Küresel ekonomi, jeopolitik riskler nedeniyle meydana gelen enerji krizi dalgasıyla yüzleşiyor.
Ortadoğu’daki gerilimin tırmanmasıyla birlikte küresel enerji arzının en önemli rotalarından olan Hürmüz ve Babülmendep boğazlarının eş zamanlı olarak riskli hale gelmesi, piyasalardaki dengeleri değiştirmektedir.
Çünkü, dünya petrol ticaretinin beşten birinin ve LNG sevkiyatının çeyreğinin gerçekleştiği Hürmüz Boğazı’nda risk ve Kızıldeniz’in güney kapısı Babülmendep’te Husilerin ticari gemilere yönelik tehditleri artmaya başladı.
Bu tehditler nedeniyle alternatif rotalar olarak öne çıkan Suudi Arabistan’ın Basra Körfezi’ni Kızıldeniz’deki Yanbu Limanı’na bağlayan Doğu-Batı Boru Hattı ile BAE’nin Füceyre Limanı’na uzanan Habşan Boru Hattı gibi karasal baypas hatları tam kapasiteyle çalıştırılsalar dahi Hürmüz boğazından geçen miktarın üçte birinden daha az ham petrol taşınabilmektedir.
Bu miktarın da garanti olmadığı açıktır.
Diğer yandan, Katar ve BAE ülkelerinin LNG arzı için ise hiçbir alternatif rota bulunmamaktadır
Dolayısıyla, Hürmüz’deki sorunlar küresel LNG arzının büyük bir kısmını olumsuz etkilemektedir.
BOĞAZLARDAKİ KRİZİN MALİYETİ ARTIYOR
Hürmüz ve Babülmendep ile oluşan riskli tablo, Ortadoğu deniz enerji ticaretinin iki ana noktası üzerinde yani küresel enerji arz güvenliği üzerinde baskı oluşturduğu gibi küresel ticarette adeta bir çifte darboğaza neden olmaktadır.
Hürmüz’ün alternatifsiz yapısı ile Babülmendep’in Ümit Burnu’na uzanan zorunlu rota değişiklikleri nedeniyle uzayan navlun süreleri, artan sigorta maliyetleri ve spot piyasalardaki ani fiyat sıçramaları kaçınılmaz hale gelmektedir.
Dolayısıyla, piyasalardaki jeopolitik risk primi kalıcı olarak yüksek kalmaktadır.
Diğer yandan, enerji fiyatlarındaki jeopolitik risk primi nedeniyle Brent petrolde yaşanan yükseliş ve LNG fiyatlarındaki artış ekonomiler için doğrudan tehdit olarak öne çıkmaktadır.
YENİ ENERJİ ROTALARININ DEĞERİ ARTIYOR
Hürmüz ve Babülmendep boğazlarının eş zamanlı olarak risk alanına girmesi ve boğaz geçişlerinin jeopolitik riskler ile karşı karşıya kaldığı bu yeni dönem, karasal enerji koridorlarının ve güvenli limanların önemini daha da arttırmaktadır.
Bu nedenle, enerji güvenliğinin ulusal güvenlik meselesine dönüştüğü bu konjonktürde, arz kaynaklarını çeşitlendiren ve güvenli transit koridorları üzerinde konumlanan ülkeler küresel dengelerde belirleyici bir rol oynamaya devam edecektir.
Bu açıdan, TANAP ve BTC, Kerkük-Ceyhan gibi karasal boru hatları ile Ceyhan gibi yüksek kapasiteli depolama ve yükleme terminalleri, bölgesel ve küresel enerji arz güvenliğinde kritik birer istikrar unsuru olarak öne çıkmaktadır.
Şimdi enerjide güvenli liman ve ticaret merkezi olma konusunda adımları hızlandırma zamanıdır.

