüksel'i hedef seçtiğini ve arka planını ortaya koyarken, ''Belçika'nın kontra bir terör saldırısı ile karşı karşıya kaldığının açık işaretlerini veriyor.



MGK tarafından yapılan açıklamada Ankara, İstanbul ve son olarak Brüksel'de yaşanan terör eylemlerinde farklı gayelerle de olsa aynı yöntemlerin kullanıldığı açıklanmıştı. Türkiye'de PKK ve DEAŞ tarafından gerçekleştirilen terör saldırıları ülkemizin birlik ve beraberliğini, kardeşliğini, turizmini toprak bütünlüğü ve milli güvenliğini tehdit ederken, Brüksel saldırısı da AB ülkeleri ile Türkiye arasında imzalanan ''Mülteci'' anlaşması üzerinden AB ülkelerinin Suriye ve Irak politikalarının terbiye edilmesine yöneliktir. AB ülkelerinin başkenti varsayılan Brüksel vurulmak suretiyle AB ülkelerinin tümüne verilen mesaj, Türkiye'nin ABD ve Rusya karşısında Suriye'de başta güvenli bölge ve sığınmacılar konusunda desteklenmemesi suretiyle Ortadoğu ve dünyada bir güç olmasının önünü kesme operasyonudur. Türkiye'nin G-20 zirvesine başkanlık edeceği toplantıya saatler kala İkinci Paris saldırısının düzenlenmesi de aynı amaca yöneliktir.



DEAŞ'ın Brüksel'de farklı üç noktada patlattığı canlı bomba eyleminde, güvenlik güçlerinin, istihbarat zaafiyetini aşan, adeta terör eylemine yol veren birden fazla kasıtlı hatalar yaptıkları gözlemleniyor. Eylemi gerçekleştiren yabancı savaşçı üç canlı bombacı hakkındaki muhtelif tarihlerde Türkiye tarafından verilen önemli istihbarat ve bilgilerinin göz ardı edilmesi, eyleme davetiye çıkarılması anlamına geliyor. İkinci Paris saldırısı sonrasında Belçika'da yapılan operasyonlarda elde edilen delil ve istihbaratların üzerine gidilmemesi, eylemin gerçekleştirilmesi sonrasında polisin sergilediği pasif tutum, terörü önlememe stratejisi içinde hareket ettikleri anlaşılan Belçika polisinin bu davranış biçimi terör üreten küresel merkezin (Gladyo) Belçika'da yerleşik olmasından mı kaynaklanıyor? Yoksa 1990'lı yıllarda Avrupa Parlamentosu'nun kararına rağmen, Belçika, AB ve NATO ülkelerinde Gladyo yapılarının tasfiye edilememiş olmasının doğal bir sonucu mu yaşanıyor?



NATO ve AB ülkeleri içinde o ülkeleri yöneten siyaset ve üst düzey idarecilerin bilgisi dışında ordu ve istihbarat yapıları içinde kurulan Gladyo tipi illegal yapıların deşifre olması, terör üreten küresel merkezi, Gladyo yapıları dışında ülkeleri kendine ram edecek yeni arayışlara itmişti. Küresel merkez bir taraftan Suriye ve Irak başta olmak üzere Ortadoğu'yu, DEAŞ üzerinden yeniden dizayn ederken diğer taraftan sosyal medya platformları vasıtasıyla 124 ülkeden DEAŞ'e katılmak üzere Suriye'ye gelen yabancı savaşçıları IŞİD kamplarında eğitmekte olduğu bilinen bir durum. Bu savaşçıların, ülkelerine dönmesi sonrasında, uyuyan hücre konumunda tutularak, zamanı geldiğinde ise kurulan hiyerarşik mekanizma sayesinde bu hücrelerin uyandırılarak, küresel merkezin stratejileri doğrultusunda, Gladyo yapılarınca hedef alınan ülkelerin terbiye edilmesine yönelik terör eylemlerinde kullanılıyor olması, örtülü ve asimetrik yeni bir dünya savaşının ayak izlerine mi işaret ediyor?


#küresel merkez
#NATO
#AB
#terör