‘Kalbi bildiğini iddia etmek küfürdür’, bu ne ağır bir söz değil mi?

Faruk Beşer
Faruk BeşerYeni Şafak Gazete Yazarı
04:00, 02/02/2018, Cuma • Yeni Şafak Haber Merkezi
‘Kalbi bildiğini iddia etmek küfürdür’, bu ne ağır bir söz değil mi?

Demiştik ki, veli bir kul, ya da her hangi bir insan diğer bir insanın kalbindekini bilebilir mi? Açıktır ki bunun iki ihtimali vardır; ya bilebilir, ya bilemez. Hangisi doğru? İşte bunu irdelemeye devam ediyoruz. Bildiğim tek kesin şey, benim başkasının kalbini bilemediğimdir.



Peki, başkalarının bunu bilip bilmediğini nasıl öğrenebiliriz? Bunu ya bir tecrübeye tabi tutarız, ya da bu eğer bir gaybı bilme meselesi ise, o zaman aklın, bilimin ve içtihadın konusu olmaktan çıkar, gaybı bilene, yani Allah’a ve Allah’ın verdiği gayb bilgilerini O’ndan vahiy ile alan Resulüllah’a sorarız. Kısaca ayetlerde ve hadislerde bilebileceğini ya da bilemeyeceğini açıkça söyleyen naslar varsa artık onların dediğinden şüphe etmeyiz. Açık naslar yoksa ama her iki taraftan birine işaretler varsa o zaman da daha başka deliller arar ve birisinden yana kanaate varmaya çalışırız. Ama o takdirde de bu bir kanaat olmayı öte geçmez, yani kesin bir iman meselesi olmaz.

Şimdi geçen yazıda başladığımız seyr-i sülükümüze devam edelim.

Yine 1980’lerin başlarıydı. Ankara Hacı Bayram Camii'nin yanındaki tekkesinde rahmetli Emin Acar Hoca'yı ziyaret etmiştim. Niyetim, doktora tezimle ilgi mecliste yaptığı bir konuşmanın mahiyetini öğrenmek ve ona diğer bazı sorular sormaktı. Beni de halkanın bir yerine oturttular. Hoca sohbetine devam etti. Sormak istediğim şeylerden birini sohbet esnasında cevaplayınca tamam dedim, kalbimdekini bildi. Ama kolay ikna olan birisi olmadığımdan, belki de tevafuk olmuştur diye düşündüm.

Daha sonra İmam Azam Ebu Hanife’nin (r) meşhur beş risalesinden birinde onun şu ifadelerine rastladım. Bunları aşabilmek ise o kadar kolay gözükmüyor.

Birisi ona öğrenmek maksadıyla (müteallim) soru sormaya devam ediyor:

‘Dediklerin güzel, peki şunu da açıklar mısın, Allah insanları ne ile mümin veya kâfir sayar ve biz onlara ne ile mümin veya kâfir deriz?’

Ebu Hanife cevap veriyor:

‘Allah insanlara, kalplerindekine göre mümin ya da kâfir der. Çünkü O kalplerde olanı bilir. Biz ise insanlara dilleriyle açığa vurdukları tasdik ya da inkârları ile, taşıdıkları sembollerle, yaptıkları ibadetlerle mümin ya da kâfir deriz. Mesela biz tanımadığımız bir topluluğa uğrayıp onları mescitte kıbleye dönmüş namaz kılarken görsek onlara mümin deriz ve onlara selam veririz. Gerçekte ise Yahudi ya da Hıristiyan olmuş olabilirler. Resulüllah zamanında münafıklar da böyleydi; Müslümanlar onlara; görünen yönlerine, dillerinin ikrarına bakarak mümin diyorlardı. Ama gerçekte onlar kalplerindeki inkârları sebebiyle Allah katında kâfir idiler. Buradan hareketle biz de bazı insanlara bize görünen yönleriyle mümin deriz, ama onlar gerçekte Allah katında kâfir olabilirler. Başkalarına da kâfir sembolleri taşıdıkları, hiçbir iman belirtisi göstermedikleri için kâfir deriz ama belki onlar da kalplerindeki iman sebebiyle Allah katında mümin olmuş olabilirler. Biz onların namaz kılmalarına muttali olmamış olabiliriz. Ve Allah bizi bu kanaatimizden dolayı hesaba çekmez. Çünkü O bizi kalpleri ve ondaki sırları bilmekle yükümlü tutmamıştır. Rabbimiz bizi sadece şununla yükümlü tutmuştur: Biz, bize görünen yönleriyle insanlara mümin deriz, severiz ya da buğzederiz. İçlerini ise sadece O bilir. Onu sevapları ve günahları yazmakla memur Kiramen-Katibîn melekleri bile bilmez. Onlar da sadece insanın yaptığı eylemleri yazarlar. Kalplerine ulaşma imkânları yoktur. Çünkü kalplerde olanı Allah’tan ve yine ancak O’ndan aldığı vahiy ile bilen resulünden başka hiç kimse bilemez.
Binaenaleyh, kendisine vahiy gelmediği halde kalplerde olanı bildiğini iddia eden kimse, kendisinin âlemlerin rabbi olan Allah’ın ilmine sahip olduğunu söylemiş olur.
Sonuçta kalplerde olanı bildiğini, ya da bunun dışında sadece Allah’ın bilgisinde olan gaybı kendisinin de bildiğini iddia eden kimse çok büyük bir suç işlemiş, ateşi ve küfrü hak etmiş olur’
.

Görüldüğü gibi, Ebu Hanife kalplerde olanın, diğer insanlara göre bir gayb olduğunu söylüyor ve ‘deki, ne göklerde ne yerde gaybı Allah’tan başka hiç kimse bilmez’ (Neml 65) mealindeki ayeti kerimeden hareketle onu kimsenin bilemeyeceğini söylüyor. Göklerde denmesinin sebebi, onu meleklerin de bilemeyeceğinin kast edilmesidir. Metinde gördüğümüz gibi, Ebu Hanife bunu böyle açıklıyor.

İmam Matüridî’nin bile akidedeki içtihatlarının dayanağı olan Ebu Hanife böyle diyor. Efendim, o da bir insandır, yanılmış olamaz mı? Nihayet onun söyledikleri de nas değildir. Başka deliliniz varsa onları getirin, deme hakkına sahipsiniz. Onları da gelecek yazımızda verip meseleyi kapatmaya çalışalım.

Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026