Terörist başı Gülen’i hangi ABD teslim etmek istedi?

04:0016/10/2017, Pazartesi
G: 18/09/2019, Çarşamba
Bülent Orakoğlu

Amerika ile Türkiye arasında yaşanan vize gerginliği sonrasında ABD Büyükelçisi John Bass’ın yaptığı açıklamalar medyada genellikle itiraf ve tehdit olarak değerlendirildi. Bass Türkiye’de son 9 aydan bu yana DEAŞ tarafından kayda değer bir saldırı yapılmamasının ABD Hükümeti'nin yakın işbirliğinden kaynaklandığı iddiasında bulunmuştu. DEAŞ, PKK, FETÖ, Suriye ve Irak ile ilgili olarak yaptığı asparagas açıklamalar karşısında, başta devletin üst katları, MHP lideri Bahçeli, STK’lar kamuoyu ve medya

Amerika ile Türkiye arasında yaşanan vize gerginliği sonrasında ABD Büyükelçisi John Bass’ın yaptığı açıklamalar medyada genellikle itiraf ve tehdit olarak değerlendirildi. Bass Türkiye’de son 9 aydan bu yana DEAŞ tarafından kayda değer bir saldırı yapılmamasının ABD Hükümeti'nin yakın işbirliğinden kaynaklandığı iddiasında bulunmuştu. DEAŞ, PKK, FETÖ, Suriye ve Irak ile ilgili olarak yaptığı asparagas açıklamalar karşısında, başta devletin üst katları, MHP lideri Bahçeli, STK’lar kamuoyu ve medya John Bass’ın yalanlarına karşı milli ve yerli bir duruş sergilemişti. ABD Büyükelçisi'nin, ‘’İstanbul ve Adana Konsolosluklarını, CIA ve darbe merkezi haline getirmesi, Türkiye aleyhine faaliyetleri ve 15 Temmuz Kalkışması’ndaki rolü‘’ nedeniyle en üst seviyede kınanmış, görüşme istekleri reddedilmişti. Bass hakkında İstenmeyen Kişi (Persona non Grata)uygulamasının bir kademe altı uygulanmıştı. Zira Bass’ın, Amerika’daki iç savaş ve karışıklıktan faydalanarak böylesine önemli bir kararı Amerika’daki hükümetin bilgisi dışında, Obama döneminden kalan bir klik ile işbirliği yapmak suretiyle aldığı savı Türkiye’de devletin üst katlarında kabul görüyor. Şüphesiz bu kararın alınmasında çeşitli kurumlardan gelen istihbarat raporları önemli bir yer tutuyor.


Esasen diplomatik misyondan çok operasyon bir el olan büyükelçi John Bass’ın son açıklaması bir itiraf ve tehditten öte Türkiye’yi hedef alan psikolojik bir harp söylemidir. Açıklamanın zamanlaması ve vize krizi ABD ile Türkiye arasında kritik süreç ve problemlerin yaşandığı bir döneme denk gelmiş veya getirilmiş olabilir. Türkiye’de, 15 Temmuz Kanlı Darbesi veya Kalkışması devlet-millet işbirliğiyle etkisiz hale getirildikten sonra, darbeyi yöneten, katılan tüm FETÖ mensupları ile ilgili olarak ülke genelinde tutuklamalar ve yasal işlemler yapılmıştır. Onlarca iddianame hazırlanıp binlerce FETÖ mensubu mahkemelerde yargılanıp 50 bini devlet kurumlarından ihraç edilirken, Pensilvanya’da ikamet eden kanlı kalkışmanın 1 numaralı sanığı ve FETÖ elebaşı Gülen’in Türkiye’ye iadesi Amerika’dan istenmiştir. Türkiye’nin 100’e yakın dosya ve yargı kararları ile Amerika’ya yaptığı çeşitli taleplere yaklaşık bir yıla yakın zamandan cevap verilmediği gibi ABD, NATO ve AB ülkelerine sığınan binlerce firari FETÖ mensubuna oturma ve ikamet izinleri verilerek teröre destek verilmiştir.

FETÖ’nün başarısız darbe girişimlerinin arkasında azmettirici küresel gücün ABD ve NATO olduğu günümüzde savcılık iddianameleri ve mahkemelerdeki duruşmalarda tüm arka planlarıyla ortaya çıkarılmaya devam ediyor. Bu nedenle ABD, bırakın FETÖ ile ilişkisini kabul etmeyi darbeleri FETÖ’nün gerçekleştirdiğini bile kabul etmezken, bir iki ay önce FBI sürpriz bir şekilde, Adil Öksüz ile Kemal Batmaz’ın 15 Temmuz’dan sadece 2-3 gün önce,11-13 Temmuz arası ABD’ye gidiş ve dönüş yaptıklarını ve birlikte olduklarını gösteren havaalanı kamera görüntülerini Türkiye’ye göndermişti. Bu kez ABD İç Güvenlik Bakanlığı’nın 8 Eylül 2017’de Emniyet Genel Müdürlüğü’ne gönderdiği belgede Kemal Batmaz’ın 1 Ocak 2016’da Amerika’nın New Jersey Eyaleti’nin NeWark Havalimanı'ndaki sorgulamasında bir gece Riviera adlı otelde, ardından da Yavuz Ulusoy isimli arkadaşıyla “İmam Muhammed Fetullah Gülen” ile kalacağı belirtiliyordu. Bu belge 15 Temmuz Darbesi’nin FETÖ tarafından ve terörist başı Gülen liderliğinde gerçekleştirildiğini ispat eden önemli bir delil niteliğinde. Ancak ABD’nin 15 Temmuz Kalkışması’ndan yaklaşık bir yıl sonra Gülen’i, Türkiye’ye teslim edebilecek gelişmelere neden olabilecek böyle bir adımı atmasının sebebi ne olabilirdi diye ülke olarak düşünürken vize gerilimi patlatıldı. ABD ile Türkiye arasında yeni bir sorun yaratılırken Gülen’in iadesi yolu da kapatılmış oluyordu. Bu durum ABD’de yaşanan iç savaşı açıkça ortaya koyuyor. 1’den çok ABD var. Terörist başı Gülen’i teslim etmek isteyen ABD’ye karşı farklı bir ABD devreye giriyor. Türkiye’nin İdlip’e gözlem ve keşif için Rusya ile birlikte müdahale etmesi ile eş zamanlı olarak vize gerilimini yaratan bir ABD?

Amerika’da paralel bir devlet mi kuruldu, yoksa örtülü bir darbe mi oldu? Hiçbiri değil zira ABD’de Amerikan Büyükelçiliği yok!!!

#ABD
#FETÖ
#Fethullah Gülen