O kıçını döndüğün senin tarihindir yapma öyle çocuğum!...

04:009/06/2016, Perşembe
G: 13/09/2019, Cuma
Faruk Aksoy

İstanbul Erkek Lisesi
'ndeki protesto eylemi, malum çevrelerin dikkatini çekti, ilgilerine, alakalarına mazhar oldu.


Okul müdürü

konuşma yaparken, sırtını dönen öğrencinin sırtı sıvazlandı, alnı öpüldü,

“Sizlerden daha fazlasını bekliyoruz”

mesajı verildi.





Amaç belli…



Okulların kapanmasına az bir süre kala, mezuniyet törenleri için

rol/model protesto

eylemleri pazarlamak, yol yordam göstermek…



Bir sonraki aşamada

“İsyan liselere kadar yayıldı, istifa edin, gençliği birbirine kırdıracaksınız”

diyecekler.





Tehlikeli bir tartışma, bunun farkındayım, fakat bu tartışmayı gündemde tutmak bazı yönleriyle beklenenden de hayırlı sonuçlar verebilir.



Bütün mesele,

İstanbul Erkek Lisesi

'nde müdür olan arkadaşın,

Cumhurbaşkanı

ile özdeşleşen, mavi kareli ceketini giyip konuşma yapması değil elbette.



Daha başka, daha derin sebepleri var, bu protestonun.



Yoksa, köşe köşe, sütun sütun yer bulabilir mi, üç beş öğrencinin okul müdürüne sırtını dönmesi!...





Kim ne derse desin,

Türkiye'de

, bazı liseleri

Milli Eğitim Bakanlığı

yönetmiyor.



Buradan başlayalım, bunu tartışalım.



Dünyanın neresinde bulunduğu ülkenin değerleriyle çelişen, kültürüne savaş açmış, bizdeki kadar çok misyoner okulu var, hadi bunu konuşalım.



Bu okullar yasal olarak

Milli Eğitim Bakanlığı

'na bağlılar fakat özel statüleri, ayrıcalıkları, kendilerine has gelenekleri var.



Konu

İstanbul Erkek Lisesi

olduğu için oranın tarihiyle başlayalım isterseniz, bakın neler olmuş…





1884 yılında

, Matematikçi Mehmet Nadir Bey'in, Süleymaniye'de,

kurduğu

ilk özel okul, İstanbul Erkek Lisesi…


Osmanlı

'nın yıkılış döneminde birçok kurum gibi, oradan oraya taşınmış, adı değişmiş ve farklı misyonların kontrolüne girmiş.



Eğitim hayatımızda

'lise'

adını da ilke kez

“İstanbul Erkek Lisesi”

kullanmış.



Osmanlılık

fikri,

Osmanlı

topraklarında haraç/mezat satılırken,

İstanbul Erkek Lisesi

de bundan nasibini almış ve

1913'te

, tamamen

Fransızca müfredat programına

geçmiş, adı da

“İstanbul Sultanisi”

olarak değişmiş.



1917'de

, liseye

22 Alman öğretmen

getirilerek, edebiyat ve tarih dersleri dışında tamamen

Almanca eğitim

başlamış.



(Hiç şüphe yok ki, 1.Dünya Savaşı'nda, Almanlarla beraber saf tutan Osmanlının, savaşta yenilmesinden çok “Alman fikrine” teslim olması, daha büyük bir felakettir ve günümüze kadar devam eden “aşağılık kompleksine” de katmer olmuştur.)




Hikayenin bundan sonrası daha da ilginç…



1942'de

, birden bire

İstanbul Erkek Lisesi'nde

,

Almanca eğitime

son verilmiş.



Çünkü

Almanların, 2.Dünya Savaşı'nda

zor durumda kalmaları, bizde bazı hesapların yeniden yapılmasına sebep olmuş ve böyle bir devlet kararı alınmış.



Tek parti yönetimi, kısa süre önce

Struma gemisindeki
sivil Yahudileri

bile

İstanbul'a

indiremeyecek kadar

Alman müttefikiyken,

ya da

Almanlardan korkuyorken

, savaşta

Almanların

kötüye gitmesiyle alelacele lisenin eğitim dilini değiştirmiş,

Almanca eğitime

son verilmiş.





Savaşın ardından yeniden toparlanma dönemine giren

Almanlar

, eski müttefikleriyle, eğitim ve kültür sahasında ortak projelere girişmişler.



“Ortak proje”

dememe bakmayın, askeri olarak kaybettikleri cepheleri, farklı yöntemlerle elde tutma çabası bu…



Nihayetinde

1958 yılında

, yani

Menderes döneminde

,

Türkiye ve Federal Almanya

arasında

“ikili kültür ve eğitim işbirliği”

anlaşması çerçevesinde, okulun eğitim dili tekrar

Almanca'ya

çevrilmiş.



Bu anlaşmayla birlikte

1963'te

,

Türkçe müfredat

uygulanan dönem son mezunlarını vermiş ve

Alman ekolü

yeniden okula hakim olmuş.





Nasıl olacak şimdi, ne yapacağız yani!...



1942'de, Almanların yenileceğini anlayan İsmet İnönü, Almanca müfredata son verince, zeki, çevik aynı zamanda milli olacak, alkışlanacak ama 2016 yılında Alman Parlamentosu'nda, sözde Ermeni soykırımı yasası kabul edilirken, bunu şiddetle lanetleyen bir Cumhurbaşkanı'nın giydiği ceketi giydi diye İstanbul Erkek Lisesi'nin müdürüne kıç mı gösterilecek?!...




Yapma be çocuğum, yapma!...



Bir kere de ne söylemek istediğimi, şu sırtlan sürüsünden önce sen anla, yapma!...



O kıçını döndüğün yer, senin tarihindir, sana bu şehri yurt yapanların, okuduğun okulun temelini atanların, nice isimsiz kahramanların vurulup yattığı, dünyanın en şerefli insanlık abidesidir!


Dönme!...



Daha önce de senin gibi kıçını milletine, yüzünü efendilerine dönenler oldu!



Geri döndüklerinde, yüzleri tanınmayacak haldeydi…


#İstanbul Erkek Lisesi
#Tarih
#Protesto