“Çağdaş İslam düşüncesi” terkibi (3)

Ömer Türker
Ömer TürkerYeni Şafak Gazete Yazarı
04:00, 07/09/2026, Pazartesi • Yeni Şafak Haber Merkezi
“Çağdaş İslam düşüncesi” terkibi (3)

Çağdaş İslam düşüncesi terkibindeki anlam ve kapsam daralmasının yol açtığı sonuçlardan biri, neredeyse yüzyıldır düşüncenin asli gündeminin siyasi olmasıdır. Devlet eliyle uygulamaya konulan ve içtimai hayattaki dönüşümü devletin dönüşümünün ardına alarak ilerleyen Batılılaşma ve modernleşme süreci, bilhassa iki alanda anomaliler ortaya çıkardı. Bunlardan birincisi, iktisat; ikincisi siyaset alanıdır. Bu iki alanın anomaliler üretmesinin temel sebebi, modern iktisat ve siyaset düşüncesi ve nizamının klasik dönemde hakim olan iktisat ve siyaset düşüncesi ve nizamından köklü bir şekilde farklılaşmasıdır. İslam’ın klasik döneminden intikal eden siyaset ve iktisat metinlerini okuyup içselleştiren insanlar modern dünyayı anlama ve çözümleme mahareti kazanamıyor. Hakikaten bu sorunu derinden kavramak gerekiyor.

Bir kimse Eşarî, Mâtürîdî, Fârâbî, İbn Sînâ, Gazzâlî, Sühreverdî, Fahreddin er-Râzî, İbnü’l-Arabî, Konevî, Teftâzânî ve Cürcânî gibi büyük mütekellimleri, filozofları, mutasavvıfları ve muhakkikleri okuyup anladığında felsefeyi, kelam ve tasavvufu öğrenebiliyor. Modern dünyada cari olan felsefe, teoloji ve mistisizm tartışmaları sadece farklı görüşleri öğrenmekten ibaret hale geliyor. Bu durum, Eflâtûn, Aristoteles ve Plotinos gibi Yunan ve Helen döneminin büyük filozof ve mistikleri için de geçerlidir. Fakat modern siyasî ve iktisadî düzen kelimenin hakiki anlamıyla büyük dönüşümler içeriyor. Uluslararası ilişkileri anlatan herhangi bir kitabın başlıkları, klasik bir siyaset metninin başlıklarıyla bırakın aynılığı benzerlik bile sergilemez. Bu, klasik ve modern dönem arasında derinden süreklilik olmadığı anlamına gelmiyor, sadece yeni bir dünya düzeninde bulunduğumuzu ve bu düzenin kavram, önerme ve araçlarının klasik dönemdekinden kökten farklı olduğunu ifade ediyor.

Aslında aynı durum teknolojinin de temelinde bulunan fizik ve matematik bilimler için de geçerlidir. Bir kimse İbn Sînâ’nın, Cüveynî’nin veya Fahreddin er-Râzî’nin fiziğini, Harezmî, Nasîruddîn et-Tûsî veya Kemaleddin b. Yunus’un matematik eserlerini okuyarak çağdaş matematik bilimlerinde maharet kazanamaz. Fakat bu alanlarda siyaset ve iktisatta olduğu gibi anomaliler ortaya çıkmıyor. Çünkü fizik ve matematik bilimlerin, klasik dönemin maharetini içererek aştığı, en azından buna kabil olduğu kabul ediliyor. Bu sebeple kimse teorik fizik derslerinde izafiyet teorisini veya kuantum mekaniğini okuyoruz da niçin Aristoteles veya İbn Sînâ fiziği okumuyoruz demiyor. Herkes pekâlâ biliyor ki Aristoteles ve İbn Sînâ fiziği artık bilim ve felsefe tarihçiliğinin işi haline geldi. Eğer bunlardan hareketle yeni dönemin fiziğine katkı olacaksa bunun yolu da büyük filozofların ve fizikçilerin bildik sınırların dışına taşan ilgileri sayesinde olabilir.

Oysa fizik ve matematiğin erişemediği metafizik ile insan iradesiyle inşa edilen varlık alanını düzenleyen siyaset ve iktisat böyle değil. Bunlar, insanın kendisi için anlam ve değerleri keşfedip bir hayat nizamına dönüştürdüğü var oluş seviyelerini ifade etmektedir. Bilhassa modern dünya düzeni iktisadın merkezinde olduğu bir siyasi ve içtimai nizam olduğundan ferdin ve toplumun anlam ve değerleriyle uyuşmayan yahut uyuştuğu fark edilmeyen tüm uygulamalar anomali üretmektedir.

İslam dünyasının son iki yüz yılda yüz yüze kaldığı en ivedi sorun, siyasi ve iktisadi düzenin temel inanç ve değerler doğrultusunda nasıl inşa edileceği meselesi olmuştur ve hala da müslüman aydın ve düşünürlerin önündeki en büyük mesele olarak durmaktadır. Doğal olarak bu durum, siyasi talepleri düşüncenin asli gündemi haline getirmiştir. İktisadın siyasete nispetle epeyce gerilerde kalmasının nedeni, çağdaş iktisadi düzene nüfuzun çok daha zor olması ve ciddi eğitim gerektirmesidir. Bu hususa özel olarak ilgi duymayan yahut ciddi bir eğitim görmeyen aydın ve âlimler iktisadi düzen hakkında yalnızca temel inanç ve değerlerden hareketle bir kısım eleştirel görüşler dile getirebiliyorlar. Fakat siyaset alanı iktisada nispetle hem daha nüfuz edilebilir görünüyor hem de bigane kalınması neredeyse imkânsız içtimai sorunların temerküz ettiği bir karaktere sahip. Bu durum, özellikle Osmanlı’nın son yüzyılında Müslüman toplumların pek çok ivedi sorununun çıkış noktasının siyaset olduğu yolunda bir kanaatin oluşmasına yol açtı. Namık Kemal, Ali Suavi, Said Halim Paşa gibi şahsiyetlerin gündemini siyasetin teorik ve pratik sorunları oluşturdu. Hatta Namık Kemal’in genel olarak yazılarında, Said Halim Paşa’nın
Buhranlarımız
adlı eserinin inanç ve ahlâk başlıklı yazılarında görüldüğü üzere bu düşünürler siyasi olmayan sorunları dahi siyasi sorunların bir parçası olarak ele alma ihtiyacı hissettiler.

Osmanlı sonrasında çağdaş Türkiye’de de aynı refleks devam etti. İzmirli İsmail Hakkı, Babanzâde Ahmed Nâim, Elmalılı Hamdi Yazır ve Ahmed Hamdi Akseki gibi âlim ve aydınlar, siyasi sorunlara doğrudan eğilmenin mümkün olmadığı şartlarda daha ziyade dinî düşüncenin teorik sorunlarına eğilmeye fırsat buldular. Fakat İslam geleneğine atıfla meseleleri ele almak isteyen insanlar daima siyasi sorunların merkezde olduğu bir gizli veya açık gündeme sahip olagelmiştir. Bu nedenle 1920 ve 1980 arasında Türkiye’de siyasi düzenle ilgili sorunlar, bir yandan dinî hayatın asgari taleplerini karşılama ihtiyacından kaynaklanan cemaat yapılarını doğurdu diğer yandan da İslam olmanın haysiyetine yaraşır bir ferdî ve içtimaî hayatın gerektirdiği siyasi düzen taleplerini besleyip büyüttü. 1980 darbesi, siyasi sorunların daha da alevlenmesine yol açtı ve kalıcı etkiler bıraktı. Bu durum, maalesef İslam’ın klasik dönemini anlama ve yorumlama becerisinin asgari seviyeye düştüğü bir döneme denk geldiğinden siyasi sorunları düşüncenin asli sorunları olarak görmeyi pekiştirdi. Dahası, Türkiye’yi tercümeler yoluyla İslam dünyasının muhtelif bölgelerinin kendisine şartlarına göre serpilen düşünce ve hareketlerin etkisine açık hale getirdi. Bu süreç tüm olumlu ve olumsuz taraflarıyla neredeyse iki binli yılların başlarına kadar etkisini sürdürdü ve ancak son yirmi yılda “çağdaş İslam düşüncesinin” gündemi değişmeye başladı. Bu uzun dönemle ilgili konuşulması gereken çok mesele var.

Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026